|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yerel Seçimlerin propaganda etkinlikleri bütün harareti ile sürdüğü şu günlerde, ilginç yorum ve değerlendirmelere şahit olunmaktadır. Öyle ki, iktidar partisine karşı süren "topyekün muhalefet salvoları" müzmin ve miadı dolmuş liderleri de etkilemiyor. Hırs ve kıskançlık aldı başını gidiyor. Geçen yıldaki genel seçimlerde, milletin tasfiye ettiği liderlerin yeni yeni bir kıbırdanış göstermeleri, bize "kanatlanan karıncanın ömrü az olur." kuralını hatırlattı. Bu bakımdan bu seçimlerden sonra Türkiye'de siyasal ortamdan çok, siyasal partilerde çok büyük bir değişim olacak ve bu da lider kadrolarında sürüp gidecek... Yeni bir söylem yok. Yeni bir heyecan ve dinamizm ufukta gözükmüyor. O zaman da kin ve nefret çağrışımı yapan el-kol hareketlerinden başka bir şeye dikkat çekilmiyor... Halbuki, beklenen sevgi ve hoşgörü olmalıydı. Son zamanlarda kulüp başkanlarının gösterdiği "maç sonu" ele-ele, kol-kola yürüyüşlerine siyasiler de "imrenmeli"lerdi. Ve bu işe, "özenle" gazeteler de el atmalı idiler. Olmadı. Çünkü patronların da bir beklentisi vardı. Yazar ve gazetelerini salmışlardır Anadolu'ya... Ve başladılar, çarpıtma ve saptırma eylemlerine... Bir örnek vermek gerekirse, "Sabah"tan Mehmet Altan'ın yazısının başlığına bakmak yeterlidir: "Erdoğan'ın Fenerliliği, Trabzonluları kızdırıyor." Böylece, Başbakan da Trabzon ekonomisine büyük yarar sağlayan TS'un önünü kesiyormuş... Gördünüz mü, saptırma ve kandırma yöntemini... Halbuki, Trabzonlu seçmen, TS'luluk ruhu ile, AK Parti liderine, TS'un eski başkanı dahil, tam 8 mebustan 6'sını layık görmüştür. Böyle bir sonuç, çok partili hayattan beri kimseye nasip olmamıştır. Amma şunu da ispatlayabiliriz ki, aynı durum Rize'de de olmuştur. Nitekim, geçmişte, sırf siyasî rakibi bir "imam hatipli" diye, "siyasî hayatıma mal olsa da, şu imam-hatipleri yok edeceğime and içerim." diyen bir Mes'ut Yılmaz'ın eski genel başkanlığını yaptığı ANAP Rize il başkanı Mustafa Mataracı bakınız basın toplantısında ne diyor: "Yargılanıp aklandıktan sonra yeniden siyasete dönecek sayın Yılmaz'ı yargılamak için sabırsızlananlar, fırsat bekleyenler neyi bekliyorsunuz? Ellerinde fırsat varken ne varsa çıksın yapsınlar. Bu iş meydanlarda nutuk atmakla olmaz. (...) Mesut Yılmaz'ın Rize'ye yaptığı hizmletleri kimse inkar edemez. O Rizelidir. Ve Rize milletvekili idi. Rizeli olup da Siirt'ten milletvekili olmadı." (Karadenizden Günebakış, 9.03.04, sh: 6) Bu "Mataracı" soyadlı kişi, Sayın Tuncay Mataracı'nın nesi acaba? Zira, Sayın Mataracı ve oğlu, Eyüb'te Piyer Loti ve etrafının düzenlenme projesinin müteahhidi... Ve Sayın Başbakan, ebeveyninin köyünde, yeni bir ev yaptı. Demek ki, zaman zaman oraya gidip, "sıla-i rahm"de bulunacak... Öyle ise, bu işte, laf üretmek veya laklakiyet ile siyaset yapmak gibi bir özentide olanlar bilsinler ki, halkımız sporda takımını tutar, sandık başına gider, oyunu kullanır. Bu sefer de öyle olacak... Mataracı'nın eski lideri Yılmaz'ın GS'lı olduğunu, Karadeniz Otoyol projesinde yer alıp, İBŞ Belediye başkanı iken R.T. Erdoğan'ın yanından ayrılmayan bir Mehmet Cengiz'in nasıl "tamınayırum" diye, VİP'den kaçarak FB'lilikte çok renkliliği seçtiğini unutmuş iseler, hemen hava alanı "protokol şef"lerine kadar uzanıp gitsinler... Veya Atatürk hava limanındaki Rizeli gazeteciye sorsunlar... Bu müşahhas emareler, şunu gösteriyor ki, bu ülkede hala sapma ve saptırma eylemleri sürüp gidiyor. Hem de siyaset ve saltanat adına... Bu siyaset ve saltanat işi, ta başından beri böyle... Yani l908'de "Meşrutiyet Meclisi" açıldığında da "böyle beyhude inkılapçı şeytanlar" çıkmadı değil... İşte size, Şarif Eşref'ten bir "hicviye": "Kimseler gelmez idi imdada ehl-i cah
iken.
Demek ki hala şu "politika şeytanları" siyaset sahnesindren silinmiş değil... Fakat, kalıntıları 28 Mart'la son bulacak gibi... On yıl önce, onyıl sonra... Bir 27 Mart'tan bir 28 Mart arasında pek bir fazla zaman yok, büyük milletlerin hayatında...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |