AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Terörle mücadele

Madrid'de, İstanbul'da ve diğer bazı Batı şehirlerinde yaşanan bombalı saldırılar, terörün sadece "uluslararası"laşmadığını, aynı zamanda "küreselleştiği"ni de gösteriyor.

Küreselleşme devletlerin de, örgütlerin de, sivil toplumun da anlamını ve konumunu değiştiriyor. Artık herşeyi kontrol eden ve yönlendiren devletler ve "süpergüç"ler kadar uluslarüstü sermaye ve güç merkezleri de belirleyici olmaya başlıyor.

Yeni durumda devletler sadece vitrindeki aktörler veya "bilgi, sermaye ve değer dolaşımı"nı izleyen kurumsal şahsiyetler olarak fonksiyon görecek gibi...

Benzer şekilde örgütlerin de klasik anlam ve işlevlerinde değişim yaşandığı gözleniyor.

El-Kaide "markası" altındaki bombalama eylemleri siyasi sonuçları ve aktörleri açısından belli bir devlete endekslenemeyecek bir mahiyet taşıyor. Artık dünyanın neresinde bir eylem olsa belli başlı örgütler hemen devreye girerek saldırıları üstleniyor.

Bu eylemleri kimin niçin yaptığından ziyade bu eylemlere karşı gösterilen tepkiler ve bu eylemlerden siyasi çıkar medet uman yönetimler bence daha önemli hale geldi. Eylemleri, aktörlerine yönelik kınama yazılarını bugüne kadar sıkça yazdık.

Bugün iki hususu sorgulamak istiyorum:

1. Terör saldırılarına karşı kim, sahici ne tepki veriyor ve ortak mücadele geliştirilebiliyor mu?

2. Meydana gelen olaylardan kimler siyasi sonuç elde etmeye çalışıyor?

Gerçekten küreselleşen teröre karşı "küresel bir aile" bilinci içinde mücadele edebiliyor mu? Yani dünya halkları bu bilince ne derece sahipler veya terörle mücadele mesajları veren devletler bu konuda somut ne adım atıyorlar?

İstanbul'daki terör olayların sonrasında kimi ülkelerin "kınama" mesajlarının gecikmesi ya da Batı ülkelerinin yüksek ses çıkarmaktan sakınan muğlak tavırları, işbirliğinin uluslararası boyutunun tam bir "fiyasko" olduğunu gösteriyordu. UEFA'nın aldığı karar, terörizme karşı Türkiye'nin yalnız bırakılmasından başka ne anlam ifade ediyordu? Aynı UEFA bugün niye benzer bir karar almadı? Madrid'de eylemleri kınamak için yapılan gösterilerde Avrupalı liderlerin Türkiye'dekinin aksine daha kolay saf tuttuklarını gördük.

Oysa terörle mücadele öncelikle ortak bir terör ve terörist tanımına sahip olmaktan geçer. Son dönemde yaşanan birçok olay, böyle bir zeminin henüz oluşmadığını gösteriyor.

Buna en güzel örnekler Fehriye Erdal ve KADEK olaylarıdır.

Sabancı suikasti sanığı Fehriye Erdal'ın çok sayıda silah ve belgeyle birlikte Belçika'da yakalanmasına rağmen, Türkiye'ye teslim edilmemesi başka nasıl yorumlanabilir? Yine KADEK'in İspanya gibi bazı ülkelerin engellemesi sonucu AB'nin terörist örgütler listesine alınmaması benzer bir yaklaşımın ürünüdür.

Oysa artık "düşmanımın düşmanı olan terörist iyidir" döneminin bitmesi gerektiğini herkes kabul etmelidir.

Küresel terörle mücadelede ortak bir dil ve felsefe üretilmeden işbirliğinin önü açılamaz.

Sanırım Batılı devletler, işbirliğine yönelik "lafta kalan" ve ağır aksak işleyen desteklerini yaşanan son eylemler sonucu gözden geçirecektir.

Avrupa ülkeleri, artık el-Kaide saldırılarının sadece ABD ve müttefiklerine yönelik olmadığını anlamalıdır.

Terörün bir yöntem olarak seçilmesi ve meşrulaştırılmasının daima mazlumları ezdiği ve suçsuz insanları cezalandırıldığı görülmedikçe bir "siyasal yöntem" olarak terör devam edecektir.

Devletlerin ve uluslararası örgütlerin çıkarlarına hizmet etmek için manipülasyon maksadıyla harekete geçirilen örgütlerin kendi davalarına hizmet etmeyecek bir oyunun parçası durumuna geldikleri çok aşikar. Örneğin İspanya'daki saldırıların ABD müttefiklerini tedirgin etmekten çok ABD'nin ortaya koyduğu terör hedefinin daha ciddiye alınmasını ve bu konsept çerçevesinde yapacaklarını meşrulaştırmasını sağlayacağı düşünülebilir.

Büyük Ortadoğu Projesi'nin gerekliliğine yeterince inanmayan AB üyesi ülkelerin ikna olmasında bu tür eylemler dolaylı bir etki yapacaktır.

Bu yüzden iş işten geçmeden "küresel bir aile" olarak hareket etmeye başlamalı ve uluslararası işbirliği sözünün içini doldurmalıyız. Ama bu işbirliğini birilerinin ekmeğine yağ sürecek projeleri desteklemek için değil, masum insanları vuran bir eylem tarzını kabul edilemez ilan etmek için yapmalıyız.


14 Mart 2004
Pazar
 
YALÇIN AKDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED