AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
AİHM: Fransa'dan bile geri

AİHM'nin Leyla Şahin davasında varacağı karar, Hürriyet gazetesinde Zeynel Lüle imzasıyla yayınlanan haberdeki gibi midir, bu henüz kesin değil. Ama sanki karar öyle çıkacakmış gibi yorumlar yapılıyor ve ona göre başörtüsü hakkında bir gelecek tasarımında bulunuluyor.

Eğer öyle çıkacaksa... diyerek biz de bazı şeyler söyleyebiliriz.

İlk söylenecek olan şudur ki, AİHM eğer böyle bir karar verirse, daha baştan, hem Avrupa'da şu an uygulanan özgürlük çerçevesinin gerisinde, hem de bu konuda daha yeni karar almış ve Avrupa'nın gerisinde olduğu için geniş çevrelerde tepki uyandıran Fransa'nın bile gerisinde olacaktır.

Fransa'dan başlayalım: Fransa "dini simgeler"e yasak getiren kararında bu simgelerin devlete ait ilk ve orta dereceli okullarda takılamayacağını öngörüyor. Yasak hem üniversiteleri kapsamıyor hem de özel okulları...

Fransa ki laikliğin en katı biçimde uygulandığı, anayasasında laiklik bulunan tek Avrupa ülkesi... Orada bile bu yasaklama, hem sadece Müslümanlar tarafından değil, Hristiyan ve Museviler tarafından da tepki gördü, çünkü yasak Hristiyanlığa ve Museviliğe ait sembolleri de kapsıyordu.

AİHM'nin yasağı onaylayan eğilimi ise, "kamu alanı" diye nitelenen tüm alanlarda yasak konabilmesini öngörüyor, "laik" diye nitelenen eğitim alanlarında yasak koymanın meşru olduğunu, üniversitelerin yasak kapsamına girebileceğini -zaten Leyla Şahin bir üniversite öğrencisi olarak dava açmıştı- bildiriyor ve "başörtülü okumak isteyen İlahiyat'a gitsin" diyor. Türkiye'de İlahiyatlar'ın bile yasaktan nasibini aldığı, laik üniversite dışında üniversite bulunmadığı, özel okulların bile yasak kapsamında muamele gördüğü dikkate alınırsa, AİHM'nin Fransa'nın gerisine düştüğü çok net olarak görülecektir.

AİHM, ayrıca Avrupa'daki genel özgürlük çerçevesinin de gerisine düşüyor. Mesela Leyla Şahin olayını alalım. Leyla Şahin Türkiye'de başörtülü olarak okuyamadı ve Avusturya'ya gitti. Orada Tıp Fakültesi'ni başörtülü olarak okudu ve mezun oldu. Ne oluyor? Demek ki Leyla Şahin AİHM'nin kararını beklese ve Türkiye'de okulunu bitirmek isteseydi, boşuna beklemiş olacaktı; çünkü AİHM onun eğitimini engelleyen tavra onay verecekti. Nasıl bir iş bu? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi... Bir "Müslüman'ın Avrupa'da halen kullandığı bir -eğitim hakkı-nı bile yadsıyan bir karara yöneliyor.

Bu durumda tüm Avrupa ülkeleri AİHM'nin Türkiye ile ilgili kararını gerekçe gösterip Müslüman bayanların kullandığı özgürlükleri ellerinden mi almaya yönelecekler? Yoksa "AİHM'nin kararı kendisine, biz bugüne kadar insanlarımıza tanıdığımız özgürlüklerden geri adım atmayacağız, bu Avrupa'nın glediği insan hakları standartlarını geriye götürmek olur, ayrıca bu, din ayrımcılığı anlamına gelir, bu da AİHMK'nin kararına gerekçe olan laiklikle bağdaşmaz" mı derler?

AİHM'den gelen bir başka haber, yasak eğiliminin hem çok küçük bir farkla ortaya çıktığı hem de üye İngiliz hukukçunun yasağa karşı direndiği yönündedir.

Bu da, AİHM'nin ne kadar tartışmalı bir alana girdiğinin göstergesidir. Bir insan hakkının tayini ve onunla ilgili özgürlük alanının belirlenmesi çok çok su götürür bir hadisedir. Bir oy farkla "şu insan hakkıdır, şu değildir" demek ve milyonlarca insanın hayatına - inancına -dinine standart getirmek... Bu nasıl bir şeydir 2004'te?

Fransa'nın "dini sembollere yasak" kararı, Amerika tarafından "insan haklarına ağır bir saldırı" olarak değerlendirildi. İngiltere'de buna yakın bir tavır var. Avrupa'da, düşünce planında çok net tepkiler gördü Fransa'nın yasağı, hem de laiklik nokta-i nazarından, hem de İslam'la hiç alakası bulunmayan kesimler tarafından...

Türkiye'de AİHM'nin muhtemel yasak kararı, yasakçı muhitlerde farkedilir bir heyecan oluşturmuş bulunuyor.

Sky Türk'te tartıştığımız, anti emperyalist çizgisiyle tanınan ama yasaktan yana olan bir bayan yazara "Bu yasaklarda Avrupa'daki ayrımcılıktan bir iz görmüyor musunuz?" diye sordum. "Evet vardı, ama yine de yasaktan yanaydı."

Bir yazar AKP'yi zorluyor: "AİHM'nin kararından sonra dini bir inanç ve ibadet olarak mı alacaksınız, yoksa hâlâ dinin bir yaşam biçimi olduğunda ısrar mı edeceksiniz?" diyor...

Yaa, nerelere uzanıyoruz, din bir yaşam biçimi mi, ibadet ve inanç mı? Sanki ibadet ve inanç yaşam biçiminden farklı bir şey, ve sanki başörtüsü ibadetten ve inançtan ayn bir şey!!! Umut bu ya: AİHM kararı, dini yeniden tanzim edecek ve insanlar kafa yapılarını AİHM kararı doğrultusunda tashih edecekler? AİHM kararıyla bir din reformu? Ohh, değme keyfime?

Yoo! O kadar da değil.

AİHM'nin başörtüsüne yasak kararı, tıpkı Türkiye'de o çerçevede verilen Anayasa Mahkemesi kararı gibi, bizzat karar veren kurumları tartışmalı hale getirecektir.

Din alanı... Öyle insan eliyle kolay tanzim edilen bir alan değildir. Sancı Türkiye'de sürüyor, Avrupa'da sürüyor... Sürecek... Hem de sadece İslam'la ilgili olarak değil, belki tüm dinlerle ilgili olarak... Belki bu olgu, dinler arasında daha sağlıklı diyalog alanları açacak...

Hayreddin Karaman Hocam, dünkü Yeni Şafak'ta yazıyordu:

"Başörtüsü davası, inanç baki olduğu sürece- bin yıl da olsa sürecek ve konu kapatılamayacaktır." Bu cümle bir temenni olarak değil, bir sosyal tesbit olarak okunmalı.

AİHM'nin farklı alanlarda da kafa karışıklığına tanık olunmuştur. Ama tarih, başörtüsü ile ilgili bir yasak kararını "en kafası karışık" karar olarak değerlendirecektir.


15 Mart 2004
Pazartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED