AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Tehlikeli provokasiyon..

Geçtiğimiz Salı günü Şam'daydım.. O gün bir grup Kürt, parlamentoya doğru yürüyordu.. Hakları ile ilgili olarak bir dilekçe vereceklerdi.. Yetkililer yürüyenlere dokunulmamasını söylemişlerdi.. Parlamento önüne gelindiğinde tansiyon yükseldi.

Yürüyüşçüler birden bire sloganlar atarak toplu halde binaya girmek istediler. Polis müdahale edince olaylar başladı..

100 kadar yürüyüşçünün yaklaşık 30'u tutuklandı. Bir de görüldü ki; tutuklananlar arasında Amerikan elçiliğinde çalışan bir görevli..

Anlayacağınız bir provakatör..Yani CİA'ci..

Bu olaydan üç gün sonra yani Cuma günü bu kez Kamışlı'da olaylar patlak verdi. O gün şehirde bir futbol karşılaşması vardı.

Kamışlı'nın El-Cihad takımı ile Deyrezor'un El-Futuva yani Gençlik (Türk medyası Fetva diye yazdı) takımı arasında..

Maç başlamadan önce birden bire 'bazı kişiler' Saddam lehine sloganlar atmaya başladı..

Karşı tribünler ise Barzani ve Talabani lehine tezahüratla karşılık verdi.

Çıkan kargaşada 3'ü çocuk 4 kişi ezilerek öldü.

Olayları yatıştırmak için devreye giren güvenlik güçleri havaya ateş ederek ortamı gerginleştirdi.

Ertesi gün artık şehir herşeye hazırdı..

Sokağa dökülen Kürt vatandaşlar önceden hazırlandığı anlaşılan boy boy Kürdistan bayrağı (Irak'ta kullanılan bayrak) ile Barzani ve Talabani'nin posterlerini taşıyarak devlet binalarına saldırmaya başladılar. Bu arada internet siteleri ve cep telefonları ile Kürt gruplara gerekli talimatlar veriliyordu.

Olaylar giderek tırmanıyor ve kontrolden çıkıyordu..

Şehre giren askeri birlikler sokağa çıkma yasağını ilan ederek durumu kontrol altına aldı. Başkan Beşşar Esad, özel bir komisyon kurdurarak şehre gönderdi ve olayların nasıl geliştiğine dair acil bir rapor hazırlamalarını istedi. Esad'ın doğru, objektif ve geçmişin alışkanlıklarından uzak hazırlanmasını istediği raporu halka açıklayacağına ve gereğini yapacağına inanıyorum.

Kamışlı; Kürtler'in, Araplar'ın, Ermeniler'in, Süryaniler'in ve Arap Hıristiyanlar'ın yaşadığı bir şehir..

Tam da Nusaybin'in karşısında..

Bu şehirde yaşayan Kürt ve Ermeniler'in büyük bölümü tehcir döneminde Türkiye'den gelmişlerdir.

Bölge genel olarak petrol ve doğalgaz yatağı..

Suriye'deki Kürtler'in nüfüsu bir milyon civarında.

Yani genel nüfusün % 8-9'u kadar.

Hafız Esad , PKK ile Saddam karşıtı Barzani ve Talabani'yi desteklerken Suriye'deki Kürtler Şam yönetiminden çok memnun idiler. Esad'ın bu desteği Suriye'deki Kürtler'in de örgütlenmesine ve milliyetçilik duygularının kabarmasına katkıda bulundu. Esad'ın Öcalan'ı Ekim 1998'de sınır dışı etmesi ile Şam ile Kürtler arasında dostluk bitti!

Her zaman söyledim ve yazdım..

Kürtler; Araplar, Türkler ve Acemler gibi bu bölgenin temel unsurlarından biridir. Kürtlerin bugün dört coğrafyada yaşamak zorunda bırakılmalarının nedeni bu bölgenin ülke ve ulusları değil, emperyalist ülkelerdir. Emperyalistler, Kürtler'in bu ülkelerde karşılaştıkları insanlık dışı muamelelerde de dolaylı veya dolaysız rol oynamışlardır.

Şu anda da Kürtler'i bu ülkelere karşı kışkırtanlar da bu emperyalist ülke ve güçlerdir.

Tekerrür edilmek istenen bu tarih sahnelerinde Kürtler kendilerine verilen rolleri bir kez daha kabullenir gibi gözüküyorlar.

Amerika'nın Irak'ı işgal etmesini fırsat bilen Kürtler yine emperyalist-siyonist ülke ve güçlerin desteği ile on gündür İran'da, bu hafta da Suriye'de provokasyonlara başladılar. Sıranın ne zaman Türkiye'ye geleceğini hep birlikte göreceğiz.

İşte bu nedenle Amerikalılar ve tabiî ki Barzani ve Talabani Kuzey Irak'ta bulunan 5 bin PKK militanına dokunmiyor.

İşte bu nedenle Türkiye'deki barışçıl sürecin devam ettirilmesi hem Kürtler'in hem de Türk devletinin kaçınılmaz sorumluluğudur.. Akıllı ve insanca olan bu sürecin önemi önümüzdeki dönemde daha da artacaktır..

Herkes provokasyonlara dikkat etmelidir ..

Yurt dışında veya Kuzey Irak'taki Kürt internet sitelerine göz atanlar bu provokasyonların ne kadar yakın olduğunu görürler.

Düşünün ki; Diyarbakır'da bir maçta birileri Apo'nun posterlerini taşısın, başkaları da birilerini onlara saldırtsın..

Aynı şey Suriye'de veya İran'da her an olabilir..

Başta Kürtler olmak üzere herkes bilmelidir ki; oyun gerçekten çok büyük ve tehlikelidir. Tehlike aynı oranda herkes için geçerlidir.

Amerikan desteğini aldıklarını sanan Kürtler bu tehlikenin kendileri için daha az olacağını sanıyorlarsa yanılıyorlar..

100 yıllık tarihlerine bakarlarsa bunun böyle olmadığını göreceklerdir.

Bu bir 'tehdit' veya onların haklarının inkarı anlamına gelmemelidir. Bu dostça ve kardeşçe bir uyarıdır..

Ebette Kürtler de diğer uluslar gibi insanca yaşama hakkına sahip olmalıdırlar. Bunun nasıl olacağını yaşadıkları ülkelerin hükümetleri ile diyaloglarla bulmalıdırlar.

Bu ülkeler de geçmişin inkarcı ve sekter tutumlarından farklı olarak Kürtler'e karşı bakış açılarını değiştirmelidirler.

Herkes daha akıllı ama daha insancıl olmak zorundadır..

Daha önce yazmıştım.

Amerika; Büyük Ortadoğu Projesi ile Ortadoğu'yu küçük devletlere ayrımak istemektedir.

Kamışlı olayları bunun provasıdır..

Olay çok ciddi ve bir o kadar tehlikelidir.

Herkes, ama en çok Kürt kardeşlerimiz dikkatli olmak zorundadırlar..


15 Mart 2004
Pazartesi
 
Dr. HÜSNÜ MAHALLİ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED