AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
Türkiye'de klasik müziğin JÖNTÜRKLERİYİZ

Ülkemizde klasik müzik alanında birbuçuk yıldan beri Batı standartlarında popüler bir klasik müzik dergisi yayınlanıyor. Andante'nin editörü Serhan Bali, "Getirdiğimiz yeniliklerle kendimizi klasik müziğin ülkemizdeki jöntürkleri olarak görüyoruz" diyor.

Andante nasıl yola çıktı?

2002 Ekim ayında ilk sayımızı çıkardık. Tabiî öncesinde epey bir altyapı çalışması yapıldı. Ülkemizde klasik müzik alanında 42 yıldır yalnızca bir Panoyot Abacı'nın yayınladığı 'Orkestra' dergisi var. Ama Andante Batılı çağdaş dergicilik standartlarında çıkan bir dergi. O nedenle tek değil ama Türkiye'nin klasik müzik dergisi diyoruz kendimize. Önceleri ben babamın bir işini yapıyordum. Onu bıraktım dergiye yoğunlaştım.

Sizdeki klasik müzik sevgisi nereden geliyor?

Ortaokul yıllarına uzanıyor. Vivaldi'nin 'Dört Mevsim' adlı eseri çok ilgimi çekmişti. Sonra diğer klasik müzik albümlerini, müzisyenlerini ve giderek yayınlarını tanıdım; takip ettim. O da ayrı bir konu ama klasik müziğe başlamak isteyenlere şimdilerde bile 'Dört Mevsim'i tavsiye ediyorum.

Kimler daha çok okuyor dergiyi ve ne kadar satıyor?

Şu an tirajımız 3500. Bu rakam sanat alanında, hele de müziğin bir dalında yayın yapan bir dergi için takdir edersiniz ki; fena değil. Ancak tabiî yeterli değil ülkemiz için bu rakam. Çünkü beş ilin de devlet orkestrası, özel orkestraları, oda orkestaraları ve pekçok konservatuarı olan Türkiye'de, alanında böylesi önemli yayınlar daha sık takip edilmeli. Konservatuar öğrencilerinin bile müzik yayınlarına ilgisiz kaldığını söylemek mümkün. Müziği bir hobi olarak görenlerin akademisyenlere oranla bize daha fazla destek olduklarını söyleyebilirim.

Andante, adını nereden aldı?

Andante dilimize İtalyanca'dan girmiş ve 'nazik', 'yavaş yavaş yürüyen' anlamlarına gelen bir sözcük. Senfoninin bölümlerinden biri. İsim de çok tuttu. İlk zamanlarda gazetecilerden "Adnante" diyenler oldu. Ama şimdi onlar da alıştı.

Peki klasik müziğe ilgi nasıl ülkemizde?

Türkiye'de klasik müzikle uğraşanlar hiçbir zaman durumdan memnun değil. Her zaman da şikayet edildi. "Bu halk dinlemiyor; bu halk anlamıyor" diye. Tabii bu sözlerin de bir nedeni ve haklılık payları var. Şunu kabul etmeliyiz ki; tarih boyunca Batı'da da, ülkemizde de klasik müzik hep azınlık müziği olagelmiştir. Tabiî bu azınlıktan kasıt; zengin ya da burjuva grubu değil. Dinlediği şeyle ilgilenen, üzerine okumalar yapan, daha bilinçli bir dinleyici kesimi. İnsanlar yıllardan beri gerek Batı'da, gerekse ülkemizde kendilerini düşünmeye sevketmeyen hafif pop ya da dönemine göre arabesk furyalarına kapıldılar. Sonuçta klasik müzik hep küçük bir kitleye hitabedegeldi. Andante'yi yayınlayanlar olarak kendimizi bir anlamda klasik müziğin Türkiye'deki jöntürkleri olarak görüyoruz aslında. Çünkü ciddi içerikli, popüler bir klasik müzik yayını çıkarıyoruz. Tüm çabamız; klasik müziğin o soğuk, ciddi imajının önüne geçmek ve bu türü genelin istifadesine sunabilmek. Bunun için iki ayda bir renkli ropörtajlar ve yoğun içeriklere bürünmüş bir dergiyle okura gidiyoruz.

  • ÖMER ÇAKKAL


  •  
    -PAZARTESİ NOTLARI-
    Kucak dolusu kitap!..
    BREMEN'DE TÜRKİYE SİNEMA GÜNLERİ
    Almanya'nın Bremen kentinde gerçekleşen Türkiye Sinema Günleri, son dönem Türk filmlerinin Almanya'da geçiş yapacağı bir şölen niteliğinde.
    Buğra vefatının 10. yılında anıldı
    Yazar Tarık Buğra, vefatının 10. yılında düzenlenen bir toplantıyla anıldı. Önceki gün Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde yapılan oturuma Prof.Dr.Zeynep Kerman, Beşir Ayvazoğu ve Ergun Göze katıldı. Mehmet Nuri Yardım'ın yönettiği oturumda konuşan Beşir Ayvazoğlu ünlü edebiyatçının öğrencilik, yazarlık ve gazetecilik serüvenlerine değindi. Buğra'nın Edebiyat Fakültesi'nde hocaları Mehmet Kaplan, Ahmet Hamdi Tanpınar'la arkadaş gibi olduğunu ve çıkardıkları Zeytin Dalı dergisi için Buğra'nın yazdığı öykünün Mehmet Kaplan tarafından beğenilmediğini kaydetti. Aynı akşam yazdığı 'Oğlumuz' adlı hikayesini Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlatan Buğra'nın böylece basın camiasıyla tanıştığını söyledi.
    Firuze ekibi Diyarbakır'da
    Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren Neredesin Firuze filminin Diyarbakır galası, oyunculuranı katılımıyla gerçekleşktiriliyor. 17 Mart'ta Cinemall Sinemaları'nda gerçekleştirilecek galaya filmin yönetmeni Ezel Akay'la birlikte oyuncular Haluk Bilginer, Demet Akbağ, Özcan Deniz, Şebnem Dönmez, Cem Özer, Janset, Ruhi Sarı ve Ragıp Savaş'ın katılması bekleniyor. Bilgi için tel: 0412 2523435
    15 Mart 2004
    Pazartesi
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED