|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Londra'ya gidip Osmanlı'yla buluştum" dediğimde, ne olur inanın. Hem de, Osmanlı'nın müziğe dönük yüzüyle buluştum. Padişahların yazdığı ve dinlediği melodilerle doldu kulağım, tarihimizin dehlizlerinde dolaştı durdu zihnim... "Boğaziçi Mehtaplarında SULTAN PORTRELERİ' albümünü her dinledikçe yeni düşünceler üşüşüyor aklıma... 137 yıl önce, Sultan Abdülaziz, Fransa Kralı 3. Napoleon'un dâvetini kabul edip Fransa'ya giderken, İngiliz ve Avusturya tahtlarında oturanlar "Bize de uğrayın" ricasını ulaştırmışlar pâyitahta. O gezinin her karesi önemli de, İngiltere'de Kraliçe Victoria'nın gösterdiği misafirperverlik unutulacak gibi değil... Sultan Abdülaziz onuruna verilen konserde, 1600 kişilik koro, misafire, kendi dilinde "Hoşgeldin" diyen bir eseri seslendirmiş... Londra'daki Türkiye Büyükelçilik rezidansında 137 yıl önceyi canlandıran konferansını dinlediğim Dr. Emre Aracı, "Karşınıza o gün söylenen eseri tekrarlayacak dört genç getirdim" dediğinde merakla doldum. Trinity College'den gencecik dört İngiliz şan öğrencisi, tek sözcüğünü anlamadıkları Türkçe bir eseri seslendirdiler. "Afitâbı nevmi doğdu / Kim zehi nur-u celil / Zillu şemsi ki onu lerzane / Acep nedir sebep, nedir sebep?" sorusuna, 1600 kişilik koro, "Teşrifi, teşrifi Abdülaziz Han şâdumanedir sebep" diye cevap vermiş o tarihî olayda. Aynı sözleri Dr. Aracı'nın "Herbiri dörtyüz koroiste tekabül ediyor" dediği dört kişilik İngiliz korodan dinledik. İngiltere'de yaşayan, Edinburg Üniversitesi'nden doktoralı, Cambridge Osmanlı Araştırmalar Merkezi'nde dersler vermiş müzikologumuz Emre Aracı, sultanların Batı müziğiyle ilgisini II. Mahmud'a götürdü. O dönemden kalma belgeler, Viyana'ya piyano siparişleri verildiğini ve Donizetti Paşa'nın bando-mızıka takımını eğittiğini gösteriyor. Bir konser programından, epey sonraları, Sultan Reşad'ın, Cuma selâmlığından döndüğü Dolmabahçe Sarayı'nda, Tristan ile Isolde konseri dinlediği anlaşılıyor. Kendisi de popüler dans müzikleri besteleyen Sultan Abdülaziz ile ünlü besteci Wagner'in eserlerini aynı yayınevi, Milano'daki Lucce, yayınlarmış... Şaşırtıcı değil mi? Daha da şaşırtıcı olan şu: 1917'de, henüz Birinci Dünya Savaşı'nın bitmediği, Osmanlı ordularının zorlandığı bir dönemde, bir grup subay, Sirkeci'den Avrupa'ya doğru yola çıkmışlar... Kısa süre önce Dolmabahçe Sarayı kapısında çekilmiş bir fotoğraf gezinin amacını sergiliyor: Sultan'ın kendi senfoni orkestrasının üyeleri bu subaylar ve görevleri sonradan sonuncu olduğu da anlaşılacak bu ilk Avrupa turunda bir dizi konser vermek... Berlin, Dresden, Münih, Viyana ve Budapeşte'de, Bethoven'in Eroica ve Wagner'in Tannhauser March'ının da aralarında yer aldığı bir repertuvarı seslendirmişler... Sultan Abdülaziz valsler ve polkalar bestelemiş. Dr. Aracı'dan bunlardan ikisinin adlarını da öğrendik: Invitation à la Valse ve La Gondole Barcarolle. 12 Temmuz 1867 tarihinde, bundan 137 yıl önce ayak bastığında The Times gazetesi olayı şöyle yansıtmış: "Bir asırdan biraz fazla bir süre öncesine kadar Batı Avrupa'nın ölümüne korktuğu halife ve sultanlar zincirini temsil eden Müslüman ırkının başı İngiltere tarihinde ilk kez kıyılarımıza çıktı." Sultan Abdülaziz yalnız değildir; kendisine oğlu veliaht Yusuf İzzettin Efendi ile sonradan tahta oturacak Murat ve Abdülhamid efendiler de refakat etmektedir. Dover'deki karşılama töreninde Galler Prensi (sonranın Kral 7. Edward'ı) ile Cambridge Dükü bulunur. İki İngiliz asili yakalarına Osmanlı Mecidi nişanlarını takmışlardır... Tren Charing Cross istasyonuna ulaştığında padişahı yakından görmek için toplanan halkın epey kalabalıklaştığı fark edilir. Karşılama törenini izleyen Illustrated London News gazetesi yönetmeni, yazısında, "Böylece, Sultan Avrupalı imparatorlar, ülkesi de Avrupalı milletler arasına kabul edilmiş oldu" diyecektir. Bu gözlemleri aktaran, Dr. Aracı, "Başka bir deyişle, Avrupa Birliği'ne kabul edildi" tespitini yaptıktan sonra, "Tarih nasıl da tekerrür ediyor, görüyorsunuz" demekten kendini alamadı. Sultan Abdülaziz, kendisi ve diğer Osmanlılar tarafından bestelenmiş Batılı tarzda eserlerin de icra edildiği bir konsere katılır. 1867 yılında, Crystal Palace'ta, 30 bin İngiliz'le birlikte... Aradan 50 yıl geçer, patlayan savaşa Almanlar safında katılan Osmanlı Devleti, padişahın senfoni orkestrasını, müttefiki ülkelerin kentlerinde konser vermek üzere yola çıkarır. Repertuvarlarında Bethoven'in Eroica'sı da dahil Batılı eserler vardır. Bugün 2004 yılındayız ve... Bu satırları yazdığım sırada yukarıda anlattığım olayları hatırlatmak üzere hazırlanmış CD'den hüzünlü nağmeler dinliyorum... Saraya tıkılı kaldıkları için acıdığımız Adile, Cemile, Fatma, Hanım, Fehime ve Münire Sultan gibilerin eserlerine Sultan III. Selim ile II. Mahmud'un şarkıları eşlik ediyor. Hepsi de Batılı tarzda eserler bunlar ve Emre Aracı'nın yönettiği Prag Senfoni Oda Orkestrası tarafından icrâ edilmişler... Böyle büyük ve kalıcı eserler destek bekler; Kalan Müzik tarafından yayımlanan CD'ye Çarmıklı Ailesi katkıda bulunmuş... 137 yıl önce Londra'ya ayak basan Osmanlı'nın havasını Londra'da teneffüs etmek insanı gerçekten düşündürüyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |