|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sosyal güvenlik sisteminin kapsamı üzerinde düşündüğümüzde, ülkemizin tüm bireylerinin sosyal güvencelerini sağlayan bir yapı aklımıza gelmektedir. Ancak bilindiği üzere henüz bütün bireyleri kapsayan bir sosyal güvenlik sistemi oluşturamadık. Ama bu gerçek, doğru yolda ilerlememizi engelleyecek değil. Sağlık sigortası anlamında henüz doğrudan oksijenli alemle tanışmamış annesinden doğma sürecindeki bireylerimiz, yeşil kartlılar ve hiçbir sosyal güvenlik yapısına dahil olmayanlar dahil, bütün bireylerimizi kapsayan bir tek sosyal güvenlik kurumuna büyük ihtiyacımız var. Bu yapının evrensel anlamı, "genel sağlık sigortası" kavramıyla Türkçe'mize yerleşmiş bulunmaktadır. Mevcut sosyal güvenlik kurumları (T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur, SSK ve Banka-Sigorta Emekli Sandıkları)'na aktif prim ödeyenler (aktif sigortalılar), emekliler ve yakınları (pasif sigortalılar) yanında, bahse konu sigortasız bireylerimizin tümünün prim karşılığı olarak genel sağlık sigortasına bağlanması, ülkemiz sosyal politikasının en önemli hedeflerinin başında yer almaktadır. Bunun yanında "yaşlılık sigortası" anlamında tek çatı oluşturulması süreci de fevkalade öncelikli hedefimizdir. Tabii ki burada ilk gerçekleştirilmesi gerekli öncelik, genel sağlık sigortasıyla yaşlılık yahut emeklilik sigortasının ayrıştırılmasıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca bu ayrımı gözeten tasarı taslakları hazırlanmış (bkz. http://www.calisma.gov.tr) bulunmaktadır. Burada "yaşlılık sigortası"ndaki tek çatı oluşum tasarı taslağı üzerinde birazcık durmak istiyorum. Taslağın birinci maddesinde, amaç ve kapsam, "Bu Kanunun amacı, malullük, yaşlılık, ölüm, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık ve analık hallerinde bu Kanunda yazılı sosyal sigorta yardımlarını sağlamaktır. Sosyal sigorta yardımlarından sigortalılar ile bunların ölümlerinde bu Kanuna göre hak sahibi olan kimseler yararlanırlar" denilerek ortaya konulmuştur. Burada, yukarıda vurguladığımız anlamda ayırım ilkesine yeterince uyulmamıştır. Çünkü genel sağlık sigortası kapsamına girecek bazı sigorta kollarına da bu düzenlemede yer verilmiştir. Daha başka bir ifadeyle, emeklilik ödemeleriyle tedavi ödemelerinin aynı yapı içerisinde bulunmasının önüne geçilmemiştir. Türkiye, sağlıklı bir emeklilik ve tedavi yapılanması niyet ediyorsa, ki amaç budur, "genel sağlık sigortasının kapsamı"nı çok iyi belirlemek durumundadır. Muayene ve tedavi masraflarının karşılanması anlamında, hastalık, analık, iş kazalarıyla meslek hastalıkları hallerine ilişkin ödemelerin "genel sağlık sigortası"ndan karşılanmasının doğru; Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından yapılacak emeklilik ödemeleriyle geçici iş göremezlik geliri ödemelerinin ise emeklilik sigortası sisteminden sağlanmasının isabetli olacağını düşünüyorum. Tasarı Taslağının "tanımlar" başlıklı 2. maddesinde tanımlanan, "Kurum" kavramının "Emeklilik Sigortaları Kurumu"nu; "Sigortalı" kavramının "bir hizmet akdine dayanarak çalıştırılanlar, kendi adına ve hesabına çalışanlar ile kadro karşılığı çalışan Devlet Memuru veya diğer kamu görevlilerinden bu Kanunun 3'üncü maddesinde sayılan kimseleri"; "Hak sahibi" kavramının, "sigortalının veya bu Kanuna göre sürekli iş göremezlik geliri ile malullük veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü halinde, gelir veya aylık bağlanmasına hak kazanan eş, çocuk ve ana babaları", "İşveren" kavramının, "bu Kanunun 3'üncü maddesinin (a) ve (c) bendine göre sigortalı sayılan kimseleri çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri", "İşyeri" kavramının, sigortalılar tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurların kullanıldığı birimi" kapsadığını söyleyebiliriz. İşyerinde üretilen mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılacaktır. Bu anlamda, işyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. "Sağlık Kurulu" kavramının, "sigortalıların geçici iş göremezlik hallerinde tek hekim tarafından verilebilecek istirahat süresinin üzerindeki istirahatlar için, Sağlık Sigortası Kurumunca yetkili kılınan sağlık kuruluşları sağlık kurullarını, sigortalıların sürekli işgöremezlik hallerinin ve Sigortalılar ile hak sahibi çocukların Malullük durumlarının tespitinde ise Kurumca yetkili kılınan sağlık kuruluşlarının sağlık kurullarını" ifade ettiğini belirtelim. Bu kavramlardan da yola çıkarak, Tasarı Taslağı'nın sigortalı sayılanları ve sayılmayanları -bu kavramları, daha sonra inceleyeceğim- ele alan 3. ve 4. maddelerinde de vurgulandığı üzere, "Emeklilik Sigortaları Kurumu"nun mevcut sosyal güvenlik kurumları (T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur, SSK ve Banka-Sigorta Emekli Sandıkları)'na aktif prim ödeyenler (aktif sigortalılar), emekliler ve yakınlarını (pasif sigortalılar) kapsadığını söyleyebilirim. Bu kapsamın doğru tercihi yansıttığını, işsizlik sigortasının da bu yapının içerisinde yer almasının bütünlüğü artıracağını söylemek istiyorum.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |