AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
İHL'leri ne yapmalı? - 3

9. İHL mensupları - mezunları toplum içinde farklı bir sosyal kimliği mi ifade ediyorlar? Eğer ediyorsa bu nasıl bir kimliktir?

-Ben İHL mensup ve mezunlarının ortalama Türkiye insanının ifadesi olduğunu düşünüyorum. Bir ölçüde dindar, bir ölçüde vatansever, bir ölçüde herhangi bir işle ilgilenen, ülkesine karşı görevlerinin bilincinde bir insan prototipi... Şu sıralar Türkiye'nin Başbakanının bir İHL mezunu olması ve bu kişiliğin, siyasi hüviyetiyle yüzde 50'lerin üzerinde bir ilgiye mazhar olması ilginç değil mi? Belki Tayyip Erdoğan bir siyasetçi olmasaydı, toplumla çok daha birebir uyum sağlayacaktı. Buradan "siyasi arenaya giren insan"ın, kimi ön yargılara muhatab olmasının getirdiği alan daralmasını kastediyorum. Yani İHL'li deyince, uzaydan gelmiş bir yaratık tipolojisi oluşturulmaya çalışılıyor. Bu, bir kesimin kendi durdukları yerden, son zamanlarda "Beyaz Türk" diye de ifade edilen bir "Türk tipi" tanımlamaları ve ondan gerisine "zenci" muamelesi yapmalarının ürünü gibi geliyor bana ve bu yaklaşımla sadece İHL'liler değil, toplumun çok büyük kesimi damgalanıyor. Ve nerede ise iş, bir sınıf ayrımcılığına dönüşüyor. Belki bu yaklaşımda, Türkiye ortalamasından farklı bir tip olarak Ömer Seyfettin'in "Efruz Bey" tipinin davranış çeşitlemelerini görmek daha doğru olur.

10. Sizce İHL sorunu siyasi mi, yoksa eğitim bilimi çerçevesinde ele alınması gereken teknik bir sorun mudur?

-İHL sorunu, hiç şüphesiz eğitim bilimi açısından ele alınıp çözülmesi gereken bir konu. Eğer bu ülke çocuklarının tırmanabileceği yere kadar tırmanması bizim için önemli ise, bunu çözmek de zor değildir. Ancak iş tabii ki bu kadar basit değil, çünkü Türkiye'de din - toplum - demokrasi - laiklik konularında sorunlar var ve bu yönüyle işin bir boyutu siyasetle ilgili. İşin içinden gerilim çıkıyor, sistem sancısı çıkıyor, demokraside kesintiler çıkıyor ve ülke çocukları bedel ödüyor. Sadece İHL'liler değil ayrıca bedel ödeyen, eğitimin tüm alanlarında sancı var. İHL'yi tasfiye ettiğinizde eğitim sisteminin ülke çocuklarını ıskartaya çıkarması sorunu ortadan kalkacak mı? Üniversite kapılarında hala yüzbinlerce çocuk beklemiyor mu? Hala orta öğretime alternatif olarak bir dersane olgusu yok mu? Kaldı ki İHL'de okuyan çocukların genel orta öğretim seviyesindeki çocuklara oranı en yüksek mevcuda çıktığı zamanlarda dahi sadace yüzde 7 civarında idi. Bugün ise bu rakam çok daha aşağılara düşmüştür.

11. AKP iktidarı İHL'lilerin üniversite katsayısını normal liselerle eşitleyip üniversite için önlerini açmalı mı?

-Elbette. İktidarda kim olursa olsun, böyle bir sorunu çözmek zorunda. Bu sorunu çözmeyenler, toplum nezdinde tepki göreceklerdir. Çünkü burada çok açık bir adaletsizlik var. Siz sorularınızı genelde İHL ile sınırlı olarak sorsanız bile, burada, İHL'lileri yoketmek adına tüm meslek liselilere bedel ödetildiğini, meslek liselerine giden çocukların da önünün kesildiğini, İHL'ler yokedilirken, Türkiye'nin hayati ihtiyacı olan ara elemanı karşılayacak meslek liselerin de yokedildiğini dikkate almak lazım.

12. AKP, İHL'ler hakkındaki söz konusu düzenlemeyi yapabilir mi?

-Türkiye'de demokrasi varsa yapmalı. Tabii ki "Türkiye'de demokrasi var mı yok mu?" yu tartışmak, ülkemiz adına çok güzel bir hadise değil. Ama toplumdan yüzde 50'lerde oy alan bir siyasi ekip, eğitimle ilgili bir düzenlemeyi yapamıyorsa, o ülkede hangi sistem vardır sorusu sorulabilir. Ben, bu düzenlemenin kolay olduğunu sanmıyorum. Çünkü bu alanda her türlü anti demokratik girişimi göze aldığı izlenimi veren bir çevre var. Soruyu belki şöyle koymak lazım: Türkiye eğitim alanında toplumun beklediği demokratik atılımları yapabilecek bir demokrasi terbiyesine ulaşabildi mi? Bu terbiye, toplumdaki her odağın içine sindirdiği bir olgu haline geldi mi?

13. İHL'ni bir siyasi partinin ya da bir takım oluşumların "arka bahçesi" olarak görüyor musunuz?

-Böyle bir değerlendirmenin bulunduğunu biliyorum ama bunun gerçeği yansıttığı inancında değilim. Ben bir İHL mezunuyum. Beni kim arka bahçe olarak kullanabilir? Ya da Tayyip Erdoğan bir İHL mezunu ve bu ülkenin başbakanı. Bir başbakanı kim arka bahçe olarak kullanabilir? Ortada kişilikler var ve her kişiliği kendi özgün yapısı içinde değerlendirmek gerekiyor. Ben Tayyip Erdoğan gibi düşünmem, o bugüne kadar "arka bahçesi" olarak iddia edilen çizgiyi eleştirerek, aşarak oluşturdu siyasi yapısını... Ve o siyasi yapı içerisinde Türkiye'nin hatta dünyanın çok farklı eğitim kurumlarından mezun olmuş insanlarla işbirliği yapıyor, Türkiye'ye kendi perspektifi istikametinde ama toplumun onayına mazhar olmuş bir perspektifle hizmet etmeye çalışıyor. Bence aslında İHL'lere yönelik bu yoketme operasyonunu meşrulaştırmak için bir psikolojik savaş söylemi olan "arka bahçe" tema'sı eskidi artık...Ve artık İHL'ler arka bahçe oldukları gerekçesiyle değil, varlıkları yadsınarak hedef alınıyor.

14. AKP İHL'lere yönelik düzenleme yapmaz ve öğrencilerin üniversite sınavında önlerini açmazsa puan kaybeder mi?

-Kesinlikle. Yani "iktidar olamamak" gibi bir değerlendirme ile karşı karşıya kalır AKP. Bana göre bundan Türkiye demokrasisi de puan kaybeder. Türkiye demokrasisi, bütün demokratik açılımlara rağmen özürlü bir demokrasi olarak gözükmeye devam eder. Panlamentoda anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip bir partinin, bir toplum kesimine yönelik haksızlığı önleyemiyor, insanların eğitim alanında önünü açamıyor olması Türkiye için olumlu bir imaj mıdır? Türkiye'ye, " bu ülkede halktan başka hangi iktidar var ki, halk iradesinin etkinliğini önlüyor?" sorusu sorulmaz mı? "Bizde böyle" denebilir. O zaman da evrensel standartta değil, "Bon pour d'Orient - Şark için uygun" denen şey ortaya çıkar. Onun adı da özürlü demokrasidir.


3 Mayıs 2004
Pazartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED