|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yukarıdaki sorunun en makul, mantıklı ve kestirme cevabı her hâlde şu olabilir: Yazarlar Birliği nezdinde, bu yıl (yani 2003 yılında) şiir ödülü verilebilecek nitelikte herhangi bir eser yayımlanmadı/yoktu. Hatırladığım kadarıyla Yazarlar Birliği, birkaç yıl önce de şiir ödülü hususunda -bence- ketum davranmış ve o yılın şiir ödülünü boş geçmişti. Esasen, yıl içinde yayımlanan şiir kitaplarının nitelik itibariyle şiir ödülüne lâyık bulunmaması, belli bir estetik hassasiyetin göstergesi olabilir pek alâ.. Diğer ödül kurumlarında da karşılaştığımız bir olgudan söz ediyorum burada. İyi-kötü, nitelikli-niteliksiz ayrımı gözetilmeden illâ bir ödül vermenin, o kurumu kısa bir süre içinde yıpratacağı çok açık. Ödül kurumunun zaman içinde işlevini yitirmesi ve tabir caizse 'yalama' hâlini almasında, elemelerdeki ciddiyetsizliğin payı göz ardı edilemez, sanıyorum. Kaldı ki, Türkiye Yazarlar Birliği, ödül vereceği dallarda herhangi bir baş vuru imkânı tanımayan, yani eser sahiplerini yarış atına çevirmeyen ve dolayısıyla yazarın, şairin, sanatçının, yapımcının, çevirmenin vs. katılım iradesi dışında, tespit ettiği eserlere kendi belirlediği kurallar dahilinde ödül veren bir özelliğe sahip. Bu özelliğiyle de diğer ödül dağıtıcılarından ayrılıyor. Eğer, şiir ödülüne lâyık eser bulunamaması, Yazarlar Birliği'nin bu yıl ödül vermemesindeki en belli başlı nedense ve bu az önce değindiğim gibi bir hassasiyet meselesiyse, benzeri bir hassasiyetin, Yazarlar Birliği'nce ödül dağıtılan diğer dallarda da aranması beklenecektir. Acaba öyle mi? Yoksa, iş şiir -evet, adı üstünde 'şiir' ve hâlâ dikkat kesilen, önemsenen bir 'şiir' mevcut günümüzde de- ödülüne gelince, mesele, kulağımıza geldiği kadarıyla bazen içinden çıkılmaz bir boyut mu kazanmakta? Kurum içi tartışmaların önü mü kesilememekte? Şiir ödülüne meraklı kimi şairlerin yaptığı kulis faaliyetlerinden gına mı gelmekte? Bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkün. Ancak, belki de çok farklı saiklerin öne çıktığı bazı durumlar da söz konusu olabilir. Şahsen bu konuda herhangi bir fikrim yok. Türkiye Yazarlar Birliği'nin, 2003 yılı için, uygun nitelikte bir şiir kitabının varlığı hususunda tereddütte kalması ve bu bakımdan şiir ödülü vermemesi, yazının girişinde de belirttiğim gibi en makul ve mantıklı olandır. Oysa, geçtiğimiz yıllara ve dağıtılan ödüllere baktığımızda, gerek şiir alanında gerekse diğer dallarda, salt 'nitelik' hassasiyeti hususunda pek de sıcak durulmadığı anlaşılıyor. Nitekim, kültür-sanat-edebiyat kamuoyunda öteden beri hayli yaygın olan kanaat şudur: Türkiye Yazarlar Birliği, ödülleri 'paylaştırmaktadır'! Sanıyorum bu algılayışın bertaraf edilmesi, Yazarlar Birliği'nin mutlaka üstesinden gelmesi gereken vahim bir handikaptır. Meselenin bir başka boyutu da şu: Yazarlar Birliği ödül vereceği alanlara ilişkin Türkiye çapında bir nevi anket çalışması yapmakta ve ulaşan neticeleri kendi içinde değerlendirerek, belirlediği alanlarda o yılın ödül sahiplerini tespit edip, kamuoyuna açıklamaktadır. Geçtiğimiz yıl, şiir kitabı hususunda da birçok öneri almış olmaları gerekir. Ulaşan imzaları sıkı bir elemeye tâbî tutarak, aralarından bir şiir kitabını belirlemek çok zor olmasa gerektir. Zira, izleyebildiğim kadarıyla belli bir kaliteye ulaşmış, Yazarlar Birliği ödülünü hak edecek düzeyde birden fazla şiir kitabı yayımlandı geçen yıl.. Ancak öyle anlaşılıyor ki, ne gelen öneriler dikkate alındı ve ne de bir isim üzerinde uzlaşma sağlandı.. 'Nitelik hassasiyeti'yse, eyvallah! Şahsen buna bir diyeceğim olamaz; bilâkis, saygı duyarım.. Ancak, yapılan ve dolayısıyla ortaya çıkartılan tablo, "Şiir öldü-bitti, tıkandı" teranelerine çanak tutacak tipik bir boş vermişlik tutumuysa, diyeceğim şudur: Yoo, hayır, Türkiye Yazarlar Birliği'nin buna hakkı yok!..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |