AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Benzer bir yorum: 'Münferit olaylar'(!)

Adam İngiltere'nin Irak insan hakları temsilcisiymiş... CBS televizyonunda yayınlanan Iraklı tutuklu ve mahkûmların fotoğraflarını o da çok "şoke edici" bulmuş. Ama şu hatırlatmaları yapmadan da duramamış: Irak'ta Saddam Hüseyin döneminde yapılanlarla bugün yaşanan "istisnai" durumları karşılaştırmak imkansızmış...Saddam Hüseyin döneminde on binlerce kişiye işkence yapılırken, bugünün Irak'ında ortaya böyle "istisnai" olaylar çıkabiliyormuş. Fotoğraflarla önümüze gelen durumlar "şoke edici" ama "istisnai" imiş... "Bu konuda bir kıyaslama yapılmaması gerekiyor"muş...

Nasıl yorum ama... Ne dersiniz, şu ünlü "münferit olaylar" yorumunu hatırlatmıyor mu? Amerikalı general Kimmitt de benzer laflar ediyor: Fotoğraflarda gördüğümüz askerler Irak'taki 150 bin askeri temsil etmiyor. Yani özetle: Savaştır ve her savaşta böyle "istenmeyen durumlar"la karşılaşmak maalesef mümkündür...

Oysa siz asıl Irak'ın işgalinın ne anlam ifade ettiğine bakın; yani ABD Başkanı'nın önceki gün tekrarladığı gibi, "Irak'ta demokrasi galip gelecektir, çünkü koalisyon güçlü ve kararlıdır, çünkü Irak halkı özgün bir hayatı istemekte ve haketmektedir."

Hay sizin "istisnanız"a da, "münferitiniz"e de, "mümkününüz"e de...

Biliyorsunuzdur, işkence fotoğraflarının çekildiği Ebu Garip cezaevinde yaşananlarla ilgili olarak şubat ayında açılan soruşturmanın da ortaya koyduğu gibi, bu dev cezaevinde sorgulamaları yürütenler "CACI International" ve "Titan" adlı iki kuruluşmuş. Evet evet, ABD başına çuval geçirerek içeri tıktığı Iraklıları bu iki özel kuruluşun elamanlarına sorgulatıyor. Ama yine öğreniyoruz ki, bu özel kuruluşlarının tutuklu ve mahkûmlara işkence yapan sorgucuları "özel sektör" elemanları oldukları için ABD'nin Irak'taki askeri yetkilileri tarafından sorgulanamıyorlar da...

Bugüne kadar konuyu Türkiye'de en sık hatırlatan şimdi Sabah gazetesinde yazan Umur Talu oldu. Şu dehşet konuyu: ABD'nin Irak'ta savaştırdığı ve "Sado-Mazo" oyunlar sahneye koydurduğu askerlerinin önemli bir bölümünü bir takım özel şirketler temin ediyor... Sadece Amerikan şirketleri değil, aralarında Fransız'ı filan da var... Öde ayda bilmem ne kadar doları, aralarında bu yolla ABD'de "yeşil kart" almak hevesinde olanlar da dahil olmak üzere, "bir avuç dolar" için adam öldürmeye hazır dünyanın ne kadar paralı askeri varsa toplansın ve "Irak'a demokrasi getirmek" için seferber olsun... Merak etmeyin, sorgulama seanslarında CIA'nın elamanlarından tabii ki destek alacaklar...

İngiltere Savunma Bakanlığı, Basra'dan gelen fotoğrafları "utanç verici" olarak nitelemiş... Bunun da adı "İngiliz duyarlılığı" olsa gerek... Bu çok gecikmiş açıklama Dünya Af Örgütü'nün "Maalesef (bizim açımızdan) sürpriz değil" şeklindeki açıklamasının yanına konunca ne kadar inandırıcı?

Hepimiz biliyoruz ki içinde işkence, tecavüz, insan hakları ihlali bulunmayan savaş yok... Bugüne kadar savaşın tek başına barış getirdiği de görülmüş bir şey değil... Bu tarihte de hep böyle oldu; Birinci Dünya Savaşı'nın askeri zaferleri dünya barışını yirmi yıl ancak ayakta tutabildi. İkinci Dünya Savaşı'nın askeri zaferleri bir dünya savaşını engelleyebildiyse de, "Dünya Savaşı"ndan sayılmayan onlarca-yüzlerce savaşta milyonlarca insanın ölmesini engelleyemedi. Önceki gün üye sayısını 25'e yükselten AB fikrinin büyüklüğü ve önemi de buradan gelmiyor mu zaten? Bu birliği ayakta tutacak olan fikrin özü de "Yeter, artık savaşmayalım"dan ibaret değil mi zaten?

"Ulusal ordu" ya da "paralı ordu", "devletten maaşlı sorgucu" ya da "özel şirketten ücretli sorgucu"; pek de farketmiyor aslında...

Yeri gelmişken, hafta başında Kronik Medya sayfamızı süslemesi kuvvetle muhtemel bir ayrıntıyı da hatırlatalım: Vatan gazetesi genel yayın yönetmeni Tayfun Devecioğlu, İngiliz gazetesi Dailly Mirror'ın bir İngiliz askerinin başına çuval geçirilmiş bir Iraklı tutuklu gencin üzerine işemesini görüntüleyen fotoğrafı baş sayfasından yayınlayarak İngiltere'yi ayağa kaldırmasına atıfta bulunarak şu soruyu ortaya atıyor: "Bizde olsa bu fotoğrafı yayımlayabilir miydik?" Devecioğlu'nun cevabı gerçekten ilginç; isterseniz işin en "ilginç" yanını Kronik Medya'ya saklayıp, bugün için genel yayın yönetmeninin yazısının ilk cümlesini aktarmakla yetinelim: "Bu soruya cevap vermek kolay değil. Onun için beraber tartışalım dedim."(!)

Devecioğlu'nun açılış cümlesini nasıl buldunuz, "ilginçlik" açısından bu da fena sayılmaz herhalde... "Beraber tartışalım"mış! Besbelli ki Vatan yazarı daha ilk cümlesinden "Türk basını"nın arada bir vicdanını sızlatan "suçluluk duygusu"na okurları da alet etmeye çalışıyor... Niçin "beraber" tartışacakmışız, siz tek başınıza tartışın da görelim bakalım!..


3 Mayıs 2004
Pazartesi
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED