|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
temsil sorunu var!
Müzik serüveninizden bahseder misiniz? Müzikle tanışmam gelenekten geliyor. Doğduğum Maçaheli bölgesi kapalı bir alan.Ve orada bir kültür var. Bu kültür eğlencesiyle, işiyle öyle bütünleşmişki müzik insan sesleriyle yapılıyor. 13 yaşına kadar ordaydım. Ve o tınılar hala kulağımda. Daha sonra Almanya'daki abimin yanına gittim ve orada müzikle uğraştım, bağlama çalmasını öğrendim. Daha sonra İstanbul'da Türk Folklor Kurumu'nda çalıştım. İstanbul Üniversitesi Devlet konservatuarına girdim. Askerlikten sonra da profesyonel olarak müziğe başladım. Özellikle Karadeniz, Artvin türkülerini çalıp söyledim, Gürcü halk şarkıları derledim. 1997'nin başına kadar böyle sürdü. Daha sonra 1998'de Horona Çağrı, ardından da Rüzgara isimli albümlerimi çıkarttım. Şimdi ise Bayşah Müzik'ten 'Bani' adlı üçüncü albümümü çıkardım. Bani albümü nasıl bir albüm oldu? Bani 2 yıllık bir emek sonucu ortaya çıktı. İki yıl önce Gürcistan'a gittim. Amacım oradaki müzisyenlerle çalışmaktı. İstediğim altın postu da buldum. Oradan beş müzisyen arkadaş getirdim. Bir yıl boyunca çalıştık. Gürcistan'dan derlediğim halk şarkıları ile Türkiye'den derlediğim halk şarkılarını repertuara aldık. Şarkılarda Latin ve Asya parkisyonları da var. Bazı şarkılarda ritm ve parkisyonlar üzerinde deneysel çalışmalarımız oldu. Müziğinizi yaparken Gürcü geleneğine tam tamına uyuyor musunuz? Yöresel ve otantik özelliğini daha doğrusu şarkının bütünlüğünü bozmadığı sürece bir takım ek ilaveler yapmanın bir sakıncası yok. Tabii ki kökene sadık kalmak gerekiyor. Başkaları da başka şekilde işleyebilsin diye. Gürcü geleneği, müziği Artvin Maçaheli'de hala yaşıyor mu? Egemen kültürün varlığı, televizyonların faktörü, kentteki yaşamla köy yaşamı arasındaki alışverişlerin artması orada da birşeylerin değişmesine sebep olmuş. Zaten benim çocukluğumda da çok sesli halk müziği yapan yöre halkından çok az kalmıştı. Türkiye'de Gürcü Müziği yapan tanıdığımız sadece bir kaç isim var. Gürcü Müziği'nin bir temsil sorunu mu var? Gürcü Müziği'nin Türkiye'de bir temsil sorunu var. Ama dünyada temsil sorunu yok. Çünkü Gürcistan bunu çok iyi yapıyor. Benim tanıyamadığım isimler de olabilir ama Türkiye'de bildiklerim Kafdağı Müzik Topluluğu, ben ve İberya Özkan var. Bunun dışında Gürcü Müziği ile ilgilenen yok. Bu tabiki üzüyor. Ama umut da var. Yeni yeni bu müziğin kalitesi öğrenilmeye başlandı. Tabi ki keşke birkaç kişi daha olsaydı diye de içimde bir burukluk var. Gürcü Müziği'nin Türkiye'de çok kişi tarafından yapılmaması ya da çok bilinmemesinin sizce sebebi ne? Biraz geriye gitmek gerekiyor. 1940'larda Anadoluda derlemeler yapıldığında özellikle Türkçe sözlü şarkılar derlenmiş. Derlemeler yapıldığında Kürtçe, Lazca, Zazaca, Gürcüce, Çerkezce..gibi Anadoluda yaşayan diller, kültürler kayıt altına alınmamış. Ya da yazılı bir şekilde korunmamış. Dolayısıyla ciddi bir dinleyici kitlesi oluşamamış. Son yıllarda bu dillerde de müzik yapılıyor olmasından anlaşılıyorki, Türkiye'de kültür zenginliği var. Ve bu zenginliğin az da olsa bir dinleyicisi var. Ve biz doğru şeyleri yapıp yöresel kültürleri ulusal bazda dinletmeyi başarırsak kaliteli ürün ortaya koyarsak, eminim ki dinleyici kitlesi artacaktır. Uzun vadeli de olsa gelecek için umutluyum. Gürcü müziği değil de popüler tarzda bir kaset yapma gibi bir fikri düşünür müsünüz? Kesinlikle farklı bir müzik tarzında kaset yapmak ya da çalışma yapmak olası değil. Ben popüler dünyadaki yaşantıyı görüyorum. Bu bana göre değil. Bir de müzik kalite açısından bildiğim bir kültürün müziğini yapmak daha doğru geliyor.
|
|
|
|
|
|
|
|