AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
"İnsana ne olduğunu" hatırlatan bir düşünür: Baudrillard (1)

Geçen hafta Türkiye'den Jean Baudrillard geçti. Önce Çarşamba günü İzmir'de Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi'nde, sonra da Cuma günü İstanbul'da Bilgi Üniversitesi'nin Dolapdere Kampüsü'nde "Sanal Evren ve Haber Dünyası" başlıklı birer konferans verdi.

İzmir'deki konferansı, Baudrillard'ın Fransa'dan öğrencisi ve benim İzmir'den hocam olan Oğuz Adanır düzenledi. Bilgi'deki konferansı ise Serhan Ada "ayarladı", Arzu Bilgin organize etti. (Burada -yeri gelmişken- Serhan Ada ve Arzu Bilgin'e konferansı TV5 için çekmemizde gösterdikleri ilgi ve yardımlardan ötürü teşekkür etmek isterim.)

Çağımızın yaşayan en büyük düşünürlerinden Baudrillard'ın Bilgi Üniversitesi'ndeki konferansını soru cevap bölümleriyle birlikte bu hafta TV5'te yayınlayacağız. "Filme çektiğimiz" konferansın ardından ülkemizin önde gelen düşünürleriyle Baudrillard'ın söyledikleri üzerinden çağdaş dünyanın düşünsel serüvenini ve dünyamızın nereye doğru "sürüklendiğini" tartışacağız. Peki, Baudrillard kimdir? Nasıl bir düşünürdür? Bir düşünür olarak ne/ler söylüyor bize?

Bir gazete sütununda Baudrillard gibi derinlikli ve ilk bakışta anlaşılması kolay olmayan "şeyler" söyleyen bir düşünürü anlatabilmek elbette ki çok zor. Bu zorluğun en temel nedenlerinden biri onun sistem kuran, sistematik bir düşünce geliştiren bir düşünür olmaMası; dahası sistem'in, sistematik düşüncenin ve düşünmenin düşünceyi ve düşünmeyi sınırladığını düşünen, bu yüzden sistem'e ve sistematikliğe şiddetle karşı çıkan bir düşünür olmasıdır. Bu nedenle, "teoriyle uğraşır"; ama teoriyi ve teorisyeni topa tutmaktan da geri durmaz; hatta "teoristi" (teorisyeni) terörist olarak ilan eder.

Bütün bunlar ilk bakışta çelişik şeylermiş gibi gelebilir bize. Hem "teoriyle uğraşacaksınız", hem de teorisyeni terörist olarak niteleyeceksiniz! Bu çelişki değil mi?

Hayır! İlk bakış'la yetinirseniz bir çelişkiden sözedebilirsiniz; eğer ilk bakış, tek ve son bakışınız değilse, burada bir çelişkinin değil, esaslı bir meselenin mesele edinildiğini görmekte zorlanmasınız: Dikkat ederseniz, Baudrillard'ın teori ilgisini, "teoriyle uğraşmak" şeklinde paranteze alarak özetlemeye çalıştım: Baudrillard, her ne kadar teorik şeyler söylese de, her şeyi açıklama iddiası güden bir teori geliştirme kaygısı içinde olan bir düşünür değildir. Teorinin kendisinin bir sorun olduğunu, bir teori geliştiren insanın aslında "her şeyi açıklama iddiasında olan" bir çerçeve sunarak deyim yerindeyse "tanrısal bir işe ve role soyunduğunu" fark eden ve bu durumu mesele edinerek teoriyle kıyasıya uğraşan, teoriyi kafaya takarak "cebelleşen" bir düşünürdür.

O yüzden, Baudrillard, sistem kurma çabası içinde olanları şiddetle eleştirir ve her sistem kurucusunun bir "teorist" (=teoriysen), dolayısıyla bir "terörist" olduğunu söyler. Başka bir deyişle, her "sistem", her "teori", insanın düşünce ve varoluş serüvenini ne kadar kapsamlı bir şekilde açıklayabildiğini iddia ederse, o kadar sınırlar ve dolayısıyla "bitirir".

Bu nedenle Baudrillard, nihilist bir düşünürdür; nihilist, radikal ve "anarşist". İnsana, insan olduğunu, son sözü söyleyemeyecek kadar zaaflarla malul olduğunu, dolayısıyla son sözü söyleyebilecek varlığın Tanrı olduğunu hatırlatan ve bu hatırlatmayı / ihtarı, sürekli olarak kendisini hatırlamaya, insan olarak kendisine, insanlığın ve dünyanın sorunlarına yabancılaşmamaya, duyarsız kalmamaya davet eden ve bu daveti sarsıcı ve silkeleyici bir dille yapan esaslı bir düşünürdür.

Özetle, Baudrillard, "insana ne olduğunu" hatırlatan cins bir adamdır; çağının tanığı ve çağımızın vicdanı olan bir düşünürdür Baudrillard. Burada "insana ne olduğunu" hatırlatan ifadesini iki anlamda kullanıyorum: Birincisi: İnsanın, ne olduğunu, nasıl bir varlık olduğunu hatırlatması. İkincisi de, İnsanın, insanlığın ve dünyanın başına neler geldiğini, neden geldiğini ve tüm olup biten olayların bizi nereye sürükleyebileceğini çözümlemeye, göstermeye çalışması. Baudrillard, insana ve dünyaya dâir özetle şunları söyler: Çağımız bir simülasyon çağıdır: Yani, sahte, yapay ve sanal olarak üretilen kurmaca / icat edilmiş gerçekliklerin, hayatta tanık olduğumuz, yaşadığımız, iliklerimize kadar soluduğumuz reel gerçeklikleri buharlaştırdığı bir hiper-gerçeklikler çağı. Böylesi bir durumun, insanı, hem kendisine, hem dünyanın sorunlarına yabancılaştırması; hem kendi varoluş sorunlarına, hem de dünyanın / insanlığın sorunlarına duyarsızlaştırması kaçılmazdır.

Simülasyonların ve hiper-gerçekliklerin bütün bunları, üstüne üstlük bir de göz boyayıcı, baştan çıkarıcı, ayartıcı bir dille ve üslupla yapıyor olması da işin cabası tabii ki. Gerçeklerin değil, medya tarafından icat edilen ve ayartıcı, baştan çıkarıcı ve göz boyayıcı bir şekilde estetize edilerek ve "pornografikleştirilerek" (haz almamızı sağlayarak) icat edilen ve sunulan kurmaca, sahte, yapay ve sanal gerçekliklerin hayatımıza hâkim olduğu, hatt-ı harekâtımızı belirlediği bir çağda, gözü boyanan, ayartılan, baştan çıkarılan insan, elbette ki, kendisine ve dünyaya / dünyanın sorunlarına yabancılaşmaktan, duyarsız ve kayıtsız kalmaktan, dolayısıyla "estetize edilmiş kusursuz bir cinayet işlemekten" elbette ki kurtulamayacaktır.

O yüzden Baudrillard, üslûp olarak hep "şok terapi" yönetimini benimsemiştir. Bu nedenle radikaldir, nihilisttir, anarşisttir. Tanrı tasavvuru sakatlanmış bir uygarlığın çocuğunun, çağımızın vicdanı olabilmesinin başka bir yolu yoktur çünkü.

Baudrillard'ı çağımızın vicdanı yapan bir başka küçük ayrıntı da şudur: Baudrilard, Hz. İsa'nın bir Tanrı olmadığını, aksine bir insan ve peygamber olduğunu söyleyen Aryüsçü geleneğin Avrupa tarihindeki bir başka izdüşümü olan ve kökü ancak 17. yüzyılda kazınan Katharcı geleneğin yaşayan ender çocuklarından biridir.

Baudrillard'ın Bilgi'deki konferansını Çarşamba günkü yazıda tartışacağız...


3 Mayıs 2004
Pazartesi
 
YUSUF KAPLAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED