AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
YÖK'ten beklenen

YÖK başkanı Prof. Erdoğan Teziç bir anayasa hukukçusu; bu özelliği onu YÖK yasasının yeniden gözden geçirilmekte olduğu günümüzde 'ideal başkan' konumuna getiriyor. Yüksek öğretim alanında yaşanan sıkıntıları ve akademik özgürlüklerin önündeki engelleri ortadan kaldıran, öğretim üyelerinin özlük haklarını iyileştiren yeni bir yasayı, bazısı öğrencisi milletvekilleriyle birlikte kotarıp Meclis'ten geçmesini ondan daha iyi kim sağlayabilir?

Ancak, görüyorsunuz, YÖK başkanı Prof. Teziç kendisini tek bir konuya kilitlemiş durumda: Meslek lisesi mezunlarının düz lise mezunlarıyla eşit şartlarda üniversite sınavına girmesini engellemek... Başında bulunduğu câmianın dev sorunları bir yana, sadece birkaç onbin genci ilgilendiren bir yasağı savunmak bir yana... Kendisi yasakçılığı savunduğu için de, bilimsel özgürlüğün önünü tıkayan mevzuatı ortadan kaldırma ve üniversite öğretim elemanlarını daha verimli çalıştırıp dünya bilim serüvenine daha aktif katılmalarını sağlama yönünde pek sözcük çıkmıyor ağzından. Bu gidişle, temel unsurlar bakımından bugünkünden daha geri bir YÖK yasası çıksa, yeter ki içinde meslek liseleri için bir düzeltme yer almasın, Prof. Teziç ve başında bulunduğu YÖK ses çıkartmayacak.

Akıl durduran bir akıl tutulması durumu bu.

Türkiye, Avrupa Birliği yolunda kararlı adımlar atıyor ve bu amaçla sistemini baştan ayağa yenilemeyi de göze alıyor. Devletin en hassas kurumları bile, gözümüzün önünde cereyan ettiği için fark ediyoruz, yeni döneme kendilerini uyarlama çabası içerisinde... Yeni bir 'çağdaşlaşma hamlesi' bu ve aksamadan süreceğe de benziyor.

Sorun da işte tam bu noktada düğümleniyor: Bütün dünyada, 'çağdaşlaşma' genel başlığı altına giren hamleler, genellikle, üniversiteler tarafından başlatılır veya başlatıcısı farklı olsa bile üniversitelerin gözetimi altında yürütülür. Akıl verenler, hedef çizenler, gözetim ve denetim işlemine katkıda bulunanlar, yayılmasına öncülük edenler üniversiteyle irtibatlı kişilerdir. Bilimadamının önderlik etmediği, beyin gücünü emrine vermediği 'çağdaşlık hamlesi' ile karşılaşmak zordur dünyada.

Bizde, hiç değilse şu anda, üniversiteler, ileriye doğru yürüyüşün hiçbir tarafında varlığını hissettirmiyorlar. Tek tük bilimadamları görüşleriyle yapılanları etkiliyorlar elbette, ancak kurumsal bir katkısı bulunmuyor üniversitelerin; hedef çizmek bir yana, YÖK'ün, bu yürüyüşün Türkiye açısından anlamını bile doğru değerlendirdiği kuşkulu. YÖK'te söz sahibi olanların, içinden geçilen global konjonktürün özelliklerini, o özelliklerin Türkiye'yi yerleştirdiği önemli konumu anlamadığı ise meydanda.

Mesleki ve teknik eğitim, Türk orta öğretim sistemi içerisinde sayısal açıdan çok önemsiz bir kesim; öğrencilerin çok azı bu alanda eğitim görüyor. Sayıca az bir öğrenci kitlesinin sınavda eşit hakka sahip olması arzusuna karşı çıkmayı bütün öğrencilerin doğru-dürüst eğitim görmelerini sağlayacak düzenlemelerin önünde tutmak, daha özgür ve geniş haklara sahip bir üniversite arayışını bu yüzden kilitlemek nasıl bir akla hizmettir? Bir an için, kilitlenen konuda YÖK'ü haklı Ak Parti hükümetini haksız görsek bile, hükümetin bu tavrını yüksek öğretim adına başka kazanımlar için kullanmak daha mâkul bir davranış olmaz mı? Hükümetin ısrarlı olduğu o konuda tâviz verir, karşılığında, bugüne kadar hiçbir hükümete kabul ettiremediğiniz daha hayatî bir konuda istediğinizi elde edersiniz...

Hayır, YÖK yönetimi, bu tür düşünceleri aklından geçirmiyor bile. Onlar için meslek liselerine uygulanılan politikanın sürdürülmesi her şeyin önünde geliyor. Eğitimin en önemli sorunu sanki bu: En fazla birkaç bin öğrencinin kendilerine çizilen dar kulvarın dışındaki fakültelere girmesinin önlenmesi... Oysa, yüksek öğretimdeki kontenjanların muhtemelen yarısı, sınav sistemindeki eksik ve gedikler yüzünden, yanlış kullanılıyor ve kazanan öğrenciyi sevindirmiyor. Bu anormalliği yok etse ya YÖK?

Prof. Teziç, dar bir çevrenin tek maddelik gündeminin tâkipçisi gibi davranmak yerine, YÖK'ün, Türkiye'yi yarınlara taşıyan en önemli proje olan yeni 'çağdaşlaşma hamlesi' ile uygun adım yürümesini sağlayacak bir üniversite reformunun savuncusu haline dönüşmesi için çaba göstermelidir.

Bilim câmiası, eski dönemin söylemleriyle gündemi işgal etmenin imajlarını olumsuz etkilediğini ne zaman fark edecek acaba?


4 Mayıs 2004
Salı
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED