|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Birbirini seven ama yaralayan bir çiftin mektuplarla süren aşklarını anlatan Mehmet Emin Kazcı, okuru gerçeküstü bir dünyaya çekiyor. Kazcı'nın romanı 'Bir Sevda Masalı' adını taşıyor.
Birbirini hem tamamlayan hem de yaralayan iki insan arasında yaşanan derin bir sevda. Ve bu sevdaya rağmen kendilerini ve aşklarını gerçeküstü bir dünyaya hapseden, aşklarını sadece mektuplaşarak yaşayan sevdalı bir kadın ve bir adam. "Bir Sevda Terapisi" adlı romanında işte bu öyküyü anlatıyor Mehmet Emin Kazcı. 1962 Gaziantep doğumlu olan, ekonomi eğitimi alan Kazcı'nın, Sistemin Adı Yok, Kafka'dan Yufka'ya, Bu Ülkede Yaşanmaz gibi deneme kitapları ile Ceberut Kaynana ve Mahzar Neye Mahzar adında iki tiyatro oyunu bulunuyor. Kazcı'yla Birey Yayıncılık'tan çıkan romanı ile günümüz sevdalarını konuştuk. Siyaset, öykü, mizah, roman ve oyun kitaplarınız var yayınlanmış. Ama bu kez okurun karşısına daha farklı, daha ilginç bir kitapla çıktınız. Bu çeşitliliği neye bağlıyorsunuz? İçimden ne gelirse, neyi yazmaya kendimi konsantre hissediyorsam onu yazmaya çalışıyorum. Tabii bizim gibi daha çok gündelik siyaset ve ekonomi yazıları yazanlar ülkenin sıkıcı halleri nedeniyle fena halde gerilip yoruluyorlar. Bu nedenle hiç değilse zaman zaman farklı kitaplar yazmaya çalışarak aslında dinleniyorum da! Aşk ve aşka dair kitaplar her dönem ilgi odağı olmuştur. Sizi de bu yöne çeken insanların bu ilgisi mi oldu? Hayır. Öyle olsa her zaman aşk kitabı yazarım. Aslında "Bir Sevda Terapisi" klasik anlamda bir aşk kitabı olmanın ötesinde, çeşitli insani yönlerimizi deşelemeye ve anlamaya çalışan, yer yer hayli psikolojik bir kitap. Gerçek aşkların yerini teknolojik 'sanal' uğraşların aldığı bir dünyada mektuplaşarak sorunlarını çözmeye çalışan insanlar masal mı oldu sizce? Romanınızda bunun altını çizmeye mi çalıştınız ? Hayır. Günümüzde insanların iletişim kurdukları araçlar değişse de ilişkilerin merkezinde gene insan var. İnsanın dostluk ve sevgisine olan özlem var. Mesajlar veya mailler sonuçta bir insana yazılıyor, makineye değil! Kitapta birbirini seven ama sorunlar yaşayan bir çiftin, belirli bir dönemi sadece yazışarak geçirmelerini anlatıyorsunuz. Bu sevginin ve sevilenin değerini anlamak adına etkili olabilir mi? Aslında ben Amerika'yı yeniden keşfetmiş değilim. İlişkilerinde sorunlar yaşayanların 'bir süre görüşmeyelim, kendimizi muhasebeye tâbi tutalım' demelerinin tarihi insanlık kadar eskidir belki. Bir Sevda Terapisi'nde ikilinin mektuplarına ve yer yer şiirlerine yer veriliyor. Şiirler ortalama insanların şiirleri. Şiir sanatının örnekleri olsun diye yazılmadı onlar. Normalde sokakta rastladığımız ve birbirine belli dönemlerde şiir yazan insanları anlattım. Kitabınız kimlere hitap ediyor? İnsan olan ve okumayı seven herkese tabii. Çok özel bir durum olmadıkça kitapların yaşla bir ilgisi yoktur. Ben şahsen Dostoyevski'nin 'Beyaz Geceler' adlı o ünlü ve kısa aşk öyküsünü hangi yaşa gelsem okurum. Bir Sevda Terapisi, kendi içinde birkaç türü barındırıyor. Sizce kitabınız hangi türde bir eser niteliği taşıyor? Haklısınız. Yer yer roman tadı taşıyor yer yer deneme, hatta kısa öyküler de var. Ben tür olarak bir isim söyleyemiyorum. Bunun çok önemli olduğunu da sanmıyorum. Yazmakta olduğunuz yeni bir kitap var mı?
Evet, töre cinayetleriyle ilgili bir tiyatro oyunu yazmaya çalışıyorum. Töre cinayetine uğrama riskiyle köyden kaçıp kentteki bir tanıdığının yanına gelen bir köylü kızının, kentte de kadınlar için daha sofistike ve daha başka yıpratıcı, ezici, taciz ve ayırımcılıklarla dolu 'töreler' bulunduğuna tanık olmasını anlatan bir oyun.
|
|
|
|
|
|
|
|