|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
Şimdi başlığı görenin aklına hemen şu soru takılacak. "Neden Galatasaray değil de Denizli?". Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Galatasaray'ın bu yıl futbol adına bir başarısı yok. Sürekli hüzün, sürekli hüsran yaşamış. Fatih Terim gibi başarılı, şöhretli, karizma sahibi bir hocanın iyicene yıpranarak takımı terkettiği bir sezon geçirmiş. Ne transferler yaraya merhem olmuş, ne değişen stadyum. Belki bütün bunlar mali meseleler ile birleşerek neredeyse kangren olmuş. Bütün bu olumsuz tabloya rağmen Özhan Canaydın yeniden başkan seçilmiş. Hagi de bayağı bir risk alarak ligin sonuna doğru takımın başına gelmiş. Şimdi bu bitkin ve bezgir Galatasaray şimşek gibi parıldayarak şampiyonluğa ortak olan ikinci yarının hakiki yıldızı Trabzon'a gidecek. O Trabzon ki son yıllarda nice fırtınalar atlatmış, seyircisi ile bağını koparmış ve yeniden kurmuş, yönetimi istikrar bulmuş, takım gençleşmiş ve tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi'ne katılma şansını elde etmiş. Gaziantepspor'u beş sezon sonra deplasmanda yenmiş. Ziya Hoca 1995-96'da Şenol Güneş'in onbir maçlık galibiyet rekorunu egale etmiş. Moral-motivasyonu en yüksek seviyede. Eh, şimdi gerçekler bu çerçevede dururken serinkanlı bir bakış bu maçı Trabzon'un alacağını söyler insana. Aksi olamaz mı? Bir aksilik, bir kaza! Olabilir. Futbol bu, ne zaman ne olacağını yüzde yüz tahmin etmeniz imkânsızdır. Buna mukabil Denizli Galatasaray'dan yedi puan yukarıda duruyor. Bu yıl Gençlerbirliği ile birlikte süper ligin parlayan yıldızlarından biri de o. Kendi sahasında kolay kolay maç vermiyor. Fenerbahçe'ye karşı müthiş bir direnç gösterecek, belki de maçı alacaktır. Hemen her lig sonunda gündeme gelen şike ve teşvik meselelerini söz konusu etmiyoruz. Bu gibi dedikoduların uzağında duruyoruz. Saydığımız sebepler yüzünden şampiyonluk düğümünün Trabzon'da değil de Denizli'de çözüleceğine inanıyoruz. Fenerbahçe bu sezon parlak, göz dolduran, güven veren bir futbol oynamadı. Ligin yarısına gelindiğinde Beşiktaş'ın onbir puan gerisine düşmüştü. Aldığı maçları piyangodan çıkan Nobre ve her bakımdan Fenerbahçe'nin kurtarma gemisi olan Hooijdonk'un gayretleri ile kazandı. Futbol otoriteleri Fenerbahçe'yi kazandığı maçlardan sonra dahi eleştirdiler. Daum'un takıma kazandırdığı tek özellik belki de sadece kondisyon ve mücadele gücünün artmış olmasıydı. Futbol otoriteleri ağız birliği etmiş olarak bu Fenerbahçe'nin bu hali ile Şampiyonlar Ligi'nde bir varlık gösteremeyeceği noktasında birleşiyorlar. Bu sebepten olacak Daum her yurt dışına çıkışında transfer faaliyetlerinde bulunuyor; daha şimdiden Fenerbahçe'nin almak istediği futbolcu sayısı sekizi onu geçiyor. Diyelim ki Fenerbahçe bu transferleri yaptı. Yine zamana ihtiyacı olacaktır. Bir yeni transferin takıma, yeni geldiği ülkeye adapte olması, forma girmesi zaman alır. Biz onun için Nobre'ye "tam piyango" dedik. Adam gelir gelmez kırk yıllık Fenerli gibi takıma adapte oldu, takır takır oynadı. Ligin altındaki düşme-kalma mücadelesi içinde çırpınan İstanbulspor antrenörü Aykut Kocaman ligin geneli ile ilgili olarak şunları söylemiş: "Burası güçlülerin ülkesi, burada güçlü olanın sözü geçiyor. Güçsüzler ise kendi çabalarıyla birşeyler yapmaya çalışıyor ama başarılı olamıyor." Aykut umumi bir gerçeği dile getirmiş, bu sözlerden hususi mânalar çıkarmak gereksiz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |