AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Televizyonda şiir okuma ruhsatı

Tam da Da Vinci Şifresi'ni bitirip Baran Dural'ın Atatürk'ün Liderlik Sırları'na geçmek üzereydim ki, sırf ses olsun diye açık bıraktığım televizyonda İbrahim Sadri'nin yeni başlayan programına ilişti gözüm: Televizyon Milleti.

Atv'deki ilk programıydı.

İbrahim Sadri, davet ettiği konuklarını sırayla çağırıp üçlü koltuğa oturttuktan sonra, gecenin yıldızı olacağını o anda kimsenin farkedemediği özel konuğunu seyircilere tanıttı. Dördüncü konuk Susurluk'tan geliyordu. Sus 1 kanalında on yılı aşkın süredir şiir programı yapan ve İbrahim Sadri'yi ilk defa ekrana çıkartıp şiir okutturan, "hocam" dediği kişi, Metin Gece.

Kitapları bir yana bırakıp programa kilitlendim.

Silas'ın, şifrenin, sırların bir yere gittiği yoktu nasılsa. Program iyi başladı ancak bazı aksilikler yaşandı.

Metin Hoca üçlü koltukta yer kalmadığı için yan tarafa konulan yüksekçe sandalyeye oturtulmuştu ve kendisi bu durumdan hiç de memnun değildi. Ayrıca canlı yayın sırasında araya bir de "son dakika haberi" girdi. Haliç Köprüsü üzerinde bir genç, intihar teşebbüsünde bulunmuştu. Köprüyle bağlantıya geçildikten sonra programa konuk olarak katılan bir doçentin eski eşi telefonla arayıp tuz biber katkısında bulundu.

İbrahim Sadri eski dostum dediği doçentle az önce stüdyoda tanışmış meğer.

Ve adı geçmeyen doçent, eski eşiyle evli olduğu zamanlardan beri İbrahim Sadri'yi hiç sevmez, beğenmezmiş.

Yeni tanıştıklarını Metin Hoca da söylemişti ama biz onu agresifliğine bağlamıştık.

İbrahim Sadri zor durumda kaldı; belli etmemeye çalışsa da epey sinirlendi.

İbrahim Sadri'nin yetişmesinde büyük rolü olan Metin Gece, ne zaman şiir okuyacağını soruyor, sohbetin üçlü koltukta oturanlarla yapılmasına sinirleniyordu.

Sesini yükselterek konuşması, gerginliğe yol açtı.

İbrahim Sadri ile tartışmaya başladılar.

Az sonra yumruklar konuşacak diye beklediğimiz sırada, Haliç'e tekrar bağlanıldı ve intihar teşebbüsünün sebebini öğrendik.

Kahvede pişti oynarken Şenol isimli arkadaşı, genç adamı kâğıt çalmakla suçlamış. "Biz delikanlı adamız. Ben şerefimle yaşarım" diyen genç, köprüye koşmuş.

Metin Gece'nin programda geri planda değilse bile yan planda tutulması karşısında sinirlenip sesini yükseltmesini ben anlayışla karşılayanlar arasındaydım.

Bir zamanlar bilardo salonunda yanımıza çekinerek yaklaşan ve bir kenara ilişip oyunumuzu seyreden meraklı bir çocuk vardı. Bir gün adını sordum, "Semih" dedi.

Bilardonun spor olduğunu düşünen biri olarak, oyunun inceliklerini öğrettim ona. Turnikeyi, ince görmeyi, kesmeyi, pike çekmeyi ilk bizim masada denedi.

Sonra ne oldu?

Aradan yıllar geçti ve Semih ilerleyip Dünya Şampiyonu oldu.

Şimdi görse tanır mı bilmem!

Bu işler böyledir; besle kargayı hesabı. İbrahim Sadri yine kadir bilir çıktı. Hocasını ilk programına davet etti ama baştan sona tartışmayla geçti zaman.

Reyting yükseltme şifresinin, sürekli gerginlik, ateşli tartışmalar ve heyecan verici sürprizler olduğunu kabul etmek lazım. İbrahim Sadri cuma gecesi kimlere gönderme yapmadı ki!.. Gönülden kutluyorum.

Fikrimce en çarpıcı nokta sona doğruydu. Şiir okumak isteyen Metih Hoca'ya "Şiir Okuyanlar Cemiyeti Genel Sekreteri" telefonla müdahale ederek, ulusal kanallarda şiir okuma yetkisinin olmadığını bildirdi.

Metin Hoca ise "okuma ruhsatım yok ama bulundurma ruhsatım var" diyerek çantasını açtı ve bir belge çıkardı. İşte orada kopan koptu; kopmayansa uykudaydı.

Metroseksüelin biri bir gün

Türk Dil Kurumu uzmanları istediği kadar "Şehirli erkek" demeyi tercih etsinler, ahali bir "metroseksüel"dir tutturmuş gidiyor. Gazeteleri tarayın, her gün bu kelimeye en az kırk yerde rastlarsınız. Yeninin cazibesine bağlamak yeterli gelmez; başka bir açıklaması olmalı.

Metroseksüelin biri, İstanbul'da tramvaya binmiş. Bir bıçkın delikanlı hemen müdahale etmiş:

- Beyabicim yanlış bindiniz!
Öteki şaşırmış:
- Nasıyani?

- Nasıyanisi yok! Burası tramvay. Hafif raylı sistem yani. Siz metroseksüel olduğunuza göre metroya bineceksiniz.

Özür

Irak'a özgürlük ve demokrasi götüreceğimize söz vermiştik.

Yanlışlıkla işkence götürmüşüz.
Özür dileriz.
Corçdabılyubuş


4 Mayıs 2004
Salı
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED