AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Irak'ta Beyaz Lale dramı

İnsanın insanlıktan çıktığı o dehşet anının resmi ile ilk olarak Ömer Seyfettin'in Beyaz Lale adlı öyküsünde karşılaşmıştım. Balkan Savaşı sonrası bölgeden çekilen Osmanlı askerinin yerine şehre inen Bulgar komitacıların yaptıkları zulmün tüyleri diken diken eden bu tasviri, çocuk aklımda derin izler bırakmıştı. Canlı canlı yakılmadan önce üst üste yığdıkları çıplak kadınlara tecavüz eden gözü dönmüş komitacıların, vahşetten tat alırcasına birbirine yaptıkları espri ve şakalar, bilinçaltıma yerleşmiş olan tüm tasnifleri yerle bir etmişti. Titreyen ellerimde artık sayfaları çevirecek dermanın kalmadığını hatırlıyorum. Öyle ya, "iyi" olarak sınıflandırdığım neşe ve kahkaha ile "kötü"yü tasvir eden eziyet ve acı aynı anda, aynı kişilerce nasıl yaşanabilir, nasıl bir araya getirebilirdi? İşkence, zulüm ve terörden habersiz değildim. Ama işkencecinin, zalimin ve teröristin suratında cehennemin kara ve soğuk damgasını taşıdığını, hayatında iyiliği tatmadığını sanırdım.

Öldürürken gülebilen, eziyet çektirirken kahkaha atabilenlerin gerçekten de var olduğunu çok sonraları öğrendim. Bunlara "hasta ruhlu" deniyordu. Suç işlemekten, başka insanları ezmekten zevk alıyorlardı. İnsan değillerdi belki, ama hayvan da olamazlardı. Ancak insanoğlu bu imkânı taşıyordu bünyesinde. Ancak insanoğlu, hemcinsinin temel haklarına tecavüz ederken, suç işlerken, kendi koyduğu kuralları çiğnerken bundan haz alabilirdi. Ancak insanoğlu, bunu yaparken kendini tanrı sanabilirdi.

Hafta sonu dünya kamuoyuna yansıyan iğrenç fotoğraflarla karşılaştığımda, bir anda Beyaz Lale aklıma geldi. İffetini ve aklığını, kendi yakın çevresinden bile saklayan ve sakınan bir narin çiçeğin kahkahalarla ayaklar altında çiğnendiği sahneyi yeniden yaşadım. Kafalarına yeşil çuval geçirilmiş çıplak bedenler üst üste tepeleme yığılmış. Bacaklar ve kollar birbirine karışmış. Bu bedenler Müslüman erkeklere ait. Müslüman. Namaz kılan, bu yüzden günde beş vakit nurla yıkanan bedenler. Müslüman. Kendi eşi dışında bırakın başka kadına, başka bir erkeğe bile değmemiş, dokunmamış.

Çıplak Müslüman erkekler. Üst üste tepelenmiş. Başlarında çuval. Yaşıyor mu, bayılmış mı, bilen yok.

Çıplak Müslüman erkekler. Üst üste tepelenmiş. Arkalarında bir kadın. Eğilmiş. Kolları, insan bedeninden oluşan tepenin içine girmiş sanki. Suratı gözüküyor. Daha da geride bıyıklı ve gözlüklü bir erkek asker. Kollarını kavuşturmuş. Bir avcı edasıyla poz veriyor.

İki asker. Biri erkek, biri kadın. İkisi de "hasta ruhlu". İkisi de poz vermiş. İkisi de sırıtıyor.

Bu fotoğrafı unutmayın. Bu fotoğraf silinmemeli hafızanızdan. Bu fotoğraf bir istisna değil, kural. Irak'ta insanlık dışı bir sindirme operasyonunun bilinçli bir şekilde izlendiğinin delili. İşkencenin bilinçli ve "yukarıdakilerin" izni ile yapıldığının ispatı. Hasta ruhlu insanlar ithal ediliyor bunun için. Aralarında kadın - erkek ayrımı yok. Muhtemelen kurbanlarını seçerken de böyle bir ayrımı gözetmiyorlar. Bunlar, yöntemlerini komutanlarının izni dâhilinde yaptıkları için, güvende hissediyor kendilerini. Suratlarında "yukarıdan" aldıkları o güvencenin rahatlığı okunuyor. Güle oynaya işkence ediyorlar. Üstelik bir de poz veriyorlar kameralara. O anı ölümsüzleştirmek için.

Zulüm, baskı, işkence ve kahkaha. Hepsi bir arada. Şer portresini tamamlamak için sadece "yukarıdakileri" de dâhil edin bu resme.

Zulüm, baskı ve işkence. Büyük Ortadoğu Projesi gibi şatafatlı isimlerle yerküreye adını kazıtmak isteyen yeni dünya düzeni mühendislerinin, eski düzeni yıkmak için yaptıkları ilk icraat.

Zulüm ve baskı. Dünya tarihinde gücü kaybedenlerin yegâne silahları.

Zulüm. Dünya tarihi bugüne kadar zulüm üzerine bir medeniyet inşa edildiğini yazmış değildir.

"Yeryüzünde gezip de bakmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin akıbetleri nice olmuştur? Onlar bunlardan çok daha kuvvetli idiler. Onlara ayetlerimizle bir peygamber geldiğinde, onlar bunların imar ettiğinin çok daha fazlasını yıkmış ve imar etmiş idiler. Allah onlara zulmetmedi. Onlar kendilerine zulmettiler." (Rum Suresi / 9)


4 Mayıs 2004
Salı
 
MELİKŞAH UTKU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED