|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bazı okuyucularımız, piyasalarda, özellikle döviz piyasasında yaşanan hareketliliğe rağmen yazılarımızda bu konulara değinmediğimizi belirterek ne düşündüğümüzü öğrenmek istiyorlar. Öncelikle belirtelim ki, dövizin fiyatının ve faiz oranlarının yükselmesi ve borsa endeksinin düşmesi şeklinde ortaya çıkan sonuç bizim için sürpriz değildir. Sonuç ortaya çıktıktan sonra yapılan değerlendirmeler fazla bir anlam taşımaz. Esas olan, alınan ekonomik kararların ve ekonomik programların, ileride makro ekonomik göstergelerde nasıl bir değişime yol açacaklarının önceden ortaya konulması ve gerekli ikazların yapılmasıdır. 3 Kasım seçimlerinden öncesinden başlamak ve geçen yıl Mayıs ayından itibaren yoğunlaşmak üzere, enflasyonla mücadelenin döviz kurunu düşürerek yapılmasının ileride ciddi problemleri gündeme getireceğini, ithalatın ve buna bağlı olarak cari açığın patlayacağını defalarca gündeme getirmeye çalıştık. Yeni Şafak okuyucuları çok iyi hatırlayacaklardır; ekonomideki dengelerin düşük döviz kuruna göre oluşmasından sonra, dövizin fiyatının yükselmesinin birçok problemi beraberinde getireceğini yazmıştık. Cari açık, beklentilerimize uygun olarak, geçen yılın Aralık ayından itibaren aşırı derecede artmaya başlamış ve bu eğilim 2004 yılında da devam etmiştir. 2004 yılının ilk üç ayında cari açık toplamı 4 milyar doları aşmıştır. İlk üç aydaki dış ticaret açığı 6.5 milyar dolara ulaşmıştır. Yılın ilk üç ayında dış ticaret açığı, bir önceki yılın aynı dönemine göre % 88.6 oranında yükselmiştir. Mart ayı rakamlarına bakıldığında, düşük döviz kurunun ithalat üzerindeki artırıcı etkisi daha da belirginleşmektedir. Mart ayında ithalat rakamlarındaki artış, 2003 yılının Mart ayına göre % 106'yı aşmıştır. Diğer taraftan, ihracatın ithalatı karşılama oranı düşmeye devam etmektedir. Mart ayında bu rakam % 60 civarında gerçekleşmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi, dış ticarette yaşanan bu gelişmelerin tek bir nedeni vardır: Döviz kurundaki düşüş ve TL'nin aşırı değerlenmesi. Dövizin fiyatının düşmesi, ithal mal ve hizmetleri nisbi olarak ucuzlatmış ve ithalatın patlamasına yol açmıştır. Bu sonuçların ortaya çıkacağını her platformda ifade etmiştik. Örneğin, 26.11.2002 günü TBMM Genel Kurulu'nda yaptığımız konuşmada şunları söylemiştik: "Bugünlerde, piyasaların hükümetimize olan güven ve desteğinin sonucu olarak, faiz oranlarının yanında döviz fiyatının da düştüğünü biliyor ve görüyoruz. Bu gelişme, dövizin fiyat istikrarını bozabilecek ve ihracatımızı olumsuz yönde etkileyebilecektir. Diğer taraftan, dövizdeki düşüş dış talebi ve ithalatı kamçılayarak, cari işlemler açığının büyümesine yol açabilecektir. Enflasyon oranından bağımsız bir kur politikası düşünülemez. Merkez Bankası, bağımsızlığının arkasına sığınarak ve enflasyon hedeflemesi politikasını gerekçe göstererek, döviz fiyatında istikrarsızlığa ve Türk Lirası'nda aşırı değerlenmeye müsaade edemez, etmemelidir. Merkez Bankası, 2001 Şubat krizindeki büyük katkısını ve bu krizin nedenlerini hiçbir zaman unutmamalıdır. Sadece toplam talebin azaltılması, kısılması ve döviz fiyatının baskı altına alınmasıyla enflasyonla mücadelede başarı elde edilemez. Bu şekilde enflasyon oranlarında geçici düşüşler elde edilebilir; ancak, yakın geçmişte görüldüğü gibi bu düşüşler kesinlikle kalıcı değildir. Merkez Bankası, bu gerçekleri de hiçbir zaman unutmamalıdır." Hatırlatmakta fayda var: Yukarıdaki konuşma bundan tam 1.5 yıl önce yapılmıştır. Merkez Bankası bu ve benzeri bir çok uyarıyı dikkate almadı ve dövizin fiyatının düşmesine ve TL'nin aşırı değerlenmesine göz yumdu. Sıcak para girişi nedeniyle, döviz arzı döviz talebinin çok üzerine çıktığında Merkez Bankası, yeterli ve etkin müdahele ile piyasayı dengelemedi. Dövizin fiyatı sürekli düştü ve son 1.5 yılda dolar % 45 oranında değer kaybetti. Bugün gelinen nokta, eğer bundan sonra gerekli tedbirler alınırsa, yapıcı bir ikaz olarak da değerlendirilebilir. Cari açık, orta ve uzun vadede sıcak para ile finanse edilemez. Bugün, dövizin fiyatındaki ve faiz oranlarındaki yükseliş ve borsadaki düşüş 2 milyar dolarlık sıcak paranın yurt dışına çıkmasından kaynaklanmıştır. Eğer 4 ya da 5 milyar dolar çıkmış olsaydı, tahribatı çok daha fazla olurdu. Ekonomi yönetiminde söz sahibi olanların, sıcak paranın er veya geç ülkeyi terkedeceğini, çoğu zamanda büyük bloklar halinde terkedeceğini hiçbir zaman unutmaması ve bundan sonrası için gereken tedbirleri alması gerekir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |