AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Annem, kızkardeşimin babamdan aldığı ölüm aylığını
kestirebilir mi ?

V. Y: Annem, babamın vefatı ile SSK'- dan emekli dul maaşı almakta iken, kızkardeşim yine ölen kendi eşinden birinci dereceden Emekli Sandığı dul maaşı almakta iken, müracaatı ile SSK'dan, anneme isabet eden SSK emekli maaşından bir kısmını kestirerek hem Emekli Sandığı'ndan eşinden intikal eden dul emekli maaşını hem de babamdan anneme intikal eden SSK emekli maaşının bir kısmını almaktadır. Dolayısı ile annemin eline az bir maaş geçmektedir. Bu da annemi üzmektedir. Bunun doğru ve yasal olup olmadığının açıklanmasını arzederim.

Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "Eş ve çocuklara aylık bağlanması" başlıklı 68. maddesine göre, olayımıza uygulanacak kural aşağıdaki hükümlerde mevcuttur: "Ölen sigortalının aylık bağlanmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlere göre aylık bağlanır. I- Ölen sigortalının 67'inci madde gereğince tespit edilecek aylığının: A)Dul eşine %50'si aylık alan çocuğu bulunmayan dul eşine % 75'i, (...) C)Çocuklardan: a)18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malül bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tâbi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan erkek çocuklarla yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir ve- ya aylık almayan kız çocukların her birine % 25'i, (...) Oranında aylık bağlanır. (...) VI- Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Sosyal Sigorta'ya Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden devre başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde 1'inci bölümün (C) fıkrası hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir." Okuyucumuzun annesinin anılan hükümler doğrultusunda, kızının eşinin vefatı nedeniyle Emekli Sandığı'ndan dul aylığı aldığından bahisle ilgili Kurum ünitesine dilekçe vermeli ve aylığında gerekli düzeltmenin yapılmasını istemelidir. Alınacak cevaptan haberdar edilirsem mutlu olurum. (Okuyucumuzun ikinci sorusuna daha sonra cevap verileceği için metinden çıkarıldı.)

Emekli Sandığı'na bağlı çalışırken SSK'da hizmet birleştirmesi yaptırabilir miyim ?

Ayşe Nursel YILDIRIM: 16.07.1959 doğumlu bir bayanım. 05.05.1984'te SSK girişim var. Burada 3716 işgünüm var. Daha sonra öğretmen olarak 01.12.1996 yılından beri Emekli Sandığı'na bağlı olarak çalışmaktayım (2610 işgünü). Emekli Sandığı mevzuatına göre henüz emekli olamıyorum. Ancak SSK kurumundan emeklilik hakkı kazandığım halde hizmetlerin birleştirilmesi ile ilgili yeni yasa gereği SSK'dan emekli olamayacağımı öğrendim. Hizmetlerimi SSK'nda birleştirmenin bir yolu yok mu ?

*Okuyucumuzun SSK'dan yaşlılık aylığı talep edebilmesi için, hizmetlerin birleştirilmesine ilişkin Yasa'nın 8. maddesine göre, son 7 (yedi) yıl içerisinde en az 3,5 yıl (1260 prim ödeme günü) kadar daha SSK sigortalısı olarak prim ödemesi gerekmektedir. Emekli Sandığı'na bağlı çalışma devam ederken, bu yönde herhangi bir uygulama yapılması, örneğin SSK'ya isteğe bağlı sigortalılığa başlanması ve prim ödenmesi mümkün değildir. Öncelikle Emekli Sandığı iştirakçiliği sona ermelidir ki böyle bir işlem yapılabilsin.

Bağ-Kur'un re'sen kayıt yetkisi var mı ?

İsmail Hakkı BÜYÜKNALÇACI: "15.12.1953 doğumluyum. 1979/12. ayı başından 1997 yılı 6. ayına kadar Fatih Vergi Dairesi'nde ortaklık ve şahsi vergi numaram var. O günlerde Bağ-Kur'a prim ödeme güçlüğünden dolayı sadece ortağım olan ağabeyimin Bağ-Kur kaydını yaptırdım. Kendiminkini tasarruf olsun diye yaptırmamıştım. 1980/8 aydan itibaren SSK'lı olarak çalışmaktayım. Yaş ve prim ödeme gün sayısı (5300 gün) olarak tamamlamış bulunmaktayım. Sadece işe başlangıç günü olarak 25 sene dolmadığından emekli olamıyorum. Daha önce Bağ-Kur'a müracaat ettim, fakat iki dosyamda iptal edildi. (İlk iptal nedeni o anda vergi mükellefi olmadığım. İkincisi ise: 1993'te Bağ-kur'la ilgili bir af çıkmıştı. Vergi dairesinden o döneme ait vergi mükellefi olduğumu belgeleyen dilekçeye derkenar ettirdim ve İB formu ile beraber müracaat etmiştim.) Bağ-kur'un re'sen kayıt yetkisi var mı, böyle bir yetki varsa beni kapsar mı ?

Esas kural, sigortalının bildirmesi ilkesidir. Ama Bağ-Kur sigortalısı olması gerekenler, bu hak ve yükümlülükten vazgeçemez ve kaçınamaz. Bağ-Kur sigortalısı niteliği kazananlar, niteliğin kazanılmasından itibaren en geç 3 ay içinde kayıt ve tescil işlemini yaptırmalıdırlar. Yaptırmayanlar, Kurum'ca re'sen kayıt ve tescil edilirler. (Bu konuda para cezası uygulaması mevcuttur.) Ancak 4956 sayılı Kanun'un 47. maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 18. maddedeki şu hüküm, okuyucumuzun durumuna ilişkin düzenlemeyi içermektedir: "Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir." Okuyucumuz, kanımca, bu yasal süreye uygun olarak geriye dönük tescil imkanını kullanmamış olduğuna ve bu yönde dava da açmadığına göre, artık re'sen kayıt ve tescil hakkından yararlanamayacaktır. Kurumla yaptığı yazışmaları göndermediği için, sadece bunları söylemekle yetiniyorum.

Geçici işçiler, işe çağrılmazsa tazminat isteyebilir mi?

İ.ÖZDİL: Öncelikle bizim gibi çalışan ke-sime yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim. Benim sorunum şu: Ben Bursa'da özel sektörde bir fabrikada 5 yıldır geçici statüsünde işçi olarak çalışmaktaydım. Yani yılda 11,5 ay çalışıyordum ve her yılbaşı 10-15 günlük bir girdi çıktı yapılıyordu. Fakat bu sene hiçbir neden gösterilmeden işe çağrılmıyorum. Benim derdim ise tazminatım. Geçici statüsünde çalışan bir işçinin tazminat alma hakkı veya tazminat almanın bir yolu yok mu? İşvereni mahkemeye versem tazminatı alabilir miyim?

1475 sayılı İş Kanunu'nun halen yürürlükte bulunan 14. maddesinde, işçinin aynı işyerinde veya aynı işverenin işyerlerinde fasılalarla yaptığı çalışmalarda hizmet birleştirmesi yapılması öngörülmüştür. Mevsimlik işçi dahi olsa durum farklı değil. Yapılan girdi-çıktı işlemi, tazminat talebini ortadan kaldırmaz. Eğer iş sözleşmesi, işveren tarafından sözlü veya yazılı olarak ve haksız biçimde feshedilmişse, eğer iş güvencesi hükümlerinin uygulanması mümkün değilse, işçinin ihbar ve kıdem tazminatlarını zamanaşımı şartlarına uyarak, doğrudan işverenden, ödemiyorsa yargı yoluyla -iş mahkemesinde dava açarak- işverenden mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte, talep etmesi mümkündür.


29 Nisan 2004
Perşembe
 
TAHSİN SINAV


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED