|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Rahmi Saltuk diye bir "protest türkücü" var. Protest parçaları severim, dinlerim de, Rahmi arkadaşımızı çok bilmiyorum. Mutlaka değerli bir sanatçıdır. Bir kez televizyonda izledim. Pos bıyık, çatık kaş ve "burjuvazinin" ciğerini ciğerini söken bas-bariton bir ses. Hafif Ruhi Su tadı... Politik duruşu itibariyle de, geç Yılmaz Güney, geç Ahmet Kaya vakası... Bir de bir anektod, Rahmi arkadaşla ilgili: Geçmiş gün... Birikimciler (Yeni Gündem dergisiydi yanlış hatırlamıyorsam) Hasan Kaçan'la solculuğu, sosyalizmin sorunlarını, "solcuların ahvalini" filan tartışıyorlar. Hasan da o günlerde, niyeyse, Zülfü Livaneli'ye takık durumda. Soruyu net hatırlamıyorum ama, Hasan'ın verdiği bir cevaba çok gülmüştüm: "Solcuların çoğunu samimi bulmuyorum" diyordu, "Mesela alın Zülfü Livaneli'yi... Kardeşim samimiysen kızını Rahmi Saltuk'la evlendirsene..." Zülfü Bey'in kerimesi Aylin Hanım o günlerde, şimdi ismini çıkaramadığım bir Yeşilçam jönüyle evlenmişti. Hasan'ın salvosu, belki yakıcı bir "sınıfsal farka" işaret ediyordu ama, benim kafamı kurcalayan bu izdivacının mahiyeti değildi. Rahmi Saltuk diye biri girmişti dünyama ve dinlemesem de, şarkılarını bilmesem de orada yer etmişti. O günden sonra, içinde Rahmi Saltuk geçen yazı ve haberleri daha bir dikkatle izler oldum. Geçenlerde, çiçeği burnunda solcu gazetemiz "Birgün"de yayımlanan Rahmi Saltuk söyleşisini de aynı heves ve dikkatle okudum. Şunu söyleyeyim. Bir kere Rahmi Saltuk "bilinçli" ve "tavizsiz" bir arkadaş. Hâlâ oralarda... Yani değişmemiş, bozulmamış, henüz burjuvaziye tutsak olmamış. Bakir ve saf bir zihinle konuşuyor. Hâlâ romantik. Hâlâ tutkulu. Bakir bir zihnin anlattıkları, ideolojik sapmaların bolca gözlendiği şu çürümüş, kokuşmuş, kapitalize olmuş (Hakkı Devrim şimdi bu ifadeye takacak!) ortamda elbette çok önemli... Neler anlatmıyor ki... Devrim, muhalefet, sanat, değişim, taviz, politik duruş, türkü, özgürlük, kardeşlik, vs... Güzel de anlatıyor. Fakat anlattıkları içinde benim dikkatimi daha çok Yılmaz Erdoğan'la ilgili sarfettiği sözler çekti. Rahmi Saltuk kendince bir "Yılmazlar değerlendirmesi" yapıyor. İki Yılmaz'ı, yani Yılmaz Güney'le Yılmaz Erdoğan'ı kıyaslıyor. Elbette iki Yılmaz'ı da çok seviyoruz. Birincisi, filmlerinde ve romanlarında sert, şiirsiz ve acımasız bir dünyayı resmediyor, bizi yabancısı olduğumuz Türkiye gerçekliğiyle yüzleştiriyordu. İyi de ediyordu. İkincisi, daha nahif, daha pembe, daha katlanılabilir ve önemlisi, makinaların tutsağı olmamış bir dünyadan sesleniyor ve farklı olarak bizi "modern zamanlar gerçekliği"yle yüzleştiriyor. İkisi de, son tahlilde, maçoluğu, esmerliği, erkekliği, saflığı ve temsil ettiği değerler sistemiyle bu topraklardan, bu toprakların ilişki düzeninden, üretim biçiminden neşet etmiş hayal kahramanlar. Bizim kahramanlarımız... Ama, Rahmi Saltuk'un "kirlenmemiş" bilinci, ikincisini devre dışı bırakma konusunda bayağı azimli... Diyor ki, "Yılmaz Güney yaşasaydı, Başbakan'a abi demezdi..." Yılmaz Erdoğan, bir süre önce, bir grup sanatçı arkadaşıyla birlikte Başbakan Erdoğan'ı ziyaret etmiş, görüşme sırasında "Size abi diyebilir miyim?" diye sormuştu. Neden diyemeyecekti? Çatık kaşlı, korkutucu, eli sopalı Başbakan imajı çok mu matahtı? Hayır, Rahmi arkadaşımız bunu "politik sapma" olarak görüyor. Oysa ne kadar sıcak, ne kadar nahif, ne kadar insani bir "ilişki biçimi" bu... Hırsların, politik çekişmelerin, dünyalık kaygıların kirletmediği ve en başta Rahmi Saltuk gibi "yüreği insan sevgisiyle gürp gürp atan" sanatçıların takdir etmesi gereken bir ilişki biçimi... Bence Rahmi arkadaş önce şu soruların yanıtını düşünsün: Niçin Mesut Yılmaz'a "abi" diyemiyorduk, niçin Bülent Ecevit'e dokunmaya cesaret edemiyorduk, niçin Süleyman Demirel'in karşısında kendimizi "kabul dışı" zavallı yaratıklar olarak görüyorduk ve niçin apoletli, eli silahlı bütün adamlara saygıda kusur etmiyorduk?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |