|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Meclis gündemindeki anayasa değişikliği paketinde en çok tartışılan 'kadın hakları' ile ilgili madde oldu. "Kadın ve erkek eşittir; devlet eşitliği sağlamak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür" biçiminde kaleme alınan madde bir çok bakımdan anayasayı ileri bir noktaya taşıyor. Ancak CHP'liler mutlu değil; CHP'li kadın milletvekilleri, maddedeki devleti 'gerekli tedbirleri almakla yükümlü' kılan cümleye 'olumlu ayrımcılık dahil' açıklamasının da eklenmesini istiyor. Bu haklı bir istek aslında. Herhangi bir konuda yasalarda kadından yana bir değişiklik yapılmak istendiğinde, bunun anayasanın 'eşitlik' ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmesi mümkün. 'Olumlu ayrımcılık', hakları yenmiş, sürekli geride tutulmuş toplumsal kesimleri rahatlatmak için başvurulan yeni bir hukukî uygulama zaten... Muhafazakâr politikanın bir 'kadın sorunu' olduğu bilinir; yalnızca bizde değil dünyanın başka yerlerinde de... Hatta, 'ilerici' veya 'çağdaş' olarak tanımlanan kesimler dahi, bir noktadan sonra, kadın konusunda 'muhafazakâr' kesilebiliyorlar. Almanya'nın ileri bir ülke olmadığı, Alman sosyal demokratların 'çağdaş' sayılmayacağı iddia edilemez herhalde; oysa Almanya'da 'eşit işe - eşit ücret' ilkesinin uygulanmadığı, aynı işi yapan kadınların erkeklerden daha az ücret aldığı biliniyor. Ak Parti'nin önerilen 'ek cümleciğe' neden itiraz ettiği pek iyi anlaşılmıyor. İtirazlara kulak verildiğinde, temel hak ve özgürlükler alanında kadını 'eşit' görmekte zorlanan bir zihniyetin bazı Ak Partililer'de varolduğu hissi alınabiliyor; bazıları yeni düzenlemeye kerhen razı oluyor ve daha ötesini engellemeyi görev bilir gibi davranıyor... Bazı hukukçu milletvekilleri ise, 'pozitif ayrımcılık' kavramını pek sıcak bulmadıkları için öneriye olumsuz yaklaşıyorlar. Bu iki kategori dışında kaldığı halde sesini yükseltmeyen geniş bir kitle de var AKP grubunda... Oysa, Ak Parti'nin daha kuruluş döneminde kendisine seçtiği hedeflerden biri, toplumda haksızlık ve ayrımcılığa uğramış katmanların durumlarını düzeltmekti. Kadınlar bu katmanlardan en kalabalık olanı oluşturuyorlar. Daha doğuştan başlayan bir dizi sorunu bulunuyor ülkemiz kadınının; eğitimde, iş ararken, çalışma hayatında, evlenir ve anne olurken hep karşılaşıyor dev sorunlarla. Bu durumu düzeltmek için anayasal düzenlemeye, kayıplarını telâfi için de 'pozitif ayrımcılık' ilkesine ihtiyaç var. 'Pozitif ayrımcılık' ilkesinin korkulacak bir yönü de yok. Haksızlığa uğrayana ödenen tazminat gibi bir şey bu. Yasalarla eli-kolu bağlanmış insanları yasa değiştirerek bu durumdan kurtarmak önemli bir ileri adım elbette; ancak kurtardığınızda bile, onları başkalarına göre daha geriden başlatmış olmuyor musunuz? Bu sebeple, kadına bazı alanlarda özel kontenjan tanımak, kayırıcı tedbirlerle biraz öne geçirmek neden sakıncalı olsun ki? İtiraz edenler üzerinde biraz düşünme fırsatı bulabilseler, CHP'nin istediği değişikliğin Ak Parti'ye de yakıştığını mutlaka keşfedecekler. 'Kızlara özel eğitim' talebinden kadınlara özel park yerine kadar pek çok düzenleme, anayasada yer alacak 'pozitif ayrımcılık' ilkesiyle hayata geçirilebilir. Batı'da, 'kadınlar için otel' veya 'kadınlar için toplu taşımacılık' türü uygulamalar, hep aynı ilke gözönünde tutularak yapılabiliyor. Ak Parti, kadının toplumsal hayatta daha görünür duruma gelmesini sadece lâfla teşvik etmekle kalmamalı, bunu anayasal bir gereklilik haline de getirmelidir. Siyaset, iktidar-muhalefet takışması yüzünden, bir süreden beri, AKP'nin 'ak' dediğine CHP'nin 'kara' deme ihtiyacı hissettiği bir kısır döngünün içine yuvarlanmış durumda; yeni anayasa değişikliği paketine yaklaşımıyla, CHP, ilk kez, döngünün kısırlığını aşabileceği görüntüsünü veriyor. Ak Parti de, anayasayı çağdaşlaştıracak adımların gerisinin gelmesini sağlamak amacıyla olsun CHP'nin önerisine kulak vermeliydi. Yine de verebilir. Anayasanın bütünüyle değişmesi gerekiyor; CHP'nin işbirliği bu sebeple de önemli.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |