AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K R O N İ K  M E D Y A
Medya 'enerji meselesi'ni
artık sorgulayabiliyor

Peşpeşe iki gün iki büyük gazetenin manşetine yerleşen iki "enerji" haberi, büyük basının bu alanda bir zamanlar "ne"yi yapmadığını da söylemiş oluyor. Peki "neden" (görüyorsunuz, 5N 1K'dan gidiyoruz) o zamanlar yapmadığını şimdi yapıyor? Çünkü o zamanlar büyük medya ihaleden ihaleye koşan "enerjik" bir medyaydı...

Kronolojik gidelim, önce 3 Mayıs tarihli Vatan gazetesinin manşetini, sonra da 4 Mayıs tarihli Milliyet gazetesinin manşetini aktaralım:

Vatan (3 Mayıs): "NE ZENGİN ÜLKEYİZ! Enerji Bakanı Güler açıkladı: Devletin kendi barajlarında ürettiği ucuz elektriği kullanıp, özel doğalgaz santrallarına boşuna para ödüyoruz... Güler, 'barajlarda elektrik üretimini artırdık, doğalgaz santrallarına ihtiyaç azaldı. Bu santralların bazılarında üretimi durdurduk, bazılarını ise düşük kapasite çalıştırıyoruz' dedi. Ancak 'alım garantili' ballı sözleşmeler yüzünden devlet boş tuttuğu bu santrallara para ödemeye devam ediyor. Bakan Güler, daha önce 'bilinçli elektrik kesintileriyle bu özel santralları kurdurdular. Öyle sözleşmeler yapılmış ki, devletin eli kolu bağlanmış. Yapılabilecek bir şey yok' demişti."

Milliyet (4 Mayıs): "ADINI SİZ KOYUN... Hesap uzmanları, Trakya Elektrik'in kayıtlarında 'Devlet dairelerinden izin alınması' için harcanan 16.1 milyon doların faturasını buldu. Sizce bu neyin belgesi?"

Güzel manşet doğrusu. Bir zamanların sembol cümlesi "rüşvetin belgesi mi olur ulan"a gönderme yaparak, "ad koyma" hususunda okura yardımcı olunması da keza gayet hoş... Milliyet'in iyi muhabirlerinden Nedim Şener'in haberinden bir spot daha aktaralım, bakın altından ne isimler çıkıyor:

"ABD tarihinin en büyük yolsuzluklarından birine imza atan Enron'un Türkiye'de yaptığı işlerde de bazı soru işaretleri var. Enron'un büyük ortağı olduğu Trakya Elektrik'te inceleme yapan hesap uzmanları, küçük ortak GAMA'nın kestiği iki adet fatura buldu. Faturaların üzerinde 'Proje geliştirme ücreti' yazılı..."

O tuhaf elektrik kesintileri...

Hiç kuşkusuz Milliyet'in haberi daha yeni , daha çarpıcı... Ama biz başlığımızdaki temayı bu haber üzerinden değil, Vatan'ın haberi üzerinden açmaya çalışacağız... Çünkü Milliyet'in manşetindekine benzer bir haberin, büyük basının enerji işinde ihaleden ihaleye koştuğu 1990'ların sonlarıyla 2000'lerin başlarında da yayımlanabileceğine dair kuşkularımız olsa da, "yayımlanmazdı" gibi kesin bir iddiada bulunamayız...

Oysa Enerji Bakanı'nın Vatan'ın manşetinde dile getirdiği iddialar, adını andığımız dönemde büyük basın tarafından hiç ama hiç rağbet görmemişti... Evet, o tuhaf, adeta "ben sahteyim" diye bağıran elektrik kesintilerinin büyük basın tarafından hiç sorgulanmayışından söz ediyoruz... Oysa işin uzmanları, elektrik odaları, mühendisler, bu kesintilerin sahte olduğuna dair çok sayıda yazı, makale kaleme almıştı; tabii ki sadece "marjinal" gazete ve dergilerde...

Medyakronik döneminde çok uğraştık, büyük basının bu yazı ve makalelere alıcı gözüyle bakması durumunda oralardan çok sayıda haber çıkacağını anlatmaya çalıştık ama nafile... Hatırladığmız kadarıyla Necati Doğru dışında (Sabah) hiçbir köşeye sızmadı bu iddialar (haber sayfalarında zaten hiç yoku).

İş işten geçtikten sonra

Büyük basın ilk kez, 3 Kasım seçimleri sonrası kurulan hükümetin Enerji Bakanı Hilmi Güler'in TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'nda söylediği sözleri aktarırken sayfalarını açtı bu iddialara. Şöyle demişti Güler (4 Haziran 2003 tarihli gazeteler):

"Elektrik kesintileri senaryoydu. Kesintiler bilinçli yapıldı. Kamuoyu manipüle edildi, acil enerji açığı olduğu psikolojisi verilip, Rusya'dan doğalgaz alındı. Enerjide sistematik soygun yapıldı. Her şey kılıfına uydurulmuş."

Evet, ilk kez 2003'te ve iş işten geçtikten sonra... Oysa, dediğimiz gibi biraz niyeti olan bir medya zamanında ne haberler çıkartabilirdi o tuhaf kesintilerden... Düşünün, ülkenin tamamının potansiyel okur olacağı, yani başarısı garanti haber ve haberlerden söz ediyoruz... Okullarda, haberi "değer"li kılan unsurların başında "daha fazla insanı ilgilendirmesi" sayılmaz mı?

Ne var ki büyük medya neredeyse tümüyle enerji ihalelerinin peşindeyse, bunun için Bakanlık'la aranın iyi tutulmasının gerektiği gibi zorunluluklar varsa, kimse dinlemez "haber değerleri"ni... O zaman bütün "enerji"nizi RTÜK Kanunu'nda yer alan "medya patronları devlet ihalelerine giremez" maddesinin çıkartılması yolunda kullanırsınız, "enerji"nin bakanının canını sıkacak haberlerden de uzak durursunuz... (A. G.)


'Evine geç gelen kadına farklı gözle bakılır/bakılıyor'

Başlıkta "Fiil çekimi mühendisliği marifetiyle manipülasyon" da diyebilirdik... Ama sözünü ettiğimiz manipülasyonun somut olarak nasıl gerçekleştirildiğini gösteren bir başlığın daha uygun olduğuna karar verip, yukarıda gördüğünüz başlıkta karar kıldık...

Konumuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu Başkanı, AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu'nun "kadın erkek eşitliği" meselesinde sarfettiği bir cümlenin Hürriyet ve Milliyet gazeteleri tarafından haberleştirilme biçimi...

Haber, geçtiğimiz pazar günü bizim de izlediğimiz CNN Türk'teki Cafe Siyaset programından kotarılmış... Mete Belovacıklı ve Ömer Tarkan'ın konuğu Kuzu, konu Anayasa değişikliği paketinin 7. maddesine gelince, muhataplarının eleştirel bir sorusuyla karşı karşıya kalıyor. Program sunucuları, CHP'nin önerdiği kadınlar lehine "pozitif ayrımcılık"ın AK Partililer tarafından maddeden çıkarılmasını eleştirip, sözü konuklarına bırakıyorlar...

Burhan Kuzu, özetle, Anayasa'ların çok kısa metinler olması gerektiğini, kendilerinin "teknik" gereği böyle bir düzeltmeye gittiklerini, bu maddenin kanunlarda "kadınlar lehine pozitif ayrımcılık" yönünde değişiklikler yapılmasına engel olmayacağını anlattı.

Bu gereçelerin haklılığı haksızlığı tartışmasına girmiyoruz, bizim işimiz bu değil... Devam edelim: Kuzu, bir ara da zaten meselenin sadece kanunlarla, anayasalarla halledilemeyeceğini, toplumsal zihniyette de değişiklikler gerektiğini anlatmaya çalıştı. İşte tam bu noktada aynen şöyle dedi (haberi menşetten 'BU KAFAYLA AVRUPA ZOR' başlığıyla veren Milliyet'ten aktarıyoruz):

"Sabahın 02.00'sinde, 03.00'ünde evine giden kadına her yerde aynı bakılmıyor. 'Nereden geliyor bu hanım?' denir. Bu benim şahsi fikrim değil, realite. Bu konuda belli bölgeleri, İstanbul'un Ulus'unu, Etiler'ini örnek almayın' dedi."

Peki, Kuzu'nun bu sözleri Milliyet ve Hürriyet'te nasıl sunuldu? Aynen şöyle:

Milliyet, başlık (manşette): "BU KAFAYLA AVRUPA ZOR..." alt başlık: "Anayasa Mahkemesi Başkanı Kuzu'dan inciler: Ulus'u, Etiler'i örnek almayın. Evine geç gelen kadına farklı gözle bakılır..."

Hürriyet, başlık: "GECE 11'DEN SONRA EVİNE GİDEN KADINA FARKLI BAKILIR..."

Kafanız karışmasın, biz iki gazetenin sunumlarındaki "saat farkı"nın derdinde değiliz... Biz, "Farklı bakılır" ile "farklı bakılıyor" arasındaki büyük farktan söz etmek istiyoruz...

İşi gazetecilik olan, üstelik onca tecrübeye sahip insanların dil duygularının iki "fiil çekimi" arasındaki farktan bîhaber olduklarına katiyen inanamayız... Onlar da bilir ki "Gece 11'den sonra eve gelen kadına farklı bakılır"da, cümlenin sahibinin de aşağı yukarı bu görüşte olduğu, bu bakışı onayladığı iması vardır... Oysa "Gece 11'den sonra evine giden kadına farklı bakılıyor"da, cümlenin sahibinin kendisini bu bakışın dışında tutma gayreti ve iması vardır... Örneğimizde zaten, konuşmacı bu imasını "Bu benim şahsi fikrim değil. Realite" diyerek pekiştiriyor, vurguluyor...

Ama gördüğünüz gibi, bu vurgu da hiçbir işe yaramamış, iki gazete, Bakan Kuzu'nun "çalıştığı için gece evine geç giden kadınları kınadığı" anlamına gelecek başlıklar kullanmakta hiçbir sakınca görmemişler...

Başlıklarda çok çeşitli "mühendislikler"le karşılaşmıştık, fakat doğrusu "fiil çekimi marifetiyle manipülatif başlık" örneğiyle daha önce hiç karşılaşmamıştık... Bu yeni yaratıcılık türünü şapka çıkararak selamlıyoruz... (A.G.)


5 Mayıs 2004
Çarşamba
 
YÖNETENLER: Kürşat Bumin
Alper Görmüş


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED