AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
O, bu türküleri meraklısına söylüyor

'Temiz' türkü severlere 'Yalan Dünya'yı sunan Orhan Hakalmaz, 'sade oldu' dediği bağlama yoğunluklu albümünün, türküye, ritme, tavra ve yöre sazlarına meraklı olanlara hitap ettiğini söylüyor ve uzun hava okuyamayanın Türk Halk Müziği sanatçısı olmadığını iddia ediyor.

  • HALE KAPLAN ÖZ
    Orhan Hakalmaz, bir buçuk yıl aradan sonra Ulus Müzik'ten çıkan beşinci albümü 'Yalan Dünya' ile Anadolu'nun bağrından kopan türküleri yine el değmemiş haliyle sunuyor dinleyicilerine. Repertuvarını belirlediği, yönetmenliğini yaptığı albümde Hakalmaz'a vokalde eşi eşlik ediyor. Hakalmaz "benim albümüm böyle olmalıydı" dediği albümü için bakın neler söylüyor: "İçime sindi Yalan Dünya, bağlama yoğunluklu sade bir albüm oldu. Benim albümüm bu olmalıydı diye düşünüyorum açıkçası. Biz zaten meraklısına sanatçılarız. Milyonlar satanlardan değiliz. Türküye, ritme, türkünün tavrına, yöre sazlarına meraklı insanlar dinliyor bizi."

    Arkamdan 'iyi adamdı' desinler istiyorum

    Kısa bir sürede çok sayıda insana ulaşan ve halkın sevgisini kazanan Hakalmaz, yurt genelinde verdiği konserlerle de bu sevgiyi pekiştiriyor. Özellikle yeni yetişen nesle ve gençlere türküyü sevdiren Hakalmaz bu sevginin kaynağında iyi söylemesinin yattığını ifade ediyor: "İnsanlar ilk önce gülüşümü, bakışımı, duruşumu sevdiler. Sonrasında ise sazı iyi çaldığım için, iyi söylediğim ve savunduğum için sevdiler beni. Ben türkü dinleyen insanların epey bir kültür sahibi olması gerektiğini iddia ediyorum. Okuyan, dünyayı inceleyebilen ve kimliğini arayan bir nesil yetişiyor. Halk Müziği bu nesille buluştu. Ben 12 sene de öğretmenlik yaptım. Gençler beni artık anlıyorlar. Şöhret benim için çok önemli değil, ben arkamdan "iyi adamdı" desinler diye uğraşıyorum. Daha çok kazanmak gibi bir derdim yok. Biraz da sözlere dikkat çekiyorum sevilme sebeplerimden biri de bu diye düşünüyorum."

    Özde sorun yok, sorun sunumda

    Hakalmaz, bugüne kadar gelen 'türkücü' prototipi nedeniyle Halk Müziği'nin hakettiği değeri alamadığı görüşünde. Son dönemde konservatuvardan yetişen çok kabliyetli genç müzisyenler sayesinde türkülerin doğru yorumlanması ile bu sorunun aşılacağını düşünen sanatçı kültürümüzde var olan zenginliğin bugün iyi değerlendirilememesinden şikayetçi. "Ürünün bir problemi yok, problem sunumda" diyen sanatçı, türkücüleri az çalışmakla ve kolay türküleri okumakla suçluyor. Sunum ne yönde olursa halkın da ona göre tavır alacağını belirten Haklamaz, türkülerimizi ve kültürümüzü iyi aktaramadığımız için, üzerimizde sadece Türk halkının değil dünya insanının da vebali olduğunu söylüyor. "Ben bu işi bilen ehil müzisyenlerin, gerçek sazlarımızla yapacağı çalışmaların tüm dünyada takdir toplayacağına eminim. Buna örnek de verebilirim. Ben Harper için bir uzun hava çalmıştım, beni dinleyip ağladı. Bağlama çok kabiliyetli bir sazdır ve dünya üzerinde, tek başına çalınıp söylenebilen ender sazlardandır."

    Kimse bana Yıldız Tilbe'den türkü dinletemez

    Dinleyicinin iyi türküyü ayırd edebilmesinin kıyas yöntemiyle mümkün olacağını söyleyen Hakalmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Mukayese etmeleri gerek. Radyo sanatçılarının türküleriyle, Zara, Kubat ve Hüseyin gibi sanatçılar ve bizim okuduğumuz türkülerle mukayese edecekler. Ama 'Ben Yıldız Tilbe'den hoşlanıyorum' da diyebilirler, saygı duyarım. Ama bana kimse Yıldız Tilbe'den türkü dinletemez. İki türkü okuyan herkes Türk Halk Müziği sanatçısı değildir. Türküyü seven insanın asgari müzik kültürüne sahip olması gerekiyor. Eğer buna sahip değillerse benim en sevdiğim türkücü Yavuz Bingöl diyemezler. Çünkü Yavuz Bingöl Türk Halk Müziği sanatçısı değil. Türk Halk Müziği sanatçısı elini kulağına atıp uzun hava söyleyebilmeli. En az 20 uzun hava bilmeli, en az 5 yöreyi örneklemeli."

    Oynamadım ama sevildim...

    Orhan Hakalmaz, kısa sürede tanınmasının Türkiye'deki değişimle yakından ilişkili olduğunu söylüyor: "Şovu, sansasyonu olmayan, sahnede oynamayan, tek derdi saz çalıp türkü söylemek olan, evli ve çocuklu biri olduğum halde halk beni benimsedi. Dönem şartların-da böyle birinin şöhret olması zor gibi görünüyor. Demek ki adam gibi söyleyince de olabiliyormuş."

  •  
    Çocukların da 'Garanti'li bir film festivali var artık
    Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK), Garanti Bankası işbirliğiyle geleneksel olarak gerçekleştirdiği uluslararası festivallere bu yıl bir yenisini daha ekliyor.
    Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler sahnede
    Festivalde en çok 'Kahve ve Sigara' tüketildi
    İKSV tarafından 10-25 Nisan tarihleri arasında 23.'sü gerçekleştirilen Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin gösterimlerini bu yıl, biletli ve davetiyeli olmak üzere 90 bin sinemasever izledi. Festivalde en fazla ilgi gören film, 3.100 kişi tarafından izlenen Jim Jarmusch'un filmi 'Coffee and Cigarettes / Kahve ve Sigara' oldu. Bu yıl festivale dünyanın dört bir yanından 100'ü aşkın yabancı sinemacı konuk katıldı. Festivalin konukları arasında 20. yüzyılın en iyi yönetmenlerinden Ken Russell, Ateş Arabaları filmi ile dört Oscar kazanan Hugh Hudson, dünyanın en iyi görüntü yönetmenlerinden Christopher Doyle, filmleri ile İran politikasını sarsan Bahram Bayzai ile uluslararası festivallerde saygın ödüller kazanan ünlü İranlı yönetmen Jafar Panahi de vardı.
    5 Mayıs 2004
    Çarşamba
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED