AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
YÖK tasarısı ne getirecekti, ne getiriyor?

Hükümet bir iki gün öncesine kadar YÖK Kanunu'nun değiştirmek için 46 maddelik bir yasa taslağı hazırlamıştı ama Meclis'e gönderilen metin ise 11 maddeyle sınırlı kaldı. Daraltılmış olduğu için bu paket doğal olarak üniversite sistemindeki değişim ihtiyacını karşılayamayacaktır. Yine de mevcut durumla kıyaslandığında bazı olumlu adımlar atılmaktadır.

11 maddelik bu metinle üniversite sisteminde ne değişecek, neler değişmeyecek bakalım…

Kilit nokta eşit ağırlık!

Önce, en hassas konu olan üniversiteye girişte katsayı uygulamasını inceleyelim. Hükümetin niyeti katsayıyı tüm liseler için eşitleyip sözel, sayısal ve eşit ağırlık puanlarıyla dileyenin dilediği bölüme katsayı mağduru olmadan girebilmesini sağlamaktı. Tasarıya göre ise üniversiteye girişte orta öğretim başarı puanının (katsayı) hesaplanması şöyle olacak:

Tasarı yasalaşırsa öğrencilerin orta öğretim başarı puanları; 100 üzerinden hesaplanacak orta öğretim mezuniyet puanlarının puan türlerine göre farklı katsayılarla çarpımı sonucunda tespit edilecek:

Sözel puan türü olarak belirlenen bir liseden mezun öğrenci; sözel puan türü ile girilen bir üniversite programı tercih ederse mezuniyet puanı 0,80 ile, eşit ağırlıklı tercih ederse 0,60 ile, sayısal puanlı tercih ederse mezuniyet puanı 0,45 ile çarpılacak.

Eşit ağırlık puan türü olarak belirlenen bir liseden mezun öğrenci; eşit ağırlık puan türü ile girilen bir üniversite programı tercih ederse mezuniyet puanı 0,80 ile, sözel puanlı tercih ederse 0,60 ile, sayısal puanlı tercih ederse mezuniyet puanı 0,60 ile çarpılacak.

Sayısal puan türü olarak belirlenen bir liseden mezun öğrenci; sayısal puan türü ile girilen bir üniversite programı tercih ederse mezuniyet puanı 0,80 ile, eşit ağırlıklı tercih ederse 0,60 ile, sözel puanlı tercih ederse mezuniyet puanı 0,45 ile çarpılacak.

Buna göre öğrenci bitirdiği lise alanında bir yükseköğretim programı tercih ederse problem yok, buraya ortaöğretim mezuniyet puanı 0,80'le çarpılarak girecek. Sorun başka alanların tercih edilmesi durumunda ortaya çıkıyor. Örneğin sözel mezunu eşit ağırlıklı puan türü ile girilen bir bölüm; mesela hukuk ya da siyasal bilgiler tercih ederse orta öğretim mezuniyet puanı 0,60'la çarpılacak.

Daha açık söylemek gerekirse, şu anda sözel alan olarak kabul edilen ve yeni belirleme sonrasında da böyle kalacağını farzedebileceğimiz bir meslek lisesinden (İHL gibi) sözgelimi 80 mezuniyet puanıyla mezun olan bir öğrencinin ortaöğretim başarı puanı; 80 x 0,60 = 48 olacaktır. Eşit ağrılık mezunu düz liseli bir öğrencinin 80 puanla mezun olması durumunda ise ortaöğretim başarı puanı; 80 x 0,80 = 64 olacaktır. İkisinin arasındaki 16 puanlık fark bugünkü sistemde 9-10 soruya tekabül etmektedir. Hukuk Fakültesi gibi büyük yarışla girilen bölümlerde bir öğrencinin şu anda en az 80-85 sözel sorusu yapması gerektiği hesaba katılırsa, sözel branştan gelen öğrencinin, düz liseli eşit ağırlıkçı bir öğrenciyi geçebilmesi için soruların hepsini yapması gerekecektir. Kaldı ki bu durumda bile ipi göğüslemesi mümkün olamayabilecektir.

Ancak, yeni tasarı liselerin alanlarını puan türlerine göre belirleme yetkisini Milli Eğitim Bakanlığı'na vermektedir. Bu da bakanlığa meslek liselerini sözel, sayısal veya eşit ağırlık alanlarına bölme imkanı sağlamaktadır. Dolayısıyla, meslek liseleri içerisinde sözel, sayısal veya eşit ağırlık alanları belirlenirse bu okulların mezunlarının üniversiteye girişte uğradıkları haksızlık büyük ölçüde telafi edilebilecektir. Ne var ki, uygulama böyle olursa bile bir meslek lisesinde örneğin eşit ağırlık alanından mezun olan bir öğrenci sözel puan türü ile girilen bir üniversite programı tercih ettiğinde; somut olarak lisenin eşit ağırlık bölümünden mezun olan bir İHL'li İlahiyat'ı tercih ettiğinde ortaöğretim mezuniyet puanı 0,60'la çarpılacaktır ki bu da başka bir adaletsizlik doğuracaktır.

Özetle, katsayı sorunun çözülüp çözülmediğini anlamak için konuyla ilgili bundan sonra yapılacak düzenlemelere ve kanunun uygulamasına bakmak gerekecektir.

Üniversite demokrasiye direniyor

"Ne olacaktı, ne oluyor?" sorusunun ışığında diğer konuları inceleyelim…

- Şu anda ikinci dönem görev yapan rektörler gidecekti, kalıyorlar…

- YÖK 6'sı hükümet, 6'sı Üniversitelerarası Kurul (ÜAK), 2'si Cumhurbaşkanı 1'i de Genelkurmay tarafından seçilen 16 üyeden oluşacaktı. Olmadı, 5'i hükümet, 5'i ÜAK ve 5'i de Cumhurbaşkanı tarafından seçilecek. Ama, iyi tarafı başkanı kurul üyeleri kendileri seçecek. Ancak, YÖK'ün önemi azalmayacak.

-Üniversitelerin ve fakültelerin tüm organları (dekanlar, senato ve yönetim kurulları gibi) seçimle gelecekti; senato ve üniversite yönetim kurulu gibi ikili demokratik yapı olacaktı, üniversitelerde akademik ve idari konular ayrı yönetilecekti, olamadı.

-Akademik güvence; yani, öğretim elemanlarının bilimsel faaliyetleri nedeniyle hiçbir şekilde soruşturmaya tabi tutulamayacağının öngörülüyordu, tasarıya giremedi.

- Bütün öğretim elemanlığı kadrolarına tıpta uzmanlık sınavı gibi sınavla girilebilecekti, olmadı.

- ÜAK'ın yapısı değişmedi. "Hem rektörün hem de en çok oy alan rektör adayının" bu kurula katılması düşünülüyordu, yeni tasarıya bu da girmedi.

- Akademik konulardaki büktün esas ve ölçüleri ÜAK belirleyecekti şimdi yine YÖK belirlemeye devam edecek.

- Bütün bunlar olamayınca mali ve idari özerklik gibi üniversiteleri çok yakından ilgilendiren hususun yasada açıkça belirtilmesi ve yasanın ruhuna sindirilmesi de mümkün olamadı. Mahkeme kararı olmadan ihraç yok

Bütün bunlara karşılık tasarıyla bazı noktalarda olumlu adımlar atılmaktadır..

- Yardımcı doçent, doçent ve profesör atamalarında idari takdir yetkisini kaldıran ve bu atamalarda objektiflik sağlayan ayrıntılı bir düzenleme yapıldı.

- Öğretim elemanları ve öğrencilerin disiplin işleri yönetmelikle belirleniyordu, konu kanunla düzenlendi. Öğretim elamanlığından çıkarma artık sadece mahkeme kararıyla mümkün olabilecek. Disiplin cezalarının türü ve veriliş sebepleri somutlaştırıldı ve daraltıldı.

- Öğrencilikten ihraç kaldırıldı. Sadece geçici süreler için uzaklaştırma olacak, öğrencilik vasfı yok edilemeyecek. Öğretin elemanlarının disiplin soruşturmaları YÖK'ten alınarak üniversitelere devredildi.

- Öğrenci örgütleri yasa ile düzenlendi ve yetkileri arttırıldı.

- Akademik değerlendirme kurulu kuruldu ve üniversitelerin sosyal hayatla ilişkisini kuracak sosyal konseyler kurulması öngörüldü.

Yeni tasarının artıları ve eksileri böyle. Anlaşılan o ki, YÖK üzerindeki tartışmalar devam edecektir.


5 Mayıs 2004
Çarşamba
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED