|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Otobüste ya da metroda/tramvayda ayakta kalan hanımlara yer göstermek pozitif bir ayırımcılıktır. Bu ayırımcılıktan yanayım. Hanımlara yer göstermeleyiz. Yeni Medeni Kanun aile reisliğini kaldırdı, dolayısıyla kadınlar da erkekler gibi aile nafakasını temin etmek hususunda kanun önünde eşit durumdalar. Ama ben burada da nafakayı erkeğin temin etmesini tercih ederek pozitif ayrımcılıktan yanayım. Yıpratıcı işlerde çalıştırılmamak, zorunlu askerlik ve benzeri ağır görevlerden muaf tutulmak gibi pozitif ayırımıcılığı da destekliyorum. Ama, "kağıt üzerinde kalan kadın erkek eşitliğini yaşamın her alanında sağlamak" gibi gerekçelerle cinsiyet esasına dayalı pozitif ayırımcılığı onaylamıyorum. Hele hayatın her alanında cinsiyet esasına dayalı kota uygulamasını eşyanın tabiatına aykırı buluyorum. Mesela Meclis'in yüzde şu kadarı kadın olsun, filan sektörde asgari şu kadar kadın çalıştırılsın, filan dalda en az yüzde şu kadar kadın bulunmalıdır gibi bir kotayı hem gereksiz hem de anlamsız buluyorum. Çünkü gerek siyasette gerekse hayatın diğer alanlarında cinsiyetin değil liyakat ve ehliyetin esas alınmasının daha adil ve daha faydalı olduğuna inanıyorum. Kadın erkek her ferdin yasal haklarını kullanmaları temin edilmeli, önlerindeki engeller kaldırılmalı, ayırım yapılmaksızın herkese istediği alanda ilerleme imkanı verilmelidir. Kendi alanında başarılı olanların cinsiyetine bakılmaksızın önü açılmalı ve hak ettiği göreve gelmesi esas olmalıdır. Belli oranlarda kota uygulamak, kamu yararına değil bazan zarırına da olabilir.. Ehliyetsiz insanların iş başına getirilmesi sonucunu doğurabilir. Bu sebeple siyasette de ticarette de hayatın diğer alanlarında da cinsiyet değil liyakat ve ehliyet/uzmanlık esas olmalıdır. Kişi kadın olsun erkek olsun çalışmalı hak etmeli ve hak ettiği yere gelmelidir. Bürokraside işinin ehli çok sayıda bayana engel olan mı çıktı? Antalya Emniyet Müdürü bayan değil mi? Bu memlekette Tansu Çiller Başbakan olmadı mı? Hak eden hak ettiği yere kadın da olsa erkek de olsa gelmelidir, gelirken işindeki başarısı esas olmalıdır, cinsiyeti ön plana çıkmamalıdır. Ben böyle düşünüyorum. Ama şunu da söylemeliym ki, bugün pozitif ayırımcılıktan yana olan siyasetçileri de sivil toplum örgütlerini de kadın kuruluşlarını da samimi bulmuyorum. Pozitif ayırımcılık adı altında hemcinslerinin tamamını değil yine kendi düşüncelerini taşıyan hemcinslerini kayırma telaşı içinde olduklarını düşünüyorum. Mesela siyasette pozitif ayırımcılıktan yana olanlar, milletin binlerce oyuyla seçilip Meclis'e giren bir hanım milletvekilinin kanunlara ve iç tüzüğe aykırı olarak Meclis'te yemin ettirilmemesi, vatandaşlığının elinden alınması daha da ileri gidilerek yargılanması ve cezalandırılması konusunda ne yapmışlardır? Mesela binlerce işçi, memur ve öğrenci sırf tesettürlü oldukları için yine yasal hiçbir dayanağı olmayan uygulamalarla okulundan ve işinden atılırken, saçlarından sürüklenirken bu pozitif ayırımcılıktan yana olanlar neredeydi, hangi tepkiyi koydular? "Biz hak eşitliğinde değiliz. Hakların fiilen kulanılmasında sorun yaşıyoruz" diyen ve bunun için pozitif ayrımcılık talep edenlere, sınıflara alınmayan, kar kış demeden aylarca kapılarda bakletilen ve sonunda ilişikleri kesilen binlerce kız çocuğunu hatırlatmak isterim. Dün bu negatif ayrımcılığa sessiz kalanların bugün pozitif ayrımcılık taleplerini samimi bulmuyorum! Ben pozitif ayrımcılıktan yanayım ama onlara inanmıyorum, onlara güvenmiyorum, onları samimi bulmuyorum! Sahi şu anda meslek liselerine uygulanan özellikle İmam Hatip Liseleri'ne uygulanan kota pozitif ayrımcılık mı oluyor yoksa negatif ayrımcılık mı?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |