|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Anayasa değişikliği oylaması sırasında, muhalefetin getirdiği kadınlara yönelik "pozitif ayrımcılık" önerisinin reddi Türk demokrasisi, Türkiye'nin toplumsal ve siyasal hayatı için ciddi bir talihsizlik oldu. Öneriye AK Parti'den sadece iki destek oyu gelmesinin, biri dışında AK Partili kadın milletvekillerinin karşıt ve çekimser kalmalarının işaret ettiği gerçek gözardı edilemez. Bu oylama muhafazakarlığın demokrasi açısından aşırı gelenekçi ve örseleyici yönünü bir kez daha ortaya koymuştur. Başka bir deyişle temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda muhafazakarlık ve demokrasi arasındaki ilişkilerin imkansız hale geldiğini göstermiştir. Ayrıca iktidar partisinin benimsediği "muhafazakar demokrasi" sıfatının çelişkileri de kendiliğinden ortaya çıkmıştır... Birkaç gün önce AK Parti'nin demokrasinin taşıyıcısı olan kadın ve beden konusunda verdiği sınavın kötü geçtiğini söylemiştik. Sınav bitti ve ortaya vahim bir sonuç çıktı, AK Parti'nin muhafazakarlık konusundaki derin hastalığı gözardı edilmez hale geldi. Daha önce söylediğimizi yineleyelim: "Türkiye'nin kendisine özgü koşulları vardır" bahanesiyle kimileri yıllarca ülkenin kurumlar ve dengeler düzeyinde ülkenin demokratikleşmesine set çekmişti. Şimdi de bu politikanın mağdurları "Türk toplumunun kendisine özgü koşulları vardır" gerekçesiyle bireyleşmeye ve zihniyet düzeyinde demokratikleşmeye set çektiler. Bu konuda görüşlerimi üç gündür ısrarla dile getiriyorum. Bununla birlikte yaptığım bir hatayı kabul etmem ve özür borcumu yerine getirmem gerekiyor. Özrü TBMM Anayasaya Komisyonu Başkanı Prof.Dr. Burhan Kuzu'ya borçluyum. Şehir dışında hareket halinde olmanın dayattığı kestirmecilikle, çarpıtılmış haberlere güvenmemden ötürü Kuzu'nun kimi sözlerini olması gerekenin tam tersi istikamette yorumladım. Kuzu'nun "kadının durumunu düzeltmek için yasal düzenlemeler yetmez, toplumsal, kültürel baskılar var, bunlarla da mücadele etmek gerekir" mealindeki sözlerini, "kültürel ve toplumsal değerler kadına daha fazla hak vermeye engel" şeklinde anladım, aktardım ve eleştiri konusu yaptım. Aslında "Kronik Medya"lık oldum. Nitekim "Kronik Medya'da dün Kuzu'nun sözlerinin, benim de gafil avlanıp referans aldığım Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde nasıl çarpıtıldığını şöyle saptıyordu: "Kuzu, meselenin sadece kanunlarla, anayasalarla halledilemeyeceğini, toplumsal zihniyette de değişiklikler gerektiğini anlatmaya çalıştı... İki gazete, Bakan Kuzu'nun 'çalıştığı için gece evine geç giden kadınları kınadığı' anlamına gelecek başlıklar kullanmakta hiçbir sakınca görmediler... 'Gece 11'den sonra eve gelen kadına farklı bakılır'da, cümlenin sahibinin de aşağı yukarı bu görüşte olduğu, bu bakışı onayladığı iması vardır... Oysa 'Gece 11'den sonra evine giden kadına farklı bakılıyor'da, cümlenin sahibinin kendisini bu bakışın dışında tutma gayreti ve iması vardır... " Burhan Kuzu'nun daha sonra TBMM'de yaptığı konuşma da bu yöndeydi. Kuzu, konuşmasında kadının durumunun düzeltilmesi için gösterdiği gayretin altını çiziyor, kadınlar lehine tasarıya eklenen "devletin kadın-erkek eşitliğinin hayata geçirilmesi için gayret sarfedeceği" ibaresini kendi elinden çıktığını belirtiyor, dahası dünyadan kadın temsili konusunda rakamlarla örnekler vererek Türkiye'deki durumun vahametini ortaya koyuyordu... Bu arada, bütün bunlardan sonra gönül Kuzu'nun muhalefetin getirdiği öneriye ret oyu vermemesinin isterdi. Evet, kadın konusunda AK Parti ve Burhan Kuzu'nun; Kuzu konusunda ise bu köşenin serancamı böyle...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |