|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Irak'taki işkence görüntüleri, savaş lobisini utandırdı. Şurada burada, özür beyan eden açıklamalar yapıyorlar. Önceki gün Gülay Göktürk yazmıştı. Çok da güzel yazmıştı. Önce o yazıdan uzunca bir alıntı: "Şimdi vahşetin fotoğrafları karşısında şaşırıyorlar, ama hâlâ, bu fotoğrafların 'münferit aşırılıklar' olduğunu sanıyorlar. Hala, ilkelerin önemini kavramıyor; temelinde hukuksuzluk yatan bir zemin üzerine olumlu bir şey inşa edilemeyeceğini görmüyorlar. O işkenceci askerlerin, dünyanın gözleri önünde işlenen koskocaman bir suçun basit aparatlarından başka birşey olmadıklarını anlamıyorlar. Hukuk bir kez ayaklar altına alındı mı, şiddetin kendi yasalarını uygulamasını ve gidebileceği en son noktaya kadar gitmesini engellemek imkânsızdır. İşte bu yüzden, bugün o fotoğraflara yansıyan vahşette, 'milli çıkarlarımız gereği', 'masadaki yerimizi garantilemek için', 'stratejik müttefikimizi küstürmemek için', 'galiplerin yanında yer almak için' Irak'ın işgaline açık destek veren, hayırhah bir tutum alan, ya da oportünistçe sessiz kalan herkesin derece derece payı vardır." Ben bu kadar ağır konuşmak istemiyorum. Ama özeleştiricilerin, özeleştirilerinde samimi olduklarını da düşünmüyorum. Cüneyt Ülsever arkadaşımız da (aslında abimiz) özeleştiri furyasına katılanlardan. Böylesine zor bir zamanda (hele Irak'taki vahşet görüntülerinden sonra), "bir aydının mutlaka özeleştiri yapması gerektiğini düşündüğü için", işe çuvaldızı kendine batırmakla başlamış. Batırabilmiş mi? Bakacağız... Ülsever (ki, "28 Şubat sürecinde İslamcılara verdiğim desteği çekiyorum" demiş olmasına rağmen, kendisini hâlâ sever ve önemserim), hatırlarsanız, savaş karşıtlığını yeren, savaş karşıtı "dar kafalıları" muaheze eden yazılar yazmış, "masadaki yerimizi garantilemek" için mutlaka bu savaşa katılmamız gerektiğini öğütlemişti. Dünkü yazısını görünce heyecanlandım. Demek ki, bu savaşın "haksız" olduğunu Ülsever de sonunda farketti ve özeleştiri yapıyor. Olabilir. İnsanlar hata yaparlar. Ülsever de hata yapmıştır ve şimdi hatasından geri dönüyordur. Hayır, Ülsever özeleştiri yapmıyor. Amerika'ya kızıyor. Çünkü (üstelik onca olup bitenden sonra) savaşın gerekçelerinin hâlâ ortadan kalkmadığı görüşünde. Şöyle diyor: "Benim özeleştiri yapmam gereken nokta, bu seviyede başarısız olacaklarını, çeşitli zamanlarda bu konuya vurgu yapmama rağmen, gereği gibi öngörememiş olmaktır." Şunu demek istiyor Ülsever: Ben ABD'yi teknoloji açıdan harikaları yaratan olağanüstü başarılı bir güç sanıyordum. Yanılmışım. Amerika'nın bu savaşı kazanamayacağını öngöremediğim için Türk halkından özür dilerim. O halde bütün kabahat Irak halkında. Irak halkı işgale direnmeseydi, teknoloji harikaları yaratan ABD başarılı olacaktı, Ülsever de "özeleştiri" (!) yapmak zorunda kalmayacaktı. Hakkını yemeyelim, Ülsever her savaş gibi bu savaşın da "çirkin" olduğunu söylüyor... Ama, hemen arkasından "reel politika"yı yapıştırıyor: "Dünyada paylaşım mücadelesi bitmemiştir. Bunun için bu savaş 'reel politika' açısından kaçınılmaz, vazgeçilmez bir savaştır." Hem "çirkin", hem "vazgeçilmez..." Tamam, liberal bir yazarız, önce rasyonaliteyi ve reel politikayı gözetiriz de, bu kadar liberalizm fazla olmuyor mu? ÖZÜR: Dünkü yazımda, Rahmi Saltuk röportajını "Birgün" gazetesine maletmişim. Röportaj "Vatan" gazetesinin Pazar ekinde çıktı. Röportajı gerçekleştiren Devrim Sevimay'dan ve her iki refikimizden özür dilerim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |