|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türk sinema tarihinde bugüne dek çekilmiş olan film sayısı 6 bin. Bu filmlerden sadece 100'üne kadın yönetmen elinin değmiş olmasının bir nedeni kadın yönetmen olmanın zorluğu, diğer ve asıl neden ise; ekonomik sıkıntı.
Tüm dünya sinema endüstrisinde olduğu gibi ülkemizde de az sayıda olan kadın yönetmenler bu yıl 7. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nde objektif önüne geçi-riliyor. Sinema tarihimizde çekilen 6000 filmden 100'ü geçmeyen filmleriyle 24 kadın yönetmenden 15'ini ev halleriyle objektif karşısına geçiren "Kadın Yönetmenler Fotoğraf Sergisi" sinemanın dişil yüzünü de kavrayabilmeye yardımcı oluyor. Muammer Yanmaz'ın hazırladığı projede Biket İlhan, Birsen Kaya, Canan Evcimen Obay, Canan Gerede, Fide Motan, Füruzan, Gülsün Karamustafa, Handan İpekçi, Işıl Özgentürk, Lale Oraloğlu, Seçkin Yaşar, Sunar Kural Aytuna, Tomris Giritlioğlu, Türkan Şoray ve Yeşim Ustaoğlu Türk sinemasında bıraktıkları kalıcı izi arşive taşıyorlar. Türk kadın yönetmenlerini hatırlama ve sinemadaki yerlerini sorgulama anlamında belleğe önemli bir kayıt düşürecek olan etkinlik vesilesiyle biz de kadın yönetmenle-rimize, kadın oyuncu ve kadın izleyiciye tezat şekilde kadın yönetmen sayısının neden bu kadar az olduğunu, kadın yönetmen olmanın zorluklarını sorduk.
HALE KAPLAN ÖZ
Kadın izleyici ve oyuncu sayısının orantısal olarak kamera arkasına aksetmemesinin nedenini sorduğumuz yönetmenlerimiz sorunun yapımcıların kadın yönetmenlerin projelerine para yatırmak istememeleri olduğunu söylüyor. Patronsan rejisör olabiliyorsun! LALE ORALOĞLU: "Gerek kendim gerekse diğer arkadaşlarım için söylüyorum kadın yönetmenler ancak kendileri patron oldukları zaman yönetmenlik yapabiliyorlar. Bu benim film yaptığım zamanlarda da böyleydi, hâlâ da böyle. Bunun da değişmesi şimdilik zor gibi görünüyor. Kadın rejisörlere, patronların hemen hemen hepsi erkek olduğu için iş verilmiyor. Ancak çok isim yapmış biri olursa verebiliyorlar, Türkan Şoray gibi. Filmlerim çok sevildi, izlendi ama ben de patron olduğum zaman ancak reji yapabildim. 5-6 filmin yönetmenliğini üstlendim daha çok tiyatro rejisörlüğü yaptım. Tiyatroda başarılı olduğum için sinemada da başarılı oldum. Ama bu başarı diğer patronların bana reji imkanını vermesini sağlamadı. Bugün yönetmenlikten hâlâ büyük zevk alıyor olmama rağmen sinemadaki teknik değişiklikler nedeniyle bunu gerçekleştiremiyorum." Yönetmenlik zor bir iş ama... HANDAN İPEKÇİ: "Türkiye'de kadın yönetmen az, çünkü çok zor bir iş bizim yaptığımız iş. Artık erkek yönetmenler de film çekmekte çok zorlanıyorlar. Ama sinemada diğer meslek kollarına oranla daha az kadının olduğu doğru. Ben açıkçası kadın yönetmen olarak çok zorluk yaşamıyorum. Çünkü en başta kendi kafamda kadın erkek ayrımını sildiğim için sadece işimi yapıyorum. Yani meseleye o çerçeveden bakmıyorum. Ama belki farkında olmadan yaşadığım zorluklar olabilir. Bunu da çok normal karşılıyorum." Asıl sorun para bulmakta! IŞIL ÖZGENTÜRK: "Türkiye'de çok kadın yönetmen olmadığı gibi çok erkek yönetmen de yok. Türkiye nüfusu ile kıyaslarsanız, her yerde olan durum burada da görülüyor. Dünyada zaten kadın yönetmen sayısı 23.000 erkek yönetmene karşı 600'dür. Bu oran benzer bir şekilde Türkiye'de de söz konusu. Diğer tüm alanlarda, tüm mesleklerde olduğu gibi kadın çalışan oranı az. Sanat alanlarında ama daha çok, bilimsel alan da kadın ağırlıklı. Bu nedenle sadece kadın yönetmenlerin değil bütün yönetmenlerin yaşadığı sorundan bahsetmek daha doğru olur. O da para bulmak... Bunun dışında pek bir sorun yaşandığını zannetmiyorum." Süpürge, 28 ülkeden 84 filmle 7. kez havada Uçan Süpürge 1998 yılından bu yana düzenlediği kadın filmleri festivalinin 7.'sini gerçekleştiriyor. Festival bu yıl 6-16 Mayıs 2004 tarihleri arasında Ankara'da sinemaseverlerle buluşacak. Sinemanın evrensel gücünü kullanarak cinsiyet eşitliği konusunda toplumsal bilinci yükseltmeyi ve sinemada kadın emeğini görünür kılmayı amaçlayan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, dünya sinemasından örnekler, panel, sergi ve imza günleriyle izleyicisine dolu bir program vaadediyor. İzleyiciden gelen talep doğrultusunda 7 günden 10 güne çıkarılan festival süresinde 28 ülkeden 84 uzun, kısa ve belgesel film gösterilecek ve etkinliklerin tümü Kızılırmak ve Kavaklıdere sinemalarında gerçekleştirilecek. Türk Sineması'ndan 2 Atıf Yılmaz filminin gösterileceği festivalde İspanya sinemasının kadın yönetmenlerden 5 film "Bir Ülke" bölümünde sunuluyor. FIPRESCI Jürisi'nin bu yıl festival boyunca izleyeceği ve içlerinden birini En İyi Film seçerek ödüllendireceği 18 film, "Her Biri Ayrı Renk" başlığı altında, 1920'lerin Almanyası'ndan Lotte Reiniger'in 8 filminin izleyici ile buluşacağı etkinlik ise "Canlı Müzik Eşliğinde Sinema Tarihinden" başlığı altında izlenebilecek. Arzunun Aykırı Yönetmeni Catherine Breillat'ın 5, Pantolonlu Kraliçe Katherine Hepburn'ün 3 filminin yer alacağı festivalde, Dorris Dörrie, Marie Trintignant, Gurinder Chadha filmlerinin yanısara belgeseller ve "kısa"lar da yer alıyor. "Kadın Yönetmenlerimiz " fotoğraf sergisi ve Catherine Breillat filmlerinden hareketle erotizm ve pornografi arasındaki sınırı tartışmaya açan etkinlikler de festivalin diğer başlıkları. Yeniden Yak, ya da...
Sevenleri ve sevmeyenleri ile müzikseverleri iki gruba ayıran arabesk dünyasına yeni ses daha katılıyor: Azra Hazal. 'Yeniden Yak' adını taşıyan ve AS Müzik etiketiyle piyasaya çıkan albümde Hazal 12 parça okuyor. Musiki cemiyetlerinde ders alan şarkıcı kendi şarkılarına sonraki albümlerinde yer vermeyi düşünerek, Kerem Özdemir'in aranjörlüğünü, İlyas Tetik'in okutma yönetmenliğini yaptığı bu ilk albümünde Unut beni, Bir kulunu çok sevdim, Yeniden yak, Ölmeye geldim, Unutacağım, Vefasız Yar, Ah gönlüm gibi arabesk şarkıları söylüyor. Bilgi tel: 0 212 219 61 20
|
|
|
|
|
|
|
|