|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TBMM Kurumsal Kimlik adını taşıyan bir kitap geldi. Çok faydalı bir eser olduğu görünüşünden ve ağırlığından belli. Meclis'teki kurumsal kimlik çalışmasının, kullanılan basılı materyallerdeki dağınıklık ve kargaşayı ortadan kaldırmayı amaçladığını, Başkan Bülent Arınç'ın sunuşundan anlıyoruz. "TBMM, millî iradenin tecelli ettiği, ülkemizin kalbi olan bir kurumdur. Bu nedenle itibarı ve saygınlığı için her türlü hassasiyeti göstermemiz gerekir" sözleriyle başlayan sunuş yazısı, estetik değerde bir görsel tasarım yapılmak istendiğini bildiriyor. Gördüğüm kadarıyla yapılmak istenen neyse, yapılmış bile. Amblemden başlayarak, Meclis çizimi, kartvizitler, antetli A4'ler, kompliman kartları, zarflar, tebrikler, bloknotlar, talep formları, iç-dış yazışmalar, davetiyeler, mektuplar, kimlik kartları, klasörler, bayrak ve flamalar, giriş-çıkış kartları, yön levhaları, personel kartları, araç kartları, kokartlar, pirinç levhalar, tanıtım kartları velhasıl kullanılan ne varsa, her birinin rengiyle, ebadıyla milimi milimine standardı oluşturulmuş. Seçilen yazı karakteri, şöyle tarif ediliyor: "Galliard ve Ailesi TBMM'nin Standart Yazı Fontu'dur." İnsanın Galliard ve ailesine saygılar sunası geliyor bu ciddiyeti görünce. Sunuş'tan bir cümle ile temel felsefeyi de aktaralım: "Bu çalışmadaki temel felsefemiz birlik, bütünlük, sadelik, geleneklerden kopmayan, modern bir estetik değer üretmektir. Böylece milletimizin içinde yaşayan değerler, aynı zamanda onun iradesinin temsil edildiği Meclisimize de yansımış olacaktır." Ne âlâ. Bu çalışma şüphesiz ki memleketin "bir" numaralı kurumu olan TBMM için kaçınılmazdı. Ufak firmaların bile kurumsal kimlik yapılanmasına gittiği günümüzde, Meclis'te kullanılan materyallerin rastgele sürüp gitmesi hoş karşılanamaz. Yine de anlamadığım bir husus var... Kurumsal kimlik çalışması en ince ayrıntısıyla tamamlanabilir ama bunun kitap halinde basılıp gazetecilere gönderilmesi, pek de gerekli gibi gelmedi. Gazetecilere TBMM'den bir mektup vb. gönderilse, onun standartlara uygun olup olmadığına bakmayız, baksak bile anlayamayız. Elinde bu kitap varken, gelenleri karşılaştırıp kontrol eden çıkar mı, onu da bilemeyiz. Yine de her materyalde kullanılan şu ifadenin güzelliği ve derin anlamı, kitabın gönderilmesindeki gereksizliği gözardı ettirebilir: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."
GORA filmi
Cem Yılmaz'ın Star Grubu'na sipariş üzerine yaptığı ancak gruba ihtiyati tedbir kararı uygulanması yüzünden tamamlanıp gösterime giremeyen GORA, iki milyon dolar karşılığında BKM'ye satıldı. GORA'yı devlet kurtarmış oldu. Yoksa göz gora gora yazık olacaktı. Bu arada Cem Yılmaz, GORA'nın ne anlama geldiğini de açıkladı: "Güzel Olmazsa Reaksiyon Almaz". Filmin senaryosu, başrolde oynayan Cem Yılmaz'a ait. Yönetmen Ömer Faruk Sorak. Filmin ekim ayında seyirciyle buluşması bekleniyor.
Geniş ekran
Normal bir otomobilin iki katı uzunluğundaki limuzin bilgisayar ekranına sığmayınca, geniş ekranlı bir model üretmişler. En azından reklamında öyle sunuluyor. İyi bir fikir gibi gözükse de bilgisayarda yalnızca limuzin resimlerine bakılacak değil. Ya bir gökdelen resmi söz konusu olursa? Bir insanın boy fotoğrafı, yahut katedral, minare gibi dikey resimlere sıra gelince ne yapılacak? Bilgisayar ekranı yan yatırılıp bakılsa işe yarar mı?
Çok abartmayacakmışız
Irak'taki işkence haberleri dünyanın her yerinde büyük tepkiyle karşılanırken, ABD'li askerlerden beklenecek tarzda bir açıklama, şaşırtıcı bir yerden, KYB lideri Celal Talabani'den geldi. "İşkence haberlerini çok fazla abartmamak lazım" diyor Talabani. Olur! Çok fazla abartmayalım. Acaba ne kadar abartılsa yeterli gelir? O iğrenç görüntülerin abartmaya hiç ihtiyacı yok zaten. ABD ordusunun resmî işkence raporu, olayı bütün çirkinliğiyle ortaya seriyor. Ve ABD askerlerine bütün dünyadan lanet yağıyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |