|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gençlere kendi işlerini kurmaları ve geleceğe güvenle bakmaları için, günün şartlarına uygun bir meslek öğretilmesi Türkiye'nin ürün, hizmet ve bilgi üretim gücünün büyütülmesine yapılacak en önemli yatırımdır. Toplumların zenginliği tükettiğinden daha fazlası üretmesini bilen, eğitimli, meslek sahibi kesimden kaynaklanır. Türkiye Avrupa ülkeleri arasındaki yerini, kamu kurumlarında çalışan memurlarıyla değil, risk almasını bilen, meslek sahibi gençleriyle sağlamlaştıracaktır. Geçen hafta sonu Valilik, Belediye, Sütçü İmam Üniversitesi, Ticaret ve Sanayi Odası'nın desteğiyle Maraşder'in öncülüğünde düzenlenen üç günlük sempozyumda değişik oturumlarda Türkiye'nin bütün kademelerdeki eğitim ve öğretim sorunları da ele alındı. Açılış oturumunda Prof. Dr. Mehmet Sağlam, iki dost Hintli ile İngiliz arasında geçen, eğitim ve mesleğin toplumların başarısındaki önemini vurgulayan bir konuşmayı aktardı. Varlıklı olan Hintli bütün yatırım ve gayretlerine rağmen, evinin çevresine, Londra'daki bir bahçe yapamadığını anlatarak, İngilizlerin böylesine güzel bahçelere sahip olmak için ne yaptıklarını sormuş. Dostu İngiliz, "O bahçelerin kusursuz olması, İngiltere'nin beşyüz yılını aldı" demiş. Londra'daki bahçe ile Yeni Delhi'deki bahçenin arasındaki fark, yüzlerce yıl süren bir eğitim, öğretim ve tecrübe süresine dayanıyor. Meslek öğretimi, ömür boyu devam eden kesintisiz bir sürece dönüştürülmelidir. Okul hayatla, hayat da meslekle bütünleştirilmelidir. Peter Drucker "Gelecek İçin Yönetim" isimli kitabında, Amerika'da doktorların her yıl bilgi yenileme programlarına katılmak ve beş yılda bir de uzmanlık imtihanlarına girmek zorunda olduklarını anlatır. Çünkü tıp alanında bilgi, teknik araçlar ve tedavi yöntemleri her beş yılda bir yenilenmektedir. Başarılı bir doktor olmak için, yeni gelişmelerden haberdar olmak gerekir. Dünyadaki gelişmelere ayak uydurmak için aynı ilkeler, değişik alanlarda faaliyet gösteren bütün meslek sahiplerine uygulanmalıdır. Çalışma alanı ne olursa olsun, her meslek mensubu ister orta, isterse de yüksek öğretimde olsun, okul ve eğitimle bağını koparmamalıdır. Ancak Türkiye'de meslek öğretiminde, dünyadaki gelişmelere ters yönde bir gelişme yaşanmaktadır. Üniversite giriş imtihanlarındaki alan ve alan dışı tercihlerde katsayı uygulaması, Türkiye'deki İmam Hatip Okulları ile Meslek Liseleri'ndeki öğretime büyük darbe vurdu. Ömer Kayır ve arkadaşlarının hazırladığı araştırmada ortaya konulduğu gibi, meslek liselerinin toplam orta öğretimdeki payı üçte bire düşmüştür. Batı ülkelerinde özellikle Almanya'da meslek liselerine çok önem verilir. Başarılı öğrencilerin önünü kesmek de, hiçkimsenin aklından geçmez. Çünkü toplumun üretimdeki başarısı, meslek sahibi gençlerin sayı ve kalitesine bağlıdır. Bu yüzden, meslek liselerine giden öğrencilerin sayısı, doğrudan üniversiteye hazırlanan öğrencilerin, en azından iki katıdır. Seküler çevreler, İmam Hatip Okulları'nı siyasallaştırdılar. Oysa Anadolu insanı çocuklarını bu okullara bir meslek öğrenmek için değil, Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın deyişiyle "din cahili" olmasınlar diye gönderiyor. Onlara üniversite yolunu kapamak için, bütün meslek okullarına üniversite imtihanlarında katsayı uygulamak, Türkiye'nin üretim gücünü dinamitlemektir. Üretim gücünü büyütmek için devlet bağımlısı gizli işsizlere değil, meslek tutkunu gençlere ihtiyaç vardır. Mesleksizler toplumu yoksullaştırırken, meslekliler zenginleştirir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |