AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Sırayı şaşırmayalım: Önce 'temsili' sonra 'katılımcı'

Cumhurbaşkanı'nın Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok'u avukat kontenjanından Anayasa Mankemesi üyeliğine seçmesi, ardından Özok'un CHP adayı olduğu anlaşılınca üyelikten istifa etmesi, yakın geçmişimizin hoş hikayelerinden birisiydi.

Boşuna "Her işte bir hayır vardır" dememişler; baksanıza, eğer Özok'un istifasına ulaşan bu süreç yaşanmamış olsaydı, ülkenin başbakanını imam hatipli olduğu için "içine sindiremediğini" ilan eden bir Anayasa mahkemesi üyemiz olacaktı...

Özdemir Özok'un başkanlığını yürüttüğü Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu, geçen gün gazetelere bir tam sayfa ilan verdi. ("Laiklik" meselesinin medya için bu açıdan da bereketli bir konu olduğu muhakkak!) Kolayca tahmin edebileceğiniz içerikte bir duyuru bu. "Hukukçular"ın aldığı eğitimden başlayıp hızla YÖK meselesine geçen, "siyasi iktidar"ın "demokratik, laik, sosyal hukuk devleti"ni yıpratacak eylem ve davranışlarından söz edip sözü tekrar YÖK ve "imam hatip"lerle bağlayan bayağı "orijinal" bir duyuru...

Yani özetle, millet olarak yıllardır binlerce kopyasıyla karşılaştığımız bir yenilik!

Duyurunun benim ilgimi en çok çeken bölümü Türkiye Barolar Birliği'nin "demokrasi" anlayışına ilişkin şu cümlesiydi:

"Amaca ulaşmak için dayanak yapılan anlayış ise modern toplumların yüzyıl önce terk ettiği çoğunluk egemenliğine dayalı demokrasi anlayışıdır."(!)

Biliyorsunuz, söz "demokrasi"den açılınca, asıl olanın "temsili demokrasi" olduğunun farkında olmayan benzer "demokrasi çeşitlemeleri" ile hemen her yerde hem de sıkça çok karşılaşıyoruz. Yani "demokrasi"ye bu tarz bir yaklaşım epeyce tanıdık bir şey... Ama burada ilginç ve önemli olan husus, ülkenin Barolar Birliği gibi bir kuruluşunun da bu hepten temelsiz "demokrasi çeşitlemeleri"ni paylaşıyor olmasıdır.

Demek "modern toplumlar çoğunluk egemenliğine dayalı demokrasi anlayışını" yüzyıl önce terk etmiştir?! Peki bu toplumlar bir yüzyıldır "egemenlik" meselesini nasıl halletmektedirler acaba?! Bu "modern toplumlar"da muntazam aralıklarla yapılan seçimler filan ne amaçla yapılmaktadır acaba? "Spor olsun" diye değil herhalde...

Duyurunun bu çok yanlış anlaşılmış ve ifade edilmiş demokrasi anlayışının bir yerlerden kulağına çalınmış itirazlarını anlıyoruz tabii ki... Yani demek istenmektedir ki, artık eskisi gibi (bir yüzyıl önce olmadığı muhakkak!) yasakoyucunun ve yürütmenin yapıp ettikleri anayasa mahkemeleri gibi yaygın olarak İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan kurumlar tarafından "hukuka uygunluk" ilkesi açısından denetime tâbidir. Belki bir de (çünkü Duyuru'da "tüm demokratik kurum ve kuruluşlar"dan da söz edilmektedir) günümüz demokrasisinde "sivil toplum"un ve dolayısıyla "katılımcı demokrasi"nin öneminin arttığı vurgulanmak istenmektedir.

Fakat insaf; "demokrasi"nin olgunlaşması yolunda bu ve benzer gelişmeler hatırlanarak "modern toplumların yüzyıl önce terk ettiği çoğunluk egemenliğine dayalı demokrasi anlayışı"ndan söz edilebilir mi?

Gerek anayasa mahkemelerinin modern toplumlarda demokrasinin raydan çıkmasını önlemek amacıyla yerine getirdikleri önemli görevler gerekse "katılımcı demokrasi"den giderek daha çok söz ediliyor olması, demokrasinin asıl olarak "temsili demokrasi" olarak anlaşılması gerektiğini bize unutturabilir mi?

Eğer söz konusu olan husus, "sivil toplum"a daha fazla kulak verilmesinin, "katılımcı demokrasi"nin giderek daha gelişmesinin gerekliliği ise, bu yönde bir süreç tabii ki herşeyden önce "temsili demokrasi"yi temel alacaktır. "Temsili", yani siyasi iktidarın "seçim"den galip çıkmış parti ya da partilerce temsil edilmesi ilkesini temel alacaktır.

Başka yazılarımda da söz etmiştim; ülkemizdeki "katılımcı", yani "sivil toplum"u merkez alan "katılımcı demokrasi" anlayışı da bir tuhaf! Sanırsınız ki, yıllardır "temsili demokrasi"nin sefasını doya doya sürdüğümüz ve boğazımıza kadar "temsili demokrasi" ile doyduğumuz için, sıra geldi tarz değiştirip demokrasinin "temsili" olmayan "katılımcısı"na geçmeye!

"Tüm demokratik kurum ve kuruluşların ortak görüş ve düşünceleri"nden bahisle memlekette öyle bir hava estirilmeye çalışılıyor ki, bir adım daha ileri gidilse "Bugünün modern toplumlarında bu genel seçimler de artık çok demode kaçıyor canım!" denecek!

Yani özetle sırayı şaşırmayalım. Demokrasinin tabii ki önce "temsili" olanı, sonra "katılımcı"sı... Yoksa işin içine "hokus pokus" giriyor demektir ki toplum sağlığına fevkalade zararlıdır...


23 Mayıs 2004
Pazar
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED