|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hükümet, adeta bir soygun aracı haline gelen ve herkesin bizar olduğu kamu vakıfları ile ilgili bir yasal düzenleme yaparak kapatma yoluna gitti. Kamuoyu buna büyük destek verdi. Bazı kamu vakıflarını bu düzenlemenin dışında tuttu. Bunların başında da askeri vakıflar geliyordu. Bunu anlamak zor değil, ancak illerde kurulmuş Trafik Vakıflarını bundan muaf tutmasını anlamak mümkün değil. Kamu vakıflarının tasfiyesi nedeniyle özellikle sağlık kurumlarında ve okullarda ciddi sıkıntıların yaşandığını biliyoruz. Özellikle bazı sağlık kurumlarında hizmetin aksamaması için istihdam edilenlerin vakıfların tasfiyesi nedeniyle ortada kalmaları ciddi sıkıntılara yol açmıştır. Ancak bu bir geçiş dönemidir ve sorunların kamu yönetimi sistemi içerisinde çözülmesi yoluna gidilmesi gerekmektedir. Şehir hayatında en sık karşı karşıya gelinen ve şikayete konu olan kamu vakıflarının başında Trafik Vakıfları geliyor. Trafik Vakıfları ne yapıyor? Yaptığı şu: Otopark işletiyor, cadde ve sokaklarda hatalı park etmiş araçları toplayıp belli otoparklara taşıyor. Ve bu işten büyük bir rant elde ediyor. Trafik Vakfının kurucuları kim, bilmiyoruz. Ama en azından tahmin etmek zor değil. Muhtemelen o yerin kamu yöneticileridir. Mesela vali, emniyet müdürü, kaymakam gibi… Önce Trafik Vakfını tasfiye ile ilgili düzenlemenin dışında tutmanın ne anlamı var, sorusunu sormak gerekiyor. Evet Trafik Vakıfları nasıl bir vazgeçilmez kamu hizmeti üretiyor ki bundan vazgeçmek mümkün değil? Bir Mehmetçik Vakfını, bir Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfını anlamak zor değil. Peki Trafik Vakfı otopark işletip haksız rekabete sebep olmaktan, sokakta haklı haksız araba toplayıp adeta herkesi haraca kesmekten öte ne yapıyor? Diyelim, diyelim dememe bakmayın olay aynen olmuştur, bir bankada küçük bir işiniz var. Kamyon, kamyonet, minibüs ve otomobillerin park ettikleri bir caddede boş yer buldunuz ve arabanızı birkaç dakikalığına bıraktınız. Oradaki bakkala da beş dakika sonra arabanızı alacağınızı söylediniz. Gidip işinizi gördünüz, geriye döndüğünüzde arabanın yerine yeller estiğini görüyorsunuz. Sizin park ettiğiniz yerde başka bir araba var. Etraftaki kamyon, kamyonet ve otomobiller de yerlerinde duruyor. En azından otuz kadar araba yan yana sıralanmış durumdalar. Ne hissedersiniz? Etrafa soruyorsunuz; kimse arabanın nereye çekildiğini bilmiyor. Niçin çekildiğini bilmiyor. Zira dediğim gibi en azından otuz kadar araba var. Oradan Trafik Vakfının çekicisi geçerken iş yapayım diye bir araba çekmesi gerekiyor ve sizinkini en kolay çekilecek araba olarak görüp alıp götürüyor. Keyfiliğe dur diyecek yok… Bütün gününüz mahvoluyor. Randevularınıza yetişemiyorsunuz. Siniriniz tepenize çıkıyor. Önce emniyet müdürlüğünü arıyorsunuz. Arabanın nereye çekilmiş olacağını soruyorsunuz. Sonra arabanın çekildiği otoparkı arıyorsunuz. Gittiğinizde karşınızda muhatap olacak hiçbir resmi görevli yok. Ne polis var, ne trafik memuru var. Sadece otoparkta para tahsil etmekle meşgul meramınızı anlaması imkansız kaba bir görevli. Siz söyleniyorsunuz, ama onun yapacağı bir şey yok. Makbuzu hazırlamış, yazar kasa fişini de kesmiş. Polisin ceza makbuzunu da iliştirmiş sizi bekliyor. Ceza dışında tam kırk altı milyon lira (46 milyon lira) alıyor ve arabanızı veriyor. Bunun ne parası olduğunu soruyorsunuz. Verdiği cevaptan bunun araba çekme ve otopark parası olduğunu anlıyorsunuz. Arabayı çeken kim? İstanbul Trafik Vakfı. Peki otopark kimin? O tam bilinmiyor. Ya vakfa ait, yada o vakıf yetkilileri ile iyi ilişkiler içerisinde olan birilerine ait. Otopark dediğime bakmayın öyle düzenli tertipli bir yer filan değil. Boş bir arsa. İçinde çeşitli hurda malzemeler var. Bir köşesine de çekilen araçlar toplanıyor. Trafik Vakfı arabanızı çekerken arabanız darbe görüyor, sağa sola çarptırılıyor, ön takımları arıza görüyor. Kimsenin umurunda değil. Fazla söze gerek yok. Önce Trafik Vakıflarının nasıl bir kamu hizmeti ürettikleri bu millete anlatılmalıdır. Bir idare düşünün ki vatandaşın çaresizlik nedeniyle yaptığı kural ihlallerinden rant devşirmekte, menfaat temin etmekte ve bunu kamu yönetimi sistemi içerisinde yapamadığı için vakıf gibi bir kurumu alet etmektedir. Böyle bir kamu yönetimi mantığı, anlayışı ve sistemi olabilir mi? Evet vatandaş kural ihlal etmişse, cezasını yazarsın, arabasının önüne koyarsın. Gider maliyeye cezasını öder. Ama arabasını çektirmenin, bundan rant devşirmenin ne mantığı var? Bunu birilerinin anlatması gerekir. Büyük şehirlerde bir trafik terörü var, doğru. Ama ondan daha da önemlisi bir Trafik Vakfı terörü var. Keyfilik, hukuksuzluk, soygun ve vurgun olarak işleyen bir Trafik Vakfı terörü.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |