AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Bu savaşı asla kazanamayacaksınız!

Bu savaşı kazanamayacaklar. Her gün daha fazla insan öldürerek Irak'ı kontrol altında tuttuklarını, hakim olduklarını, zafer kazandıklarını göstermeye çalışsalar da Washington'da "nerede yanlış yaptık" sorgulaması ya da "hata yaptık" itirafları birbirini takip ediyor. Herkes birbirini suçluyor, faturayı birbirine çıkarmaya çalışıyor. İtiraflar "galiba hata yaptık"ın ötesine geçti. Artık "Irak'ta yeniliyoruz", "kaybedebiliriz" veya "ABD stratejik amaçları itibariyle savaşı şimdiden kaybetti" gibi tespitler, daha önce yapılan "Irak'ta halka karşı savaşan ABD kaybedebilir" uyarısının ne kadar doğru olduğunu ortaya koydu. ABD'li askeri uzmanlar, Irak'ta savaşı kaybetmenin eşiğinde olduklarını söylüyorlar.

Haçlı savaşçıları yeni cepheler açmak için çalışmalarını sürdürseler, savaşı Suriye-Lübnan-Filistin hattına yayıp Kudüs'e yaklaşmaya çalışsalar da, iktidardaki Cumhuriyetçiler bile kendi içinde bölünmüş durumda. Bush, bu savaşı "Tanrı'nın kendisine emrettiği"ni, "Tanrı'nın kendisini dünyayı hizaya sokmak için seçtiğini" düşünüyorsa da bu "görev"i yerine getirmesi mümkün olmayacak. Bırakın Fırat'tan Nil'e kadar işgal etmeyi, Irak'taki direnişi bile kıramayacaklar, Fırat havzasını bile ellerinde tutamayacaklar. Kaybettikçe katliam yapacaklar, katliam yaptıkça kaybedecekler.

İşkence ve tecavüzlerle dünyanın nefretini üzerine çeken ABD şimdi, Irak'tan çekildikten sonra askerlerinin yargılanmasının önüne geçmeye çalışıyor. BM kararı ile Amerikalı ve İngiliz askerlere işkence ve tecavüzlerden dolayı dokunulmazlık getirilmesi planlanıyor. Binlerce sivili katleden, on binlerce insanı esir kamplarında tutan, binlerce erkeğe işkence eden, yüzlerce kadına tecavüz eden askerler özgürce dolaşacaklar.

Aynı ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni tanıyan ülkeleri tehdit etti. Askerlerinin dava edilmemesi için 69 ülkeyle ikili anlaşma imzaladı. ABD askerlerine savaş suçu işleme hakkı tanıyan bu anlaşmaları imzalayan ülkeler, yaşanan vahşetten Amerika kadar sorumlu. Bu anlaşmalar yüzünden Afganistan'da binlerce esirin öldürülmesi soruşturulamıyor. Irak'ta tecavüz edilen yüzlerce kadının hakkı aranamıyor. ABD-İngiliz askerleriyle İsrail istihbaratının toplu katliamları hakkında hiçbir işlem yapılamıyor.

21. yüzyılın dünyası bu vahşilikler üzerine mi kurulacak? Devlet terörü, işkence, katliam ve yıkımlarla şekillenen bir yüz yıl mı istiyoruz? İstemiyorsak, bütün dünya, bütün insanlık bu küresel terör zihniyetine, bu yeni sömürgecilere karşı ayağa kalkmak zorunda. 21. yüzyılın ilk yıllarını kana bulayanlar, sapkınlıklarını yüz yıl sürdürecekler. Devlet terörünü ve yeni sömürgeciliği küresel sistemin temel ilkesi haline getirmek isteyen, özgürlükleri yok edip insanlığı silah zoruyla köleleştirmeye çalışan bu azgınlara karşı hep birlikte bayrak açmak zorundayız.

İşkence ve katliam itirafları tüyler ürpertici. Bu zihniyetin nasıl bir dünya öngördüğünü tahmin edebiliyor muyuz? Amerika'nın ve İngiltere'nin dünyayı yağmalamak, her şeye el koymak isteyen sapkınlar grubu olarak geleceğin dünyasında yerleri yok. Bir ABD askeri, 6 haftada 30 sivili öldürdüğünü itiraf ediyor. İnsanları öldürürken nasıl eğlendiklerini anlatıyor. Bir halk, böyle bir vahşete teslim edilemez. Bu utançtan hepimiz sorumluyuz... Yanı başımızda bu iğrençlikler sergilenirken hala Amerika'nın, İngiltere'nin, İsrail'in müttefikimiz olduğunu söyleyebilenlere yazıklar olsun. Bu kişiler, yarın aynı senaryo daha da yakınımıza gelince de aynı şeyleri söyleyecekler.

TBMM'den güçlü ses bekliyoruz

Önümüzdeki ay İstanbul'a gelecekler. Yeni Ortadoğu projelerini açıklayacaklar. Müslümanları hedef alacak "yeni NATO"larını ilan edecekler. Bizler de bu yeni dünya savaşında yer almaya, bundan pay çıkarmaya, "Türkiye'nin stratejik pozisyonu"nu yeniden tanımlayıp Batı'nın gözünde kendimize yeni değerler atfetmeye çalışacağız. Elli yıldır yaptığımız yetmemiş gibi, bu sefer de Batı'nın İslam dünyasına yönelik yüzyıllık kaos projesinde ön cephede yer alacağız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Mart tezkeresinin reddedince sadece Arap kamuoyunda değil, Doğu'da ve Batı'da büyük bir saygınlık kazandı. Bu kararla dünyanın vicdanı oldu. Türkiye, askeri ve ekonomik güçle başaramayacağı mevziler kazandı. Aynı meclis Irak'taki işkence ve tecavüzleri tartışacak. Aynı onurlu ve saygın tavrın devam edeceğini umuyoruz, TBMM'den güçlü bir ses bekliyoruz. Sadece bölge ülkeleri değil, bütün insanlık adına bunu umuyoruz. Türkiye İsrail'in Refah'ta gösterdiği zihniyete kurban edilemez. Türk-İsrail eksenini kurmak için bu ülkeye çok ağır fatura ödetenler, içinde bulunduğumuz eksenin şimdi Türkiye'yi tehdit ettiğini neden itiraf etmiyorlar?

ABD'nin kaybettiğini görenler şimdi, "işgal kötü ama ABD giderse bölgede kaos olur" söylemini pazarlıyor. Nedenmiş? Kaosun tek sebebi ABD ve İngiltere'nin bölgedeki varlığı değil mi? Şimdi Türkiye ve bölge ülkelerinden askeri destek istiyorlar. Rezaletin üstünü örtecekler, imajlarını kurtaracaklar. Türkiye asla ABD'nin öngördüğü biçimde ya da NATO komutasında Irak'a asker göndermemeli. Bu şekilde gönderilen askerler doğrudan bağımsızlık savaşına karşı kullanılacaklar. Irak'a bir Müslüman güç gönderilmeli. Ancak tek şartla: ABD ve İngiltere bu ülkeden çekilecek. Öyle petrol yataklarını veya Kuzey Irak'ı elinde tutup diğer bölgelerden çekilmek asla kabul edilemez. Tamamen çekilecekler ve gayri meşru Irak yönetimiyle yaptıkları bütün anlaşmalar geçersiz kabul edilecek. Irak'ın zenginliklerinden ellerini çekecekler.

İşgalden hemen sonra başlayan direniş, ABD ve İngiltere'nin bütün hesaplarını bozdu. İlk günlerde bir çokları, ABD ağzıyla, direnişçileri terörist olarak suçladı. Ama bu söylem tutmadı. ABD işgaline karşı başka hiçbir güç bu kadar caydırıcı olamazdı. Ne BM ne de bölge ülkeleri... Sadece direnişin gücü hesapları bozabilirdi ve bozdu. Irak'taki tecrübe önümüzdeki dönemde ABD'nin saldırdığı her bölgede kendini gösterecek. Bu küresel yağma harekatına karşı tek caydırıcı yöntem bugün Irak'ta gördüğümüz direniştir. ABD saldırıları yayıldıkça direniş de geleneksel hal alacak. Ortadoğu'yu en büyük değişikliği bu bağımsızlık mücadeleleri getirecek. Bu savaşı ne Irak'ta ne de başka bölgelerde asla kazanamayacaklar.


25 Mayıs 2004
Salı
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED