|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmek hedefine odaklanan Merkez Bankası'nın, bu hedefi gerçekleştirmek için temel araç olarak döviz kurunun düşmesine bel bağladığını biliyoruz.. Gerçekten 2003 yılındaki fiyatlar genel seviyesindeki artış hızının yavaşlaması ile döviz kurundaki düşüş arasında doğrusal ilişki, hem Merkez Bankası ve hem de Hazine'nin kayıtlarında net olarak ifade edilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, dövizin fiyatının yükselmesi ile sonuçlanan dalgalanmanın Merkez Bankası'nın hoşuna gitmediği rahatlıkla söylenebilir. Zira Merkez Bankası, dövizin bugünkü seviyesini, enflasyon hedefi açısından bir tehdit olarak görmektedir. Döviz kurundaki yükselmenin Mayıs ayından itibaren, ithal mal ve hizmetlerinin fiyatlarını bir miktar yukarı çekmesi ve buna bağlı olarak kamu mallarında yeni fiyat ayarlamalarının gündeme gelmesi ihtimali, Merkez Bankası'nın enflasyon hedefinin sorgulanmasına yol açabilecektir. Merkez Bankası, doğrudan kendisiyle ilgili ve başarısının tek ölçüsü olarak değerlendirilebilecek enflasyon hedefinde bir sapma olmaması için bütün yolları deneme eğilimine girebilecektir. Benzer bir değerlendirme tarafımızdan, 58'inci Hükümet'in kuruluşundan önce, Merkez Bankası'nın, döviz kurunu düşürmek için doğal bir eğilim içinde ve taraftarı olduğu şeklinde, Merkez Bankası Başkanı'nın da bulunduğu bir ortamda yapılmıştı. O gün Merkez Bankası Başkanı'nın bu iddiayı şiddetle reddetmesi, daha sonra, yani 2003 yılında döviz kurunun düşmesine Merkez Bankası'nın örtülü destek vermesi gerçeğini değiştirmemiştir. 2002 yılının sonundaki kadar şiddetli olmasa da Merkez Bankası açısından paralel bir yaklaşım bugün için de geçerlidir. Eğer döviz kurunun piyasa koşulları tarafından belirlendiğini ve Merkez Bankası'nın döviz piyasasına müdahelesinin, dalgalı kur politikasının mantığı ile çeliştiğini söylüyorsanız, bu tür değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını bilmenizi istiyorum. Çünkü, döviz piyasası Türkiye'de kurallarına uygun işlememektedir. Döviz piyasası çok kolaylıkla sınırlı sayıdaki oyuncu tarafından yönlendirilebilmekte ve manipüle edilebilmektedir. Kısacası döviz piyasasında oyun kurallarına göre oynanmamaktadır. Kuralsız bir döviz piyasası üzerine, öğretiye uygun fonksiyon yüklemek ve sonuç beklemek gerçekçi değildir. Merkez Bankası frenlenmeli Merkez Bankası'nın döviz kurunun düşürülmesindeki doğal arzusu mutlak surette frenlenmelidir. Mayıs ayında kurda meydana gelen düzeltme ve yükselme, makro dengelerin yavaş ve kontrollü bir şekilde yerine oturması için bir şans olarak kabul edilmelidir. Döviz kurundaki ani çıkışların tahribatının çok büyük olduğunu ve ekonomik olayların kontrol dışına çıkmasına neden olduğunu yakın geçmişteki deneylerden biliyoruz. Dövizin fiyatı bugünkü seviyesinin altına düşmemelidir, düşürülmemelidir. Kurdaki yükselişin, Mayıs ayı cari açık rakamlarında meydana getireceği iyileşmenin görülmesinden sonra, gerçekçi kur çizgisine daha tedrici adımlarla ulaşmak mümkün olabilecektir. Cari açık problemi mutlak surette çözülmesi gereken temel problemdir. Bugün itibariyle enflasyon hedefinden çok daha önemli hale gelmiştir. Piyasa mekanizması ülkemizde kurallarına göre yürümediği için, ani iniş ve çıkışların meydana getireceği şoka dayanmakta zorlanabiliriz. Ekonomik olaylara, finans piyasalarının kısa vadeli perspektifi ile bakmak ve yönlendirmek alışkanlığından vazgeçilmelidir. Ekonomik iyileşmeyi, borsa endeksinin yükselmesi ve dövizin düşmesi olarak görmek yanılgısından ve darboğazından kurtarmak gerekir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |