AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

KADIN-AİLE
Kuşku çağının gençleri neyi sorgular?

Çok farklı kesimden bir grup genç her hafta İstiklal Caddesi'nin arka sokaklarındaki bir mekanda toplanıyor. Onları biraraya getiren ise sadece müzik ya da edebiyat tutkuları değil. Zihinlerini meşgul eden varoluşa dair kendilerinin ve arkadaşlarının sorularını dile getiren ve tartışan gençlerin bu sorularına cevaplar veren yazar Ömer Sevinçgül, gençlerin en çok neleri merak ettiğini ve nelerden tatmin olduklarını anlattı.

  • AYŞE OLGUN / İSTANBUL
    Kimi gençle internet ortamında, kimisiyle kızları vasıtasıyla kimileriyle ise edebiyat ve müziğe olan tutkusu sayesinde tanışmış. Kısa sürede güzel dostluklar kurulmuş. Şimdi çok farklı kesimden oluşan bu genç grup onunla buluşmak için her hafta İstiklal Caddesi'nin arka sokaklarındaki bir mekanda toplanıyor. Hem yazdıkları edebi metinleri okuyor, gitar resitallari veriyorlar hem de varoluşa dair zihinlerinde ürettikleri ortak sorulara cevap arıyorlar. Yazar Ömer Sevinçgül ise onların bu sorularını Kur'an ve diğer ilmi eserlerden faydalanarak cevaplıyor. Timaş Yayınları arasında çıkan "Tanrı'nın Oyuncakları mıyız?" ve "Alınyazımı Ben mi Yazdım" adlı iki kitap ise işte bu gençlerin sorularından ve verilen cevaplardan oluşuyor. Dizinin devamı ise önümüzdeki günlerde çıkacak.

    Dertleri ortak

    Gençlerin artık eskisi gibi sorgusuz sualsiz bir şeylere bağlanmak istemediğini farkeden Ömer Sevinçgül'e göre "Kuşku çağındayız" bu yüzden de "Moderinite rüzgarıyla savrulan günümüz insanı önünde bulduğu bütün değerleri sorguluyor." Hem sanıldığının aksine gençlerin tek derdi dersleri değil. Sadece maddi ya da duygusal anlamda sancılar da çekmiyorlar. Pekçok genç dile getirmekte zorlansa da dünyadaki konumunu, varoluş sebebini en çok sorgulayan onlar. Üstelik bu gençler sanıldığının aksine başörtüsü takmakla ya da Kur'an okumayı öğrenmekle sorgulama safhasını tamamlamış olmuyor. İster geleneksel bir ortamdan isterse modern bir aileden gelmiş olsun sorular aslında aynı yerde kesişiyor. "Biz bu dünyaya niye geldik?" , "Kaderimizi biz mi belirliyoruz?", "Bir yanda insanlar böyle büyük zulüm görürken Allah'ın adaletinden nasıl bahsedebiliriz?" Bütün bu soruların cevabını kaynak kitapları araştırarak ve Kuran'ı Kerim'den yola çıkarak cevaplayan Sevinçgül, aynı zamanda İslam karşıtı sitelerin saldırı niteliğindeki sorularıyla da ilgileniyor.

    Sorgulamakla geçen zaman

    "Peki gençler en çok hangi konularda sorular yöneltiyor?" Sevinçgül'e göre soruların niteliği farklı olsa da özde aynı sorular. Yani geleneksel bir aileden gelen genç de tıpkı ateist bir aile de yetişmiş genç gibi kader, Allah'ın varlığı ya da adalet konusunda sorular yöneltebiliyor. Çünkü kimi zaman taklitten öteye geçmeyen dini eylemler kalbi teskin etmiyor.

    Gittiği yaz kurslarında Kur'an okumayı öğrendiğini söyleyen Selman Kılıçarslan da Sevinçgül'ü doğruluyor. Kılıçarslan: "Kur'an okumayı öğrensen de yaratılış gayeni sorgulaman bitmiyor" diyor. Yeterli bir dini eğitimi ailesinden alamadığını söyleyen Sibel Talay ise, "Üniversite dönemim hep sorgulamakla geçti. Ben hiç bir insanın gece başını yastığa koyduğunda beynine varoluşla ilgili soruların hücum etmediğine inanmıyorum" diye konuşuyor.


  •  
    ERKEKLERİN kalbi daha hassas
    2010 yılında Türkiye'de 2 milyon kalp hastasının olacağını hesaplayan uzmanlar, erkeklerin, kadınlara nazaran daha fazla kalp hastalığına yakalandığını belirtiyor.
    30 Mayıs 2004
    Pazar
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED