AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Hangisi AK Parti!

Salı günü Ankara'daydım.. Irak ve Filistin konularını tartışmak için özel bir oturum kararı alan TBMM ile dayanışmak ve genel kuruldaki tartışmaları izlemek için..

Oturduğum basın locasından tüm konuşmaları sonuna kadar dinledim..

En heyacanlı ve samimi konuşmayı Hüseyin Tanrıverdi yaptı. Tanrıverdi; Türk-Filistin Dostluk Grubu üyeleri ile birlikte işgal altındaki Filistin topraklarına gitmiş ve İsrail'in Filistin halkına karşı insanlık dışı terör politikalarının sonuçlarını gözleri ile görmüştü ve yaşamıştı..

Tanrıverdi ile ayak üstü görüştüğümde hâlâ gördüklerinin şokunda idi..

Tıpkı Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez gibi..

O da birkaç kez Irak'a gitmişti ve konuşmasında gördüklerinin etkisinde kalarak Amerika'nın Irak halkına yönelik insanlık dışı muamelesinin acı sonuçlarını samimi ve duygusal bir şekilde yansıttı. Çömez 'pornografik işkencenin gölgesinde Amerika'nın demokrasi ve özgürlüklerden söz etme hakkının bulunmadığını' söyledi..

Her iki konuşmada benim tanıdığım AK Parti'nin tüm özelliklerini görmek mümkündü..

Yani Recep Tayyip Erdoğan'ın partisi..

Günlerdir İsrail ve Amerika'ya söylenmesi gereken en sert ve doğru şeyleri söyleyen bir Erdoğan..

Programında olmamasına rağmen İsrail Enerji Bakanı Joseph Partitzky'yi çağırıp en sert dille eleştiren ve 'Nazilerin Yahudilere yaptıklarının fazlasını şimdi sizler masum Filistin halkına yapıyorsunuz' diyen Erdoğan..

Ancak böyle bir Erdoğan'ın söylemlerini her nedense danışmanı ve Adana Milletvekili Ömer Çelik'in konuşmasında göremedim.. Çelik; AKP grubu adına yaptığı konuşmasında ikide-bir 'Filistinlilerin yaptığı terörü ve İsrail'in ölçüsüz şiddet politikalarını kınıyoruz ' deyip durdu..

Locadan müdahale etmemek için kendimi zor tuttum..

Filistinliler acaba ne zaman ve hangi tür terör yaptı..

Tabiî Çelik intihar eylemlerini kastediyor..

Şimdi Sayın Çelik'e soruyorum..

Fransızlar memleketi Adana'yı 56 yıl süreyle işgal edip ailesinden ortalama 5-6 kişiyi öldüreseydi acaba kendisi ne yapardı..

Benzer şekilde kendisinin küçük kardeşleri işgal kuvetlerinin tanklarına taşlarla karşı koyunca füzelerle öldürülseydi ve tüm ailenin evleri başlarına yıklsaydı acaba ne yapardı dostumuz Çelik!

Kendi Başbakanının bile devlet terörü olarak nitelendirdiği İsrail terörüne acaba Sayın Çelik neden ölçüsüz şiddet diyor..

Üstelik AK parti grubu adına..

Üstelik o grup bu konuşmadan bir-iki saat önce İsrail'e sert söylemler dinlemiş ve Başbakan'ın çok önemli tesbit ve değerlendirmelerine sahne olmuştı..

Hadi Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı olarak 'daha dengeli ve diplomatik' bir konuşma yapabilir diyelim!

Ancak Sayın Çelik'ten en az Sayın Çömez kadar net ve grubu ile Türk halkının duygularını yansıtmasını beklerdim

Gelelim CHP'ye..

CHP adına iki konuşmacı vardı.

Onur Öymen ve Şükrü Elekdağ..

Sayın Öymen yanlış anımsamıyorsam 1994-1998 arasında Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı'nı yürütüyordu..

İsrail'e giden ilk müsteşar olarak bilinen Sayın Öymen bu ülke ile imzalanan tüm askeri ve siyasi işbirliği anlaşmalarda da söz sahibi idi..

Sayın Elekdağ ise yanlış hatırlamıyorsam tam 9 yıl süre ile Türkiye'nin Washington büyükelçisi idi ve onun döneminde Türk-Amerikan ilişkileri alabildiğine Washington'un lehine gelişti..

Sayın Öymen konuşmasında daha çok Amerika'nın uluslararası hukuka saygısızlığını ön plana çıkartarak hükümetin İsrail ve Amerika'ya karşı daha somut adımlar atmasını istedi.

Öymen 1 Mart tezkeresini hatırlatarak CHP ve TBMM'nin ne kadar doğru iş yaptıklarını hatırlattı.

Aynı şeyi Sayın Elekdağ yaptı ve İsrail ile Amerikanın Irak ve Filistin politikalarının bölgede terörü kamçılayacağını söyledi.

Tüm bu konuşmalardan sonra CHP'nin genel görüşme açılması önerisi her nedense AKP'liler tarafından reddedildi..

Açıkçası gerekçesi ne olursa olsun AKP'lilerin bu tavrını anlamış değilim..

Oysa ben Meclis'ten örneğin 'İsrail ile tüm askeri tatbikatları, Filistin toprağını işgal eden Yahudi yerleşimcilerin ürettiği tüm malların ithalatı ile yasa dışı olarak kurulan bu yerleşim yerlerinde kullanılan Türk inşaat malzemelerinin ihracını durdurun gibilerinden hükümete bir çağırı yapmasını bekliyordum.

Başbakan Erdoğan'ın İsrail ve Amerika'ya karşı bunca söyleminden sonra acaba AK Partililer neden çekindi de böyle bir çağrıyı yapmadı ve genel görüşmeye hayır dedi..

Elbette politikanın ve diplomasinin kendi kuralları ve hesapları var..

Ama aynı zamanda doğru ve dik durmanın getirisi olduğu kadar sorumlulukları da var!


30 Mayıs 2004
Pazar
 
Dr. HÜSNÜ MAHALLİ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED