|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Turgay Nar'ın yazdığı, Bora Seçkin'in yönettiği Can Ateşi'nde Kanatlar, Mevlana'nın Şems'i aramak için çıktığı metafizik yolculuğu anlatıyor. Bu sancılı yolda ona Hallac-ı Mansur, Ömer Hayyam, Feridüttin Attar ve Yunus Emre eşlik ediyor.
HALE KAPLAN ÖZ
Mevlana çıktığı bu yolculukta Ayetü'l sema kuşların Simurg'a ulaşmak için geçtikleri yollardan, yedi vadiden geçer. Oyun aslında Mevlana'nın bir nefeslik düşünsel yolculuğudur. Bu yolculuğun durakları aynı zamanda nefesin ney içindeki yedi deliğidir. Mevlana'nın hayat hikayesini anlatmak gibi bir kaygısı olmayan oyun Mevlana Celaleddin'in derinlikli düşünsel dünyasına ve çektiği acılara ayna tutuyor. Can Ateşinde Kanatlar, festivalin yerli yapıtları arasında sunulan en sağlam oyunlardan biri. Kurgu, sahne düzeni ve mistik atmosferiyle dikkat çeken oyun lirik anlatımı ve güçlü oyunculuğuyla da çok konuşulacağa benziyor. Oyunun yapısı, Mevlana'nın uyku ile yarı uyanıklık arası (beyn-en-nevm ve-l-yakaza halinde) gördüğü memorat biçiminde kurgulanmış. Mevlana'nın şiirlerinden ve sözlerinden çok az alıntı olan oyunun hemen hemen tüm şiirleri Turgay Nar'a ait. Mevlana'dan önce ve sonra yaşamış mutasavvıfların da Mevlana ile aynı sahnede bulunduğu oyunda tasavvuftaki tayyi zaman ve tayyi mekan, boyut geçişliliği ile sağlanıyor. Nar'ın oyunlaştırdığı ve metni Mitos Boyut Yayınları tarafından da yayınlanan Can Ateşinde Kanatlar edebi eser olarak da okunabilecek çok değerli bir yapıt. Batı Mevlana'yı yanlış anlıyor Yazılan 17 Mevlana oyunundan hemen hemen hiçbirinin bugüne ulaşamadığını belirten Turgay Nar, Mevlana'ya gerekli değeri vermediğimizi, değer veren Batı'nın da aslında yanlış anladığını söylüyor: "Batı Mevlana'yı yanlış algılıyor. Onda sadece görmek istediklerini görüyorlar. Ama bizim aydınız da Batı etkisi altında ve kendi değerlerinin farkında değil. Dünyanın hiçbir yerinde bir milet, kendi kültürüne bu kadar düşman değildir." diyen Nar, içinde büyüdüğü kültürün tüm unsurlarını oyuna yansıtmaya özen gösteriyor ve kendi kültürümüze dönmemizin gereklliliğini ısrarla vurguluyor. Toplumun kültürel genleriyle oynandığı bir dönemde toplumu kültürsüzleştirme politikasına ve kirli oyunlara karşı durabilmenin tek yolunun kendi kimliğimize sahip çıkışla mümkün olacağını savunan yazar, tüm mutasavvıfların aynı kökten geldiklerini ve hepsinin değişik güzellikte aynı sözü söylemiş olduğunun da altını çiziyor. Çağı tutan bir oyun bu Can Ateşinde Kanatlar'ı sahneye taşıyan yönetmen Bora Seçkin, oyunun tartıştığı temel sorunsalı şöyle anlatıyor: "Oyun geçmişte ve gelecekteki insanlara çok şey anlatıyor. Bizden söylemlerle çağı tutan bir oyun bu. Bugünün insanı, bireysellik dediğimiz şeyin bireyciliğe düşmüş tarafını yaşıyor. Sabırsız, saygısız, saygısızlığa çok çabuk kendini kaptıran bir çağda yaşıyoruz. Oyun acıya tahammülü, sabrı, herşeyin bir nedeni olduğunu, bir arada ve sağlam durmamız gerektiğini, sağlamlığın arkasında muhakkak sevginin hoşgörünün olmasının şart olduğunu anlatıyor. Bunu da Mevlana öncülüğünde söylüyoruz. Umarım doğru bir yerden dünyaya doğru bir yorumla seslenebiliriz. Bugün dünya Mevlana'ya ilgi duyan topluluklarla dolu. Hatta ona bizim vermediğimiz değeri verenler var. Bana bu oyun onları Türkiye'ye çekecekmiş gibi geliyor. Eğer çekemezsek biz gideceğiz oraya." Bugün ya da yarın mutlaka seyredin Oyunda Mevlana'yı Bora Seçkin, Tebrizli Şems, Divane Derviş, Hallac-ı Mansur, Ömer Hayyam, Zümrüdüanka, Feridüttin Attar, Zerdüst, Hititli Yontucu, Değirmenci Menocchio, Yunus Emre, Can Kıyıcı ve Seyyid Nesimi'yi ise genç oyuncu Yiğit Sertdemir canlandırıyor. Oyunun dekor tasarımı Nurullah Tuncer, kostüm tasarımı Tomris Kuzu, dramaturgisi Gökhan Aktemur, ışık tasarımı Mahmut Özdemir, efekt tasarımı Ersin Aşar imzasını taşıyor. İlk kez Tiyatro Festivali'nde seyirci ile buluşacak olan oyun, bugün ve yarın Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde saat 20.30'da sahnelenecek. Kaçıranlar önümüzdeki sezon Şehir Tiyatroları sahnelerinde izleyebilecek. Bence Mevlana'yı oynamamak gerekir Oyunu sahneye koyan ve Mevlana'yı oynayan Bora Seçkin şunları söylüyor: Mevlana'yı oynamak nasıl bir duygu? Bence oynamamak gerekir tabiri caiz ise eğer. Belki çok sivri bir cümle kullanacağım ama yaşamak gerekir. Yaşamak da zordur öylesine bir yüceliği. Ben bunu mümkün olduğunuca hatasız yaşamaya çalışıyorum. Kendisini figürlerden tanıdığımız için sahneye koyarken de o tazelikte, eldeğmemiş bir temizlik içinde sunmaya çalışıyoruz. Oyunu sahneye koyarken ne tür zorluklar yaşadınız? 25 gün metinle mücadele ettim. Mükemmel bir şiirdi ve bunu sahneye nasıl uyarlayabilirim diye düşündüm. Çünkü sahnede çatışma ve gerilim vardır, bu oyunda ise şiir ön planda. Oyundaki çeşitliliği sahneye sıkıştırmak zor oldu. Zaten Mevlana'yı bir yere sıkıştır-mak ayıp. Bu tür sıkıntılar çektik. Oyun bir birlik oyunu ve biz de tiyatronun tüm etmenlerini canlı gibi biraraya getirmeye çalıştık. Hepsi'nin mütevazı-lığını korumaya, 'janjanlı' denilen tiyatroyu frenlemeye çalıştık. Mevlana'ya tasavvufu Şems-i Tebrizi getirdi
Can Ateşin'de Kanatlar'da Mevlana'nın derinliğini ve zarafetini ortaya koymaya çaba gösteren oyunun yazarı Turgay Nar, onu anlatmak için girdiği arayışta bir okyanus bulduğunu ama o okyanustan ancak bir damla alabildidiğini söylüyor. Mevlana'yı beslenen damarlar ve Şems-i Tebrizi üzerine yoğunlaşan Nar, Şems-i Tebrizi'nin Mevlana'ya tasavvufu getirdiğini söylüyor. "Mevlana yaşadığı dönemde, anlatmak istedikleri ve anlatamadıkları arasında çırpınan, acı çeken ve entelektüel anlamda yalnız bir insan. Şems-i Tebrizi'ye bağlanış nedenlerinden biri de bu. Çünkü onda yarım kalanı, tasavvufu getiriyor. Şems-i Tebrizi onu bir bakıma ajite ediyor. Tasavvufla beraber Mevlana'ya koca bir Doğu uygarlığı geliyor. Varoluş felsefesi, kozmik algılayış sıkıntı ve sorguları. Tüm bunları ifade için şiirini kullanıyor."
|
|
|
|
|
|
|
|