AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Akhisarlılar zeytine odaklanmış

Zeytin denince Gemlik, zeytinyağı denince Ayvalık gelir aklıma. Akhisar esnafı 20 yıldır zeytine odaklanmış ama, etkili bir işbirliği sistemi geliştiremediklerinden, Akhisar zeytinini bir 'marka' haline getirememişler.

Geçen hafta Akhisar'daydım. İzmir'e bir saat mesafede, yaklaşık 100 bin nüfuslu ilçede iki şey hemen dikkatimizi çekiyor: Zeytin ağaçları ve köfteciler. Her ikisinden de Türkiye'nin haberi yok. Ben 48 yaşındayım, zeytin denince Gemlik, zeytinyağı denince Ayvalık gelir aklıma. Akhisar esnafı 20 yıldır zeytine odaklanmış ama, etkili bir işbirliği sistemi geliştiremediklerinden, Akhisar zeytinini bir 'marka' haline getirememişler. Gerçi Ece Zeytinleri gibi, Afrika'da Benin Cumhuriyeti'nde bile tanınan şirketler var, ama esnaf toplu bir imaj geliştirememiş. Üretime odaklanmış, fakat ticarette odaksız kalmış.

Odaklanma, uluslararası işletmecilikte son çeyrek yüzyılın anahtar kelimelerinden biri. Büyümekte olan bir pazarda, ürünleri çeşitlendirip daha çok sayıda müşteriye hitap etmek mi akıllıcadır, yoksa herkes için bir tek şeyi en iyi yapmaya çalışıp müşteri çekmek mi? Dünyaca ünlü yöneticilik hocası R. Moss Kanter, buna cevap ararken, şirketlerin değişimle başa çıkıp başarılı olabilmeleri için 4F stratejisini izlemeleri gerektiğini söylüyor: Focused (odaklanmış), fast (hızlı, atak), friendly (dostça davranan), flexible (esnek). Michael Porter ise, sektördeki diğer şirketleri altetmeye yönelik üç jenerik strateji vardır diyor: Topyekün maliyet liderliği, farklılaşma, odaklanma. Dikkat ederseniz, odaklanma her ikisinde de ortak stratejidir. Segmentasyon veya ürün konumlandırması (positioning) diye de tanımlanan odaklanma kısaca "kaynakları en güçlü noktaya teksif etmek suretiyle rekabette öne geçmeye" yarıyor.

Odaklanma veya uzmanlaşma stratejisi pazarın sadece bir kesimine konsantre olmak suretiyle kendine uygun bir kovuk (niche) temin ederek rekabetçi konuma yükselmeyi amaçlar. Mesela belirli bir grup tüketici üzerinde veya sınırlı bir coğrafî alanda veya ürünün belirli kullanımları üzerinde kendini sınırlamak gibi. Bu anlamda odaklanma, Porter'ın diğer iki stratejisini bütünleyebilir veya onları kullanabilir. Odaklanma yoluyla rekabet gücü kazanmak, ya hizmet sunulan kesimde maliyet liderliğine ulaşmak veya farklılaşarak hedef kesimin ihtiyaçlarını daha etkili biçimde karşılamak suretiyle olabilir. Üç stratejiyi karşılaştıracak olursak:

Topyekün maliyet liderliği

  • Üretime vurgu yapar: 'Hiç kimse bunu daha ucuza üretemez.'

  • Pazarlama/promosyon vurgusu: 'Kelepir fiyatlar' ve 'kaçırılmayacak mallar.'

  • İşletim kültürü: 'fırfır yok' ve 'yalın ve zarif' üretim.

  • Yüksek hacimden ötürü ölçek ekonomileri.

  • Maliyetleri kısmak için üretim süreçlerinde yenilikler.

  • İşgören başına yüksek üretkenlik.

  • Hücum veya savunma silahı olarak fiyat kırma.

  • Yüksek hacimden ötürü düşük kâr marjları: 'Bol al, ucuz sat.'

    Farklılaştırma

  • Üretim vurgusu: 'Hiç kimse bunu daha iyi yapamaz.'

  • Pazarlama/promosyon vurgusu: 'İşte en iyisi.'

  • İşletim kültürü: 'fırfır bol'; 'en geniş çeşit yelpazesi' ve 'her zevke uygun eşya.'

  • Rakiplerin ürün/hizmetlerinden farklı birşey yapma.

  • Pazara yeni opsiyonları olan yeni ürünler sunmak için ürün geliştirme.

  • İlave fark maliyetini karşılamak için primli fiyat.

  • Yoğun reklam ve satış çabası.

    Odaklanma

  • Üretim vurgusu: 'Ürünümüzü özel ihtiyaçlarınıza uydururuz.'

  • Pazarlama/promosyon vurgusu: 'Tam sizin için.'

  • Uzmanlaşma. Alıcı kesimleri, coğrafî bölgeler, nihaî-kullanım uygulamaları...: 'Her zenaata burnumuzu sokmayız; sadece bir tanesinin ustasıyız.'

  • Hedef kesimdeki rekabetçi üstünlük ya (a) düşük maliyet liderliğine (ör. uzmanlaşmış tecrübe/bilgi avantajları) veya (b) başarılı farklılaştırmaya (ör. emsalsiz birşey sunmak) bağlıdır.

    Odaklanmanın önemi pazaryerinde mevcut ürünlerin sayısına bağlıdır. Odaklanmamış bir ürün, hiçkimsenin birinci tercihi olmayıp, herkesin ikinci veya üçüncü tercihi olabilir. İlk tercihlerin çok az olduğu durumlarda odaklanmamak uygun olabilir. Henry Ford'un odaklanmamış T Modeli otomobil piyasasının ilk evresi için tam yerinde tercihti, fakat otomobil talebi artıp ürün tercihi genişledikçe giderek daha az başarılı oldu. Spor veya müziğe odaklanmış televizyon kanalları ancak eldeki programların görece fazla olduğu zamanlar sürdürülebilir; frekans sayısı az olursa, bütün kanallar mecburen odaksızlaşır. Odaklanmış havayolu şirketleri başarılı olamadılar, çünkü hava trafiğinin yoğunluğu bu tür özel şirketleri ayakta tutacak düzeye gelmemişti.

    Odaklanmış şirketlerde tepe yönetimi en çok anahtar beceriler üzerinde yoğunlaşır. Almanya'nın gayrı safi milli hasılasının üçte ikisi, 1000'den az eleman çalıştıran küçük ve ortaboy şirketler tarafından imal edilmektedir. Dünyanın ikinci büyük ihracatçısı olan bir ülkede, ihracatın da üçte biri bunlar tarafından yapılmaktadır. "Küçük düşünerek büyüyen bu mükemmel odaklanma örneklerine" topluca mittelstand denilmektedir. Çoğu mittelstand şirketleri kendi pazarlarında dünya lideridirler, en yakın takipçilerine inanılmaz farklar atarlar.

    Intel'in efsanevî başkanı Andrew Grove, şirketlerin başkalarından daha iyi yapabildikleri şeyi iyi anlamaları ve çabalarını acımasızca onun üzerine yoğunlaştırmaları gerektiğini söylüyor. Kafayı neye takmak gerektiği şu dört adımın atılmasıyla keşfedilebilir:

  • 1. Gerçekte Hangi Müşterileri Arzu Ettiğinizi Belirleyin.

  • 2. Hedef Müşterilerinizin Neye Ençok Değer Verdiklerini Belirleyin.

  • 3. Lazer Benzeri bir Odak Keşfedin.

  • 4. Odaklanmayı Şirket Çapında Bir Sabit Fikre Dönüştürün.

    Akhisar esnafına şunu öğütledim: Dünyada zeytin ve zeytinyağından habersiz yaşayan 5 milyardan fazla insan var. Küçücük yerel pazarda birbirinizle yıkıcı rekabet yapacağınıza, güçbirliği edip dünya pazarına açılın. Ve farklılaşın. Şirketlerinizi şahsî mülkünüz olarak değil, gelecek nesillerin emaneti olarak görün. Kısa vade kârına dört elle sarılmak yerine, uzun vadeli düşünün ve ölçeği büyütün. Akasya değil, çınar dikin. Unutmayın, fırtına koptuğu zaman, ancak büyük ağaçlar ayakta kalır.

    Merhamet hür dünyaya bu kadar mı Irak'tı?

    Internette Fâruk Hazar imzalı bir şiir dolaşıyor. Duygu yüklü, fakat aceleyle yazılmış şiiri biraz 'zenginleştirerek' iletiyorum. Belki başka okuyucuların da katkılarıyla şiir son halini almış olur.

    Ben Basralı Ömer
    Belki haberin yoktur diye yazıyorum Mr Franks
    Önce demokrasi yağdı göklerimizden
    Sonra özgürlük geçti üstümüzden
    Palet palet.

    Ve insan hakları
    Namlularından
    Yüzü maskeli adamların
    Saniyede bilmem kaç adet.

    Demokrasi bizim eve de isabet etti
    Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın
    Tam onsekiz adet
    İnsan hakları saymışlar
    Vücudunda babamın.

    Annem yoktu zaten
    Ben doğarken
    İlaç yokluğundan ölmüş
    Ambargo falan dediler ya
    Anlamadım, çocuk aklı işte
    Oluşmadan sökülmüş.
    Sizde de barış böyle midir Mr Franks?
    İnsan hakları çocukları yetim
    Ve ayaksız bırakır mı orda da?
    Düşer mi ayın kan gölüne aksi
    Güpegündüz düşer mi pazar yerine demokrasi?

    Zenginlik
    İnsanları korkudan uykusuz bırakır
    Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orda da?
    Babamla mırıldandığım son dua dilimde
    Ayaklarım hastanede
    Ve giymeye kıyamadığım pabuçlar
    Kaldı elimde.

    Çocukların var mı Mr Franks?
    Al, oğluna götür onları
    Bari işe yarasın
    Kim bilir belki baktıkça
    Bazen beni hatırlarsın.

    Bu nasıl demokrasi Mr Franks?
    Düştüğü yeri yaktı
    Merhamet hür dünyaya
    Bu kadar mı Irak'tı?


  • 30 Mayıs 2004
    Pazar
     
    MUSTAFA ÖZEL


    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED