|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hafta sonu Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin buruk sevincini yakından gözledik. Tek cümleyle özetlemek gerekirse, "evet" oylarını % 60'ların üzerine taşıyan, referandum sonucunu belirleyen ana öğe Avrupa Birliği meselesiydi. Başka bir deyişle Kıbrıslı Türklerin bireysel ve toplumsal geleceklerini dikkate alarak oy kullanmaları, yaşadıkları tecrit halinden kurtulma çabalarıydı. Rumların "hayır" demesiyle ortaya çıkan sonucun bu beklentiyi karşılamadığı açık. Ancak bunun kadar açık olan bir husus daha varsa, o da KKTC'nin ve KKTC vatandaşlarının son 30 yıldır hiçbir zaman olmadığı, tahayyül sınırlarını bile zorlamadığı kadar olumlu ve avantajlı bir konuma geçmesidir. İki halkın birarada yaşama iradesine ilişkin yakın tarihin gördüğü en büyük ve en sembolik oylamaya Türk tarafının açık bir evet, Rum tarafının açık bir hayır yanıtı vermesinin sonucu da açıktır: Türk tarafı sorun çıkaran kesim olma imajından sıyrılmış, maruz kaldığı ekonomik ve politik ambargonun gerekçeleri önemli ölçüde anlamını yitirmiştir. Şunu teslim etmek gerekir: Bu, gerek Türk diplomasisinin, gerek Türk demokratlarının son 50 yılda kazandıkları en büyük başarıdır. Başarı demokrasiyle gelmiştir. Siyasi iktidarın yetki ve sorumluluğuna sahip çıkması, siyaset mekanizmasının bu sorumluluk içinde değişimi taşıma konusunda arkasındaki toplumsal desteği aktive eden hamlesi uzun süredir ilk kez siyasi aklı ideolojik aklın önüne çıkarmıştır. Sonuç ortadadır: Türkiye açısından uluslararası ilişkilerini bloke eden büyük bir engel ortadan kalkmış, KKTC açısından ise 30 yıllık bir dönem sona ermiş, yeni bir safhaya geçilmiştir. Ancak bu safhanın başlangıç noktasında olunduğunu da unutmamak gerekir. Aslında referandum ciddi ve yeni bir sürecin başlangıcıydı. Annan Planı Kıbrıs'ın her iki kesiminde kabul edilseydi de, Birleşik Kıbrıs'ın sorunsuz bir bütünlüğe dönüşmesi zaman gerektirecekti. Uyum ve uygulama sorunlarının aşılması ciddi politik mücadeleleri kaçınılmaz kılacaktı. Bu açıdan durum değişmemiştir. Türkiye'nin ana politikası bundan böyle KKTC'nin ve KKTC vatandaşlarının maruz kaldıkları ambargonun esnetilmesi, mümkünse uzun vadede bu devletin tanınması yönünde olacaktır. Bu konudaki kozlar da ortadadır. Türk kesimine yönelik yardım ve sıcak politikaların AB ve ABD açısından hem ahlaki, hem stratejik bir gereklilik oluşturacağına şüphe yoktur. Ayrıca Büyük Ortadoğu projesinin peşinde koşan ABD için Doğu Akdeniz'in istikrarı Kıbrıs'la yakından ilişkilidir. Aynı şekilde sorunsuz bir siyasi yapı peşinde koşan AB için birleşik ve barışık Kıbrıs'ın önemi açıktır. Bu koşullar Kuzey Kıbrıs'a yönelecek sözkonusu sıcak politikaları, yeni bir birleşme planını zorlamak için Kıbrıs Rum kesimine yönelen baskı araçları haline de çevirecektir. Ama şu sonuç hepsinden önemlidir: Başarı özgür kılar ve kılacaktır. Yılların eksik güven ve umut iklimi yeniden doğacaktır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |