|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kıbrıs'taki referandumun değişik sonuçları mutlaka olacak, fakat en önemli sonuç ülkemizin içine yönelik: Türkiye'de başlayan yapısal değişimi pekiştirecek Kıbrıs'ta yaşananlar... Türkiye, hükümetin muazzam bir siyasî risk üstlenerek izlediği aktif diplomasi sayesinde, Kıbrıs konusunda bugüne kadar hiç görülmemiş biçimde olağanüstü rahatladı... Kıbrıs'la ilgili geleneksel devlet politikasını bir cümleyle özetlemek mümkün: Rauf Denktaş'ın peşine takılmak... Rumlar aynı politikanın bu defa da Ankara tarafından izleneceği umudunu son ana kadar yitirmediler; Denktaş üzerinde etki kurarak planın reddedilmesini, hiç değilse referandumun ertelenmesini sağlamaya çalıştılar. Ankara'nın MGK'yı da yerli yerine oturtan kesin tavrı olmasaydı, Türkiye, bugün iyice içinden çıkılmaz bir uluslararası girdabın içine düşebilirdi. MGK'dan çıkan kararları ve bazı MGK üyelerinin kritik dönemlerde yaptığı açıklamaları hatırlayın. "Başbakan Erdoğan Davos'ta kendisine verilen yetkiyi aştı" diyen çıkmadı mı? "Bundan böyle biz karışmayız, sorumluluk hükümetin" resmî açıklamasının altında, "İşler yanlış giderse faturasını öderler" tehdidi yok muydu? Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, her adımı yakın tâkipleri altında tutmasaydılar, ayak oyunlarıyla, referandumun yapılamaz hale gelmesi bile mümkündü. O zaman burada durup can alıcı soruyu yeniden sormalıyız: "Neden böyle davrandılar? Rum tarafının oyunun olumsuz çıkacağı iyice belli olduktan sonra dahi, hatta hırçınlığı biraz daha da artırarak, neden kuzeyde 'hayır' fırtınası estirildi?" Ülkenin çıkarlarını zedelemeyi bile göze alarak takınılan tavrın mâkul bir açıklamaya ihtiyacı var... KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, bu soruyla karşılaştığında, "Haklısınız" diyor, ancak kendisinin de mâkul bir sebep bulamadığını gizlemiyor. 'Hayır' kampanyasını her şeye rağmen yürütenler ise sorunun özüne ışık tutacak bir açıklama yapma zahmetine katlanmıyorlar. Ortalıkta, bütün olup bitenleri Kıbrıs'la ilgili kabul etmemizi düşündürecek görüşler uçuşuyor. Oysa, o temel soruya, Kıbrıs'a bakarak mâkul bir cevap bulmak asla mümkün değil. Sorunun gerçek cevabını ancak Türkiye'ye bakarak verebiliriz: 'Annan Planı'nın devreye girmesiyle başlayan süreç, her ne kadar Kıbrıs eksenli idiyse de, bütünüyle Türkiye içi dengeler göz önünde tutularak değerlendirildi. Sürece karşı çıkanlar, plan Türk kesiminin aleyhinde unsurlar içerdiği veya kendileri çözüm istemedikleri için bu tavrı benimsemiş değillerdi. Rumların büyük çoğunluğunun 'hayır' oyu vermesinin de gösterdiği gibi, plan, öncelikle Türkiye ve Kıbrıs Türkü'nün hassasiyetlerini karşılıyordu ve kuzeyde 'hayır' kampanyası yürütenler, yakın geçmişte, o planda öngörülenden daha fazla tâvizi kendi elleriyle karşı tarafa teklif etmişlerdi. Kıbrıs'a bakarak açıklayamadığımız sorunun temelinde, Kıbrıs üzerinden Türkiye'deki siyaseti etkileme açgözlülüğü yatıyor. Kıbrıs, daha önce de Türkiye'deki siyasî dengeleri etkilemek üzere kullanılmıştı; ancak oyun bu kez kör gözlerin bile göreceği bir kabalıkta oynandığı için fark edildi. Bu fark edilmeyi, biraz da, bazı oyuncuların, vatan sevgisinin gâlip gelerek repliklerini değiştirmelerine borçluyuz... Türkiye, 3 Kasım 2002 seçimiyle yeni bir döneme girdi. Ak Parti hükümeti, Türkiye'yi AB'li veya AB'siz ama mutlaka demokratik bir düzleme çekme kararlılığında. Halkın eğilimlerinin, değerler sisteminin, refahının ön planda tutulacağı bir dönemin içindeyiz. Hükümet, bu hedefe geleneksel yaklaşımlarla varamayacağını en iyi dış politika alanında görüyor. Hata yapsa bile, demokratik kanalları açık tutarak, hatasını telâfi edebileceğini de görerek öğreniyor... Süreç kuralına uygun yaşanırsa tünelin sonunda müthiş bir rahatlamayla karşılaşabileceğimiz şimdiden meydanda. Ülke ve halk yararına bir dönem bu. Ancak, ülke ve halk yararına olan her şey, kendilerini halktan üstte ve ülkeden önemli görenlerin veya yeni dönemin etki ve güçlerini azaltacağını bilenlerin tercihi olmayabiliyor. "Kıbrıs'ta taşlar yerinden oynadı" dedi Başbakan Erdoğan, Kıbrıs'ta yaşanan gelişmeyle yerinden oynayan aslında Türkiye'deki taşlar... Kıbrıs'ta 'hayır' kampanyası açanların, Rumlar'ın 'hayır' diyeceği belli olduğu halde inatlarını sürdürenlerin istemediği de buydu işte... Şunu iyice bilmeliler: Korkunun ecele faydası yok...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |