AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
"Bahar örgütleniyor ama"

Yazının başlığını tırnak içine alışımın nedeni, bu yazının o yazı olmayışıdır. İşin kötüsü tırnak içindeki o yazı benim için yitik bir yazıdır artık. Geçen hafta sonunu önce Konya'da, sonra İstanbul'da dolu dolu bir koşuşturma içinde geçirirken günleri karıştırıvermişim. Pazar sandığım günün pazartesi olduğunu fark ettiğimde saat on bire geliyordu. En yakın bilgisayara ulaşıp "Bahar örgütleniyor ama" başlıklı yazımı yazıp elektronik postayla yolladım. Kullandığım adres tanımadığım ve belki bir daha hiç görüşmeyeceğim bir delikanlının adresiydi. Yazının gazeteye ulaşmama olasılığını düşünmeyişim, örneğin, bir diskete kaydetmeyişim, bir de kendi adresime yollamayışım… gibi ihmaller, şimdi artık "Bu bana ders olsun!" dedirtecek ihmallerdir. İş işten geçmiştir ve 20 Nisan 2004 Salı günü Dil Burcu köşesinde sadece şu cümle yer almıştır: "Yazarımızın yazısı elimize ulaşmadığı için yayınlayamıyoruz."

Şimdi 27 Nisan'da yayımlanacak yazıyı kotarmak üzere oturmuşken "Bahar örgütleniyor ama"yı yeniden yazabilir miyim? Ancak içeriğin özünü aşağı yukarı yansıtacak bir metin çıkarabilirim ortaya. Aynı cümleleri aynı sözcüklerle yeniden kurabilmem imkânsız. Yitik yazı, aşağı yukarı şöyle başlıyordu:

"Konya'nın Selçuklu ilçesine bağlı Sille beldesinde iki katlı bir evin çift kanatlı eski ahşap kapısının sağ kanadındaki kalın demir tokmağı tutan adam, çevresindekilere şöyle diyordu:

- Arkadaşlar, bu tokmak erkeklere mahsustur. İçeriden kalın tokmağın sesini duyan kadın, kocasına der ki: 'Efendi, gelen misafir erkek, kapıya baksana!'

Adam sonra kapının sol kanadındaki daha zarif ve süslü bir göbeğe yerleştirilmiş ince halka biçimindeki tokmağı tutarak konuşmasını sürdürüyor:

- Bu da kadınların çalması için yapılmıştır. İçeriden bunun sesini duyan erkek, karısına der ki: 'Hatun, kapıya baksana! Gelen misafir bir hanım olmalı.'

Bu bilgileri veren kişi, Dr. Hasan Özönder'dir. Çevresindekiler de Yazarlar Birliği Konya Şubesi Başkanı Ahmet Köseoğlu ile arkadaşları ve Prof.Dr. Haşim Karpuz ile öğrencilerinden oluşan kadınlı erkekli, büyüklü küçüklü bir dinleyici topluluğu."

Sonra?

Yazarlar Birliği Konya Şubesi'nin geçen iki yıldaki yoğun etkinliklerinin 2004 yılı Nisanına kadar sekteye uğramış olmasında başkanın siyasal girişim peşinde vakit kaybetmiş olması, yönetimin bundan doğan boşluğu dolduramamış olması, "Bir çiçekle yaz olmaz" gerçeği, örgütlenmenin zihnimizde sadece "gizli örgüt" çağrışımı uyandırmasındaki tuhaflık, Sille'de bulunan Bizans ve Osmanlı mîrası yapıların ve çevrenin onarılıp canlandırılması için belde halkını da içine alacak ciddî ve sürekli bir örgütlenmenin gerekliliği, vs. vardı o yazıda.

Bir de şu vardı: "Kapı tokmağına bağlanan ince iplik, ev sahibinin yakın bir yere, meselâ komşuya ya da bakkala gittiğini ve hemen döneceğini gösterir; kalın iplikse ev sahibinin uzak bir yere gittiğini ve uzun süre dönmeyeceğini gösterir, bu göstergeler sayesinde eve gelenler durum hakkında "bilgi" sahibi olur ve ona göre davranırlardı."

O yazıda olmayan şeylerden biri şu idi: Kapı üzerinde yerleştirilen bu iletişim örgütlenmesi, "bilgisizlik" ya da "kötü niyet" tarafından pekâlâ istismar edilebilir, bir erkek kadınlara mahsus tokmağı çalarak…

Biri de şu idi: Hasan Özönder, o evin kapısı önünde bu bilgileri verirken kapı açılmış ve yaşlıca bir kadın "Ne oluyor?" merakıyla bakmıştı. Kadına durum açıklandıktan sonra, merdiven altında tuvalet ve duş yeri bulunup bulunmadığı sorulmuş, o da "Biz bu eve sonradan oturduk ve içini tamamen yeniledik" demişti. Yeniliklerimizin ve yenileyişlerimizin her baharda kendisini yenileyen tabiatın mükemmel örgütçülüğüne uygun bir mahiyet taşımayışına yanalım mı? Yanalım!


27 Nisan 2004
Salı
 
İBRAHİM KARDEŞ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED