|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Referandumda oy verme süresi bitmiş sıra sayıma gelmişti. Ben de herkes gibi bir haber kanalının karşısına geçerek sonuçları beklemeye başladım. Haber kanalındaki "yorum masası"nın etrafındaki heyetin yarıdan fazlası eski diplomat ve dışişleri bakanlarından oluşuyordu. Muhabirler önce Rum kesiminden haber geçmeye başladılar. Nitekim fazla beklememize gerek kalmadı; referandumun bu kesimdeki sonucu kesin sonuca çok yakın bir biçimde ekrana düşüverdi. Rum seçmenlerin yüzde 70'inden fazlası "Hayır" demişti.... Tahmin ettiğiniz gibi sıra "yorum masası"nın yorumlarına geldi... Eski bir dışişleri bakanı olan yorumcu, ekranda yüzde 70'i aşan "Hayır"ı görünce çok, ama çok memnun oldu. İşte, beklediğimiz sonuç nihayet çıkmıştı... İşte, Rumların samimiyetsizliği, kaytarmacılığı, güvenilmezliği vs. nihayet ortaya çıkmıştı... Ve tabii bunun tabii bir sonucu olarak sıra gelmişti artık KKTC'nin tanınmasına... Yani özet olarak, Rumların yüzde 70'i aşan bir oranda "Hayır" demeleri, Türkiye açısından çok memnuniyet verici bir sonuç olarak ortadaydı! Hadi bakalımdı; kolaysa bundan sonra ambargoyu kaldırmayın ve hatta KKTC'yi tanımayın da görelim... İsterseniz önce bu "memnuniyet"i yorumlayayım: Bu "memnunuyet", yani Rumların buyük bölümünün "Hayır" demelerinden kaynaklanan memnuniyet, Kıbrıs'ın yeniden yepyeni olarak şekillenmesini arzu edenler açısından kendisinden uzak durulması gereken bir memnuniyettir... Bu memnuniyet, sonuç olarak, Rauf Denktaş merkezli yıllanmış "Türk tezi"nin nihayet beklenmedik bir biçimde hayata geçirileceği yönünde duyulan bir memnuniyettir ki, sonuç olarak hiç de memnun olunmayacak bir durumdan yararlanmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir. Dolayısıyla o akşam "yorum masası"nda hakim olan havadan şu sonucu çıkardım: Demek ki daha üç beş gün önce Annan Planı'nı yere göğe sığdıramayanların bir bölümü bile, aslında bu planın çizdiği yola (haritaya!) samimi olarak inanmıyorlarmış... Annan Planı'nın referanduma sunulması, onlar açısından da tamamen "faydacı ahlak" çerçevesinde bir anlam ifade ediyormuş... Ama bakın, "yorum masası"na hakim bu anlayışı dikkatle (ve biraz da ibretle) izledikten hemen sonra ekrana gelen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün basın toplantısında nasıl farklı bir hava hakimdi: Dışişleri Bakanı, bir dışişleri bakanının açıklamalarının önce "dış"a yönelik olduğunun, olması gerektiğinin pek güzel bilincinde olarak, "memnuniyetinin" gözlendiği bir yüzle çıkmadı gazetecilerin önüne. Hatta tam tersine, Rum kesiminden gelen yüzde 70'i aşan "Hayır" oylarından dolayı üzgün olduğunu açıklayarak başladı konuşmasına. "Ne güzel, bugüne kadar arkasında durduğu Annan Planı'nın hakkını veren ne güzel bir davranış!" dedim kendi kendime... Abdullah Gül'ün ağzından "yorum masası"nda karşılaştığımız gibi, "Evet işte sonuçlar; hadi bakalım bizden bu kadar, şimdi sizi görelim!" benzeri bir yorum duymadık. Referandum sonuçlarının KKTC için sağlayacağı avantajları tabii ki o da hatırlattı ve (yanılmıyorsam!) sıraladı da. Ama Gül'ün ağzından "Bu iş buraya kadar, artık Kıbrıs'ta iki bağımsız devletin varlığı kaçınılmazdır" gibi bir açıklama çıkmadı. Belli ki, bundan sonra neler olup biteceğini bugünden kestirmek mümkün olmasa da, Annan Planı'nın adada iki kesime birlikte sunduğu "bir arada yaşama" önerisinden hepten umudunu kesmiş değildi. Olması gerektiği gibi. Çok geçmeden ekrana Mehmet Ali Talat'ın ilk açıklamaları da geldi. Herkes gibi ben de şait oldum ki, Talat'ın meseleye bakışı da "yorum masası"nın bakışından çok farklıydı. Tabii ki o da Kıbrıslı Türklerin "Evet"inin karşısında Kıbrıslı Rumların "Hayır"ının yer almasının kısa dönemde KKTC'nin lehine önemli sonuçlar doğuracağının farkındaydı. Ama baktım, onun ağzından da Kıbrıs'ın geleceğine yönelik olarak "İki bağımsız devlet" gibi bir çözüm formülü çıkmadı. Olması gerektiği gibi. Dolayısıyla, "O kadar aceleci olmayalım" derim... Kıbrıslı Rumların yüzde 75'lik "Hayır"ının yarattığı "iyimserlik"le raflardan eski defterleri indirmeye koyulmayalım derim...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |