AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
Almanya'da Kürt olmak üzerine alegorik bir film

Küçük Özgürlük adlı filmiyle Almanya'da sağa sola savrulan göçmenler sorununa içerden bakan Yüksel Yavuz, filmi için "1990'larda Türkiye'nin yaşadığı sürecin ürünleri olan insanlara kayıtsız kalamazdım" diyor.

  • ÖMER ÇAKKAL
    Yüksel Yavuz'un ikinci uzun metrajlı filmi 'Küçük Özgürlük', geçtiğimiz yıl aralık ayında sessiz sedasız bir şekilde vizyona girdi. Sessiz sedasız, zira film üzerine eleştirmenlerin yazdığı birkaç küçük yazının dışında film medyanın gündemine bile gelmedi. Halbuki Küçük Özgürlük, Türkiye'nin yaşadığı acılı bir sürecin yankılarına değinen yapısıyla cesur bir çıkıştı. Medya ilgi göstermese de, filmin yönetmeni Yüksel Yavuz'a ilk destek Uluslararası Ankara Film Festivali'nden geldi. Küçük Özgürlük, vizyona girişinden bir hafta sonrasında Ankara'da En İyi Film ödülüne lâyık görüldü. Önceki gün sona eren 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde ise 'Halk ödülü'ne.. Hamburg'da yaşayan Yüksel Yavuz'la uzun bir süreden beri konuşmk istiyorduk. Bu dileğimiz Uluslararası İstanbul film festivali vesilesiyle gerçekleşti.

    Duygu sömürüsü yok

    Küçük Özgürlük ilk bakışta Baran adındaki bir gencin yabancı bir ülkede, Almanya'da yaşadığı göçmenlik ve iltica sorunu üzerine eğilen bir film. Ancak filmde güçlü yan öyküler de var. Baran'ın eski bir PKK militanı olan amcaoğlunun -yönetmenin bize anlatmadığı- rüyaları, çalıştığı restoranın müşterileri olan ve başka bir örgüt mensubu gençlerle yapılan, bir keresinde silahla yaralama ile sonuçlanan ağız dalaşmaları bunlar arasında. Yine, iş için Hamburg'a gelen bir hemşehrinin, Baran'ın anne-babasının askerlerce gütürülmesine (bir daha kendilerinden haber alınamamış) neden olan ispiyoncu adam olduğunun anlaşılması vs... Bu konular bugüne kadar çok az sanatsal olaya konu oldu. Buna karşın yönetmen filmde konuya yorum getirmekten çok, yaşanan dramı 'duygu sömürüsü yapmadan' sade bi dille, sadece göstererek ortaya koymayı tercih ediyor.

    "Film olabildiğince insancıl"

    Yüksel Yavuz, bu durumu yaşadığı ortama bağlıyor. "Hamburg'daki evimin sokağında Afrikalı, Asyalı göçmen gençler var. İşsiz, güçsüz, ne yapacağını bilmeyen.. Türkiye'den gelen göçmenlerin önemli bir bölümü Kürtlerden oluşuyor. Bunun ekonomik, sosyol ve politik nedenleri var elbette. Ve bu çocuklar kendi kültürleriyle yabancı kültürler arasında sıkışmış durumdalar. Türkiye'de bir kesimin terörist, bir kesimin savaşçı dediği eski örgüt mensubu insanlarla ben orada birçok kez karşılaştım. Tüm bunların hikayesini anlatma gereği hissettim. Çünkü bu, 1990'lı yıllarda Türkiye'de yaşanmış bir sürecin yankılarıydı."

    Bu noktada akıllara temel bir soru geliyor: Yönetmen, ortaya çıkan ürüne baktığında "Bu konuya bağımsız bir gözle bakabilmişim ve bu konu gerçekten en iyi böyle anlatılabilirdi" diyebiliyor mu? Yavuz bu soruyu, bu güne kadar verilen tepkilerle açıklıyor. "Evet, bugüne kadar filmime çok az tepki geldi. Ama bu az sayıdaki tepkiler genel olarak filmin konuya olabildiğince hümanist ve ihsancıl bakabildiğinde yoğunlaştı. Bana göre film aslında her iki tarafı da eleştiriyor ve geçmişteki hataları ortaya koyuyor. Zaten benim amacım da buydu. İnsanı ortaya koyup onu birçok yönüyle değerlendirebilmek.. İnsanı siyah ya da beyaz bir şekilde anlatamazsın çünkü."

    Yüksel Yavuz, dağıtımcıların filmini gündeme yeterince getiremediğinden şikayetçi. Küçük Özgürlük'ün bu güne kadar Diyarbakır'a bile gitmemesini ise garipsiyor. Dağıtımcı Belge Film yetkilileri ise "Küçük Özgürlük yakında Anadolu'da vizyona girecek" diyerek kendilerini savundular.


    'Opera sanatçısı' olmak isteyen gençlere

    Siemens tarafından genç yetenekleri sanat dünyasına kazandırmak ve başarılı olanlara eğitim olanakları sağlamak amacıyla düzenlenen Siemens Opera Yarışması için başvurular başladı. Bu yıl 6'ncisi yapılacak Siemens Opera Yarışması'na soprano, mezzo soprano, tenor, bariton ve bas ses kategorilerinden adaylar biri klasik, toplam 6 opera aryası ile katılabilecekler. Operanın yanısıra resim, desen, fotoğraf, heykel ve kısa metrajlı film için de düzenlenen yarışma 1 Ocak 1974 tarihinden sonra doğan her yetenekli genç sanatçıya açık. Kazanların eğitim bursları ile ödüllendirileceği yarışma için son başvuru tarihi 17 Mayıs 2004. Bilgi tel: 0 212 258 94 97 / 24


    KÜLTÜR HARİTASI

  • İtalyan Paulo Vittotio Taviani imzalı 1977 yapımı 'Babam ve Ustam' saat:18.00'de Atatürk Kitaplığı'nda gösteriliyor. Tel: 0 212 249 38 19

  • Marco Meloni gitar konseri saat: saat:20.00'de Aksanat'ta izlenebilir. Tel: 0 212 252 35 00

  • Hakan Dilek'in resim sergisi 7 Mayıs'a kadar Vakıfbank Sanat Galerisi'nde. Tel: 0 212 316 70 21

  • 'Yirmibironbeş Treni' isimli oyun Oda Tiyatrosu'nda, 'Kurtuluştan Kuruluşa' Ankara Büyük Tiyatro'da, Ankaralı tiyatroseverlerin karşısında.

  • Ali Poyrazoğlu'nun tek kişilik oyunu 'Ödünç Yaşamlar' bu akşam Diyarbakır'da. Tel: 0 412 294 00 97

  • Düşevi Oyuncuları ''Körleşme'' adlı oyunu Samsun Oda Tiyatro'da sahneliyor.

  • Selim Somçağ'ın 'Avrupa Avrupa Zenginlik Dolar/Euro Kavgası" başlıklı söyleşisi saat:18.30'da Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde. Tel:0 212 252 47 00

  •  
    İstanbul'u 'aşk'la yakıyor
    Ahşap dağlama sergisi ile İstanbulluların karşısına çıkan Adem Göksügür, sanatına yakarak can veriyor. Sanatçı her bir eserini oluşturuken İstanbul'da yaşanan yangınları hissediyor.
    Bütün dünya İstanbul'da dans edecek
    Hayallerin canlanıp, rüyaların gerçekleştiği, duyguların uyanıp bedenlerin konuştuğu IV. Uluslararası İstanbul Dans Festivali bugün başlıyor.
    Macbeth ile Sultan Gelin Almanya'da
    İstanbul Şehir Tiyatroları'nın, Shakespeare'in yazdığı, Ali Taygun'un sahneye taşıdığı 'Macbeth' ve Cahit Atay'ın yazdığı, Mustafa Arslan'ın yönettiği 'Sultan Gelin' adlı oyunları, Almanya'da sahnaya çıkıyor. Turne kapsamında, Ali Taygun Macbeth'i İskoçya'nın klanlar dünyasından alarak kodlarını iyi bildiğimiz Mezopotamya'ya getirerek bildik kodları kullanmayı tercih ettiği oyunu bugün saat 20.00'de Karlsruhe Klein Haus'da seyirci karşısında olacak. Töre kurbanı bir köy kadınının hikayesini kara mizah üslubunda işliyen görkemli "Türkü Müzikali" Sultan Gelin ise 29 Nisan'da aynı saatte aynı yerde olacak.
    Akdeniz Şiir Günleri'nin ikincisi mayısta
    Antalya Sanatçılar Derneği'nin (ANSAN) düzenlediği Akdeniz Şiir Günleri'nin üçüncüsü 1-3 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Antalya'da yaşayan şair ve eleştirmenlerin yanısıra, çeşitli kentlerden şairlerin de katılacağı Şiir Günleri'nde şiir üzerine oturumlar ve şiir dinletileri yapılacak. Şiir günlerine Sina Akyol, Mahmut Temizyürek, Abdülkadir Budak, Şükrü Erbaş, Çiğdem Sezer, Özlem Sezer, Müjde Bilir ve Hüseyin Ferhad'ın yanısıra Antalyalı şairler Hüseyin Cahit Kerse, İdris Özyol, Metin Demirtaş, Saffet Uysal, Giray Ercenk, Ahmet Tüzün, Mustafa Koç ve Eşref Ural katılacak. Tel: 0242 248 00 08 n Kültür Sanat
    'Oyun'cu olmak isteyen her yaştan meraklıya
    Arama Tiyatrosu'nun oyunculuk kursları sürüyor. Tiyatro aşkı taşıyan her yaştan sanatsevere açık olan kurslar pazar günleri Istanbul Sanat Merkezi'nde düzenleniyor. Bireysel yaratıcılıklarını kullanıp özgün, çok boyutlu üretimler yapabilen oyuncular ve ekipler yetiştirmeyi amaçlayan Arama Tiyatrosu, katılımcılara bilgi ve sezgilerini teatrel üretimle birleştirebilme beceresi kazandırmak istiyor. Kursta katılımcılara oyunculuk, doğaçlama, hareket, pandomim, diksiyon, şan, bedenin sesi, kukla ve maske çalışmaları, dekor, kostüm, makyaj, tiyatro Tarihi, tiyatro Stilleri gibi dersleri veriliyor. Bilgi tel: 0212 245 76 65
    27 Nisan 2004
    Salı
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED