|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geçen yazımızda, belediyelerin içinde bulundukları borç batağından kurtarılması gereğinden bahsetmiştik. Aynı konuya devam edeceğiz. Öncelikle aşağıdaki gerçeklerin tekrar altının çizilmesi gerekiyor. 1- Belediyeler ağır borç yükü altındadır. Mevcut borç stokuyla belediyelerden sağlıklı hizmet beklemek mümkün değildir. 2- Borçlardan yeni belediye başkanları sorumlu değildir. 3- Borç sorunu çözülemez ise belediyelerin büyük bölümü önümüzdeki beş yılı borç ödeme sorunuyla boğuşarak geçireceklerdir. 4- Yapılacak bir tahkim düzenlemesinin Hazine'ye maliyeti 17 katrilyon liranın çok altında olacaktır. Bugün bir belediyemizin borç yapısını irdeleyerek, çözüm için önerilerde bulunacağız. Bu belediye İstanbul-Sarıyer Belediyesi'dir. Sarıyer Belediyesinin toplam 33.7 trilyon borcu bulunmaktadır. Bunun yaklaşık 27 trilyon liralık kısmı kamu kurumlarına, 6.7 trilyonluk kısmı ise piyasaya olan borçlardır. 27 trilyon liralık kamu borcunun dağılımı ise aşağıdaki gibidir. SSK'ya olan borç 5.6 trilyon Vergi borcu 4 trilyon Emekli Sandığına borç 2.2 trilyon Büyükşehir Belediyesine 10.9 trilyon Bedaş'a 2.2 trilyon İski'ye 1.7 trilyon Borcun kalan kısmı da diğer kamu kurumlarına ait bulunmaktadır. Belirtilen borçlar içinde faiz ve gecikme zamları bulunmamaktadır. Sadece ana paralardan oluşmaktadır. Sarıyer Belediyesi'nin Bedaş'a olan borcunun cadde, park ve sokak lambalarından kaynaklandığını belirtelim. Sarıyer Belediyesi'nin 6.6 trilyon liralık müteahhit firmalara olan borçları da göz önünde bulundurulduğunda, mevcut gelirleriyle yeni projelere kaynak ayırmasının imkansızlığı ortaya çıkar. Yukarıdaki borçların dağılımı, tahkim düzenlemesi halinde Hazine'nin üstleneceği meblağın, toplam borç miktarının altında kalacağını göstermektedir. Zira Sarıyer Belediyesi'nin, örneğin, Büyükşehir Belediyesi, Bedaş ve İski'ye olan borçları, Hazine tarafından üstlenilmeden silinebilir. Büyükşehir belediyelerinin, metropol ilçe belediyelerine doğrudan veya dolaylı olarak aktardıkları ve borç olarak tanımlanan tutarların kanunla silinmesi halinde, büyükşehir belediyeleri bu işlemden fazla etkilenmezler. Çünkü, Büyükşehir belediyeleri bu paraları zaten gözden çıkarmışlardır. Ayrıca kaynakların bir bölümü yardım amacıyla, ancak, borç formatında ilçe belediyelerine aktarılmıştır. Aynı değerlendirme Sarıyer Belediyesi'nin İski'ye olan borçları için de yapılabilir. Veya bu borçlar, büyükşehir belediyelerinin, Hazine garantili borçlar nedeniyle Hazine'ye olan borçları karşılığında da tasfiye edilebilir. Sokak lambalarının elektrik giderlerinin belediyeler tarafından üstlenilmesi çok anlamlı değildir. Bu uygulama şehirlerin güzelleştirilmesini engeller mahiyettedir. Belediyeler, kendilerine mali külfet getireceği için ışıklı projelerden uzak durabilirler. Şehirlerimizin karanlık oluşunun bu uygulamayla yakından bağlantılı olduğu düşünülebilir. Bu mantıktan hareketle, Bedaş'a olan borçlar da çıkarılacak bir kanunla tamamen silinebilir. Vergi borçları ile SSK ve Emekli Sandığı'na olan borçların ise faiz ve gecikme zamlarının ortadan kaldırılması, ana paraların faiz alınmadan 60 ay gibi uzun vadeli takside bağlanması yoluyla tasfiyesi mümkündür. Bu noktada, borçlarını zamanında ödeyen belediyelere haksızlık yapılmış olacağı, yükümlülüklerini aksatmadan yerine getiren belediyelerin cezalandırılmış olacağı iddiası ileriye sürülebilir. Bu düşünce özü itibariyle doğrudur. Ancak, unutulmaması gerekir ki, bir çok belediyede, borçların oluşmasına neden olan belediye başkanları ile borç yükünü devralan belediye başkanları aynı kişiler değildir. Buna rağmen, tahkim gibi bir düzenlemenin yapılması halinde, borçlarını aksatmadan ödeyen belediyelere Hazine tarafından bazı imkanlar sağlanabilir, bu belediyeler ödüllendirilebilir. BORÇLARIN TEKRAR OLUŞMAMASI Eğer birileri haklı olarak, mevcut belediye borçları tasfiye edilse dahi, 3-5 yıl sonra benzer bir tablonun ortaya çıkmasını engelleyecek mekanizmaların bulunmadığını ileri sürebilir. Belediye borçlarının tekrar oluşmaması için alınabilecek bazı tedbirler olabilir. Örneğin, belediyelerin, SSK ve Emekli Sandığı'na yapacakları ödemeler ile ücretler üzerinden sorumlu sıfatıyla ödeyecekleri vergiler, belediyelerin gelirlerinden kesilebilir. Bu durumda belediyelerin vergi gelirlerinden aldıkları paydan, müteakip aya ait SSK, Emekli Sandığı'na yapacakları ödemeler ve vergiler Maliye Bakanlığı tarafından peşin olarak kesilir, kalan kısım belediyelere aktarılır. Bu şekilde, belediyelerin, toplam borçlar içinde önemli yekün tutan SSK, Emekli Sandığı ve Maliye Bakalığı'na borçları ortaya çıkmaz, borcun oluşumu kaynaktan kesmek suretiyle önlenmiş olur. Ancak bu uygulama, mevcut borçların tasfiyesinden sonra yapılabilir. Belediyelerin borç sorununa neşter vurulmaz ise belediye başkanları Ankara'yı ve Milletvekillerinin kapılarını aşındırmaya devam ederler. Belediyelerin borçlarının tasfiyesinin, Hazine açısından maliyetinin belirlenebilmesi için öncelikle belediye borçlarının ayrıntılı dökümünün bilinmesi gerekir. Eğer devlet böyle bir bilgiye sahip değilse önce bu envanterin çıkartılması ve üzerinde çalışma yapılması uygun olan yöntemdir. Bize göre, 3-4 katrilyon liralık bir külfetle Hazine bu işin üstesinden gelebilir. İmar Bankası olayında, 50 milyar liralık garanti kapsamı dışındaki mevduat için Hazine'nin 4 katrilyon liradan fazla yükümlülük altına girdiği dikkate alınırsa, belediyelerin borçlarının tasfiyesi için 3-4 katrilyonluk yükün, ki önemli bir bölümü orta ve uzun vadeye yayılabilir niteliktedir, çok fazla büyük bir rakam olmadığı ortaya çıkar. Hazine'nin yükünün daha da azaltılması amacıyla, belediyelerin sahip olduğu uygun arsalar Hazine tarafından borçlarının silinmesi karşılığı alınarak, toplu konut amaçlı olarak değerlendirilebilir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |