AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
AB sürecini kim dinamitliyor?

Şimdi de, DEP davasının "AB şartı" olarak sunulmasına bozuluyorlar. Avrupa Birliği karşıtlığını formüle edemeyen, daha doğrusu dile dökemeyen çevreler bunlar. Hiçbiri de, "Uyum yasaları çerçevesinde yığınla Anayasa değişikliği yapıldı, TCK'nın birçok maddesi ıslah edildi, Terörle Mücadele Yasası'nın 8. maddesi bile kaldırıldı, bu adamlar niçin hâlâ içeride?" diye sormuyor.

Sahi, DEP milletvekilleri niçin içeride? Madem "bölücülük" suçu kaldırıldı...

Fakat asıl sorun, tarafmış gibi yapıp, AB'ye karşı oluşu yüksek sesle ifade etmeye yanaşmayanlar.

Son umutları, üçlü koalisyon döneminde, MGK'dan çıkacak karardı. MGK tercihini Avrupa'dan yana kullanıp, Ankara'ya (hükümete) üyelik için gerekli adımları atmasını tavsiye edince, susup sineye çektiler.

Gerçi, Abdullah Öcalan'ın idam meselesi henüz vuzuha kavuşmamış, "Ulusal Program"da öngörülen iyileştirmelerin ne zaman hayata geçirileceği seçiklik kazanmamıştı ama, hiç değilse "olağanüstü hal"in kaldırılmasıyla ilgili bazı olumlu adımlar atılmıştı.

Bu da bir adım sayılırdı.

Üstelik, dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, AB üyeliğini "jeopolitik bir zorunluluk" olarak gördüklerini söylüyordu.

Demek ki ordumuz Avrupa Birliği'ne karşı değil.

Siyasi partilerimiz de karşı değil.

Cumhurbaşkanımız'ın karşı olması zaten düşünülemez.

O zaman kim, ya da kimlerdir, hangi kurumlardır bu süreci dinamitleyen? Madem hiçbir kurum, hiçbir erk, hiçbir örgüt "karşıymış" görüntüsü vermek istemiyor...

Tabii bir yandan da, el altından yeni bir "kavga" körükleniyor: Avrupa Birliği'nden yana olan "satılmışlar"la (deyim Maocu arkadaşlara aittir), Türkiye'yi Avrupa'ya karşı koruyan vatanseverlerin kavgası...

Peki, bu kavgadan ekmek çıkar mı?

Çıkar...

Örneğin, "beşli sivil inisiyatif karikatürü"nün bir elemanı (ünlü bir sendika ağası), hem AB muhiblerinin, hem de AB karşıtlarının bildirgesine imza atmıştı. Kavga nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, koltuğu garanti.

Aynı bildirgeye imza atan başkaları da var ama, hadi insanlık bizde kalsın; nasılsa güttükleri "eyyam politikasıyla" bir süre sonra kendi kendilerini deşifre edecekler. Bu arada, "çarşı karışsın" mantığıyla çatışmaya taraf olanlar da var. Bunlar daha ziyade bürokrat, politikacı ve entelektüeller arasından çıkıyor. AB karşıtlığını "demokratik" bir zemine oturtamadıkları için de, ortaya sürdükleri gülünç argümanlarla zavallı duruma düşüyorlar.

Ben, askerin, "Biz üzerimize düşeni yaparken, AB de takvim konusunda sinyaller vermelidir; AB bizim için jeopolitik bir zorunluluğa dönüşmüştür" sözünde samimi olduğuna inanıyorum.

Aynı samimiyeti siyasi partilerden de beklemek hakkımız.

MHP nerede duruyor örneğin? Avrupa Birliği'ne karşı pozisyonu nedir?

CHP nerede duruyor?

Askeri harcamaların denetlenmesine, MGK'nın iki ayda bir toplanmasına karşı çıkan Onur Öymen ne istiyor?

Daha da önemlisi, DEP davasını içinden çıkılmaz hale getiren yargı ne yapmaya çalışıyor?


29 Nisan 2004
Perşembe
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED