AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Kuzey Kıbrıs: Küresel iktidar savaşının en sıcak cephesi

Kıbrıs'ın bölünmesi kesinleşti. Artık, Türkiye'de derin değişimlere neden olacak şekilde bölgesel düzeyde olağanüstü gelişmeler yaşanmazsa, adanın birleştirilmesine yönelik girişimlerin şansı olmayacak. Bölünme, Türklerle Rumlar arasındaki ayrışmayı değil, 21. yüzyılın güçler dengesindeki derin çatlağı temsil ediyor. İki kesimi ayıran hat, yeni dönemin en kalın çizgisi olacağı gibi, Türkiye'nin geleceğe yönelik dış politika perspektifini de temelden etkileyecek.

Türkiye, ABD, Avrupa Birliği, Rusya ve Ortadoğu merkezli küresel mücadelede yer almak isteyen bütün güçler, pozisyonlarını bu bölünmeyi esas alarak belirlemek zorunda. Amerika'nın "Büyük Ortadoğu" projesi, İngiltere'nin "Ortadoğu Bölgesi İçin Genel Strateji"si, İsrail'in "Büyük İsrail" projesi, Avrupa Birliği'nin "Ortadoğu'da Ortak Geleceğe İlişkin Stratejik İşbirliği" projesi gibi, 21. yüzyıl küresel düzeninin karakterini belirleyecek stratejilerde Kıbrıs'a biçilen rol, adanın bölünmüşlüğü üzerinden şekillenecek. Kıbrıs, Anglo-Amerikan cephe ile Merkez Avrupa'nın çıkarlarının çatışma alanı olacağı gibi, Atlantik çizgisi ile Ortadoğu ve Asya merkezli güçlerin hesaplaşma alanlarından biri olacak.

Adanın birleşmesi ihtimalinin ortadan kalkması aslında kimseyi şok etmedi. ABD ve AB'nin, 25 Nisan'dan itibaren bölünmüş Kıbrıs'ı kabullenen irade sergilemeleri, şimdiki pozisyondan yararlanmayı önceleyen politikalar geliştirmeye çalışmaları bunun göstergesi. Washington ile Brüksel'in, Kuzey Kıbrıs'ı Türkiye'nin inisiyatifine bırakmayı tehlikeli gördüğünü hissettirir biçimde sahiplenmeleri, KKTC'nin önünü açmak için rekabete girmeleri, ardı ardına ekonomik ve siyasi paketler açıklamaları iki gücün şimdiden Kuzey Kıbrıs için birbirleriyle yarışa başladıklarını ortaya koyuyor.

ABD'nin durdurulması Kıbrıs'tan başlar

AB'nin 1 Mayıs'ta AB dışında kalacak Kuzey Kıbrıs'ı ABD ve İngiltere'nin inisiyatifine bırakma lüksü yok. Kuzey Irak'tan Suriye'ye, Lübnan'dan İsrail'e kadar bölgenin denetiminde çok üstün bir mevzi olan Kuzey'in, dev enerji projeleri ve Yeni Ortadoğu projesi için vazgeçilmezliğinin bilincinde olan ABD'nin ise, bölgenin AB'nin etki alanına girmesini hazmetmesi mümkün değil.

Bu nedenlerle hem Washington hem de Brüksel, K. Kıbrıs'a, "tanınmanın dışında"ki bütün nimetleri sunacak. Kuzeyin bağımsız bir devlet olarak tanınması ihtimali şimdilik mümkün değil. Ancak Orta Asya-Kafkaslar-Ortadoğu bölgesinde yaşanabilecek büyük çalkantılar böyle bir zemini hazırlayabilir. İki güç, tanınmanın önünü açmasalar da, Kuzey'e bağımsız bir ülke olmanın nimetlerinden çok daha fazlasını sunacak. Kuzeyi, ticaret merkezine dönüştürecek, dev firmaların ileri teknoloji üssü haline getirecek, küresel sermayenin ana merkezlerinden biri yapacaklar. Bütün bu "fedakarlıklar"ın tek nedeni, Kuzey'in hem ABD hem de AB açısından hayati ölçüde güvenlik konusu olmasıdır.

Washington-Londra ile Brüksel arasında bölgesel düzeyde bir pozisyon belirlemeye çalışan Türkiye'nin yüzleşmek zorunda kalacağı tercih, Kuzey'in hangi güç için rol üsleneceğini de belirleyecek. Aralık 2004'teki AB zirvesinde Türkiye'ye müzakere tarihi verilmezse, adanın kuzeyi ABD, İngiltere ve İsrail'in yeni Ortadoğu projesinin ana üslerinden biri olacak. Tarih verilirse AB Kuzeyin sınırlarının dışında kalmasının bedelini ödemeyecek. Aralık 2004 zirvesi bu açıdan Türkiye için de kritik bir tarih olacak. Tarih verilirse Türkiye, yönünü Washington'dan Brüksel'e dönecek. Böylece AB, hem Kuzey Kıbrıs hem de Türkiye ile Ortadoğu'da büyük bir atılım yapacaktır.

Türkiye'nin bu tercihi, Ankara-Tahran-Şam arasındaki üçlü yakınlaşmayı daha da güçlendirecek, Brüksel ile de yakın işbirliği içinde olan üç ülkenin öncülüğünde ABD-İngiltere-İsrail cephesi Ortadoğu'da ağır yara alacak. Bu açıdan Türkiye'yi yanında tutup tutmamak AB için tarihinin en stratejik kararı olacaktır. ABD'nin Polonya ile birlikte uygulamaya çalıştığı "Yeni Avrupa" projesi şimdiden yara almaya başladı. Süreç böyle giderse ABD'nin gerilemesi Doğu Avrupa ve Ortadoğu'dan sonra Orta Asya'da hissedilecek.

Kuzey Irak'tan İskenderun'a uzanacak Amerikan kuşağı

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Almanya ziyaretinde Gerhard Schröder'in; "Ortak çıkarlarımız var. Bu, ekonomiden çok güvenliktir. Bize güvenin" şeklindeki sözleri son derece önemli. Joschka Fischer'in "Türkiye'nin Avrupa'ya sıkı şekilde bağlanması bir roket savar sisteminden daha önemli. Bu bizim 21. yüzyıldaki savunmamızla ilgili en stratejik karardır" ifadesi ve Erdoğan'ın 13 Ocak'taki grup toplantısında söylediği: "Yeni temel başlıklar güvenlik boyutuyla, Türkiye gibi büyük bir ülkenin AB'ye neler kazandıracağı boyutuyla ve Türkiye'nin kazanacakları boyutuyla ele alınıyor" sözleri AB'nin Türkiye'den beklentilerini özetliyor. Son olarak Verheugen'in "Türk askerinin KKTC'de kalmasında bir mahzur olmadığı"nı açıklaması ABD-AB rekabetinin hararetini ortaya koyuyor.

ABD-AB arasında denge politikası olarak görülen arada kalmışlık Ankara için hızla zaafa dönüşüyor. Bugünlerde "provaktif dış politika" söylemiyle çıkış yolu arayan Türkiye için, AB seçeneğinin başarısız olması, ABD-İngiliz-İsrail cephesine tamamen teslim olma tehlikesini içeriyor. AB ile yakınlaşma ise, hem 'Anglo-Amerikan cephe'den kaynaklanan yeni tehditlerin bertaraf edilmesi hem de AB'nin de yakın olduğu İran ve Suriye ile Rusya ve diğer Asyalı güçlerle farklı ilişkilere girme konusunda Türkiye'ye geniş hareket alanı kazandıracak.

Irak için Türkiye ile tezkere pazarlığı yapan ABD ile İngiltere ve İsrail'in aslında Türkiye'nin Irak'a girmesine karşı olduğu Bob Woodward'ın kitabıyla ortaya çıktı. Aynı dönemde ABD'nin Irak sınırından İskenderun Körfezi'ne uzanan kuşak uzerine asker yerleştirmek istemesini hatırlayalım. Türkiye, ABD-İngiltere ve İsrail'den kaynaklanan çok ciddi tehditlerle karşı karşıya. İkisini ısrarla not edelim: Dicle ve Fırat nehirlerinin geleceği ve ABD'nin Kuzey Irak'tan İskenderun Körfezi'ne uzanacak kuşak üzerindeki hesapları...


29 Nisan 2004
Perşembe
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED