|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kıbrıs meselesinde çözüme karşı olan ve 'Dayan Denktaş' diyenlerle "demokrasiye boş verelim" diyenler aynı cephede çarpıştı. Bu yaygarayı ibret ve hayret içinde izledik. Rumlar referandumda evet deselerdi bu "demokrasiyi boş verelim" cephesi yaygaralarını sürdürecek ve " Girit'imizden sonra Kıbrıs'ımız da elden gitti" diye bağıracaklardı. Hatta daha ileri gidip, başta hükümet olmak üzere kim çözümden yana olmuşsa onlara karşı bir linç kampanyası başlatacaklardı. İçlerinde bu amaçla 'uyanık' güçlere darbe çağrıları yapan fanatikler de vardı. Orada, kuzeyde yaşayan insanlar ezici bir çoğunlukla çözüm istiyorlarmış, artık anavatan tahakkümü ve Denktaş sultasında yaşamayı arzu etmiyorlarmış bu cephenin umurunda bile değildi. Hatta bu cephe içinde yer alan, her nasılsa akademik kariyer edinmiş, hatta Türkiye'nin en önemli eğitim kurumunun başına geçmeyi becerebilmiş, gözü dönmüş bazı tipler, Kıbrıs'ta Kıbrıslıların istediği bir anlaşma yerine kan dökülmesini ve Yunanistan'nın işgal edilmesini dahi isteyebilmişlerdi. (Bana kalırsa Türkiye'nin AB'ye girişine en büyük engeli bu gibi adamların hala bürokraside etkin görevlerde bulunmaları oluşturuyor.) Şimdi Rumların 'hayır' demeleri ile bu gibiler çok kötü oldular. Bütün foyaları ortaya döküldü. Birincisi, uzlaşmadan, anlaşmadan yana olunursa Türkiye'nin zarar göreceği ve Kıbrıs'ın satılacağına ilişkin çocukça tezler boşa çıktı. Uzlaşmadan, anlaşmadan yana çıktığı için Türkiye'nin uluslararası itibarı arttı. Buna karşılık anlaşamayı kabul etmedikleri için Rumlar tepki topladı. Eleştirildi, daha da eleştiriliyor. Kuzey Kıbrıslılar ve Türkiye ise uzlaşmadan yana yaklaşımı ile ödüllendiriliyor. Muhtemelen, içerde DGM'nin DEP'li milletvekilleri ile ilgili kararında olduğu gibi yeni engeller çıkartılmazsa, Türkiye'nin AB'den görüşme tarihi alabilmesinin önü açılmış oldu. İkincisi, AB ve uluslararası toplum, 'evet' dediği ve anlaşmadan yana tavır koyduğu için Kuzey Kıbrıslıların KKTC nedeniyle 30 yıldır yaşadığı tecrit ve ambargonun kaldırılması için harekete geçti. AB'nin ekonomik paketi yakında devreye sokulacak. 30 yıldır Kuzey'de yaşayan insanların hayatını iyileştirmek için hiçbirşey yapmayanlar, bilinçli bir uzlaşmazlık ve tecrit politikası izleyip sonra da ağlayanlar şimdi şaşkınlık içinde gelişmeleri kendilerine yontma telaşındalar. Mesele gayet basit...Şimdiye kadar uygulanan "Türkiye'nin Kıbrıs diye bir sorunu yoktur" politikası yalan ve yanlış bir politikaydı. Bu politikanın Kıbrıs'taki temsilcisi Denktaş'ın hala görevinde kalmak için binbir gerekçe icad etmesini herkes şimdi hayretle izliyor. Bu politikanın mimarı olan bazı 'danışmanların' görevlerinden alınmamış olmalarına da ben çok şaşıyorum. İşte onların 30 yıldır yapmadığı, yapamadığını, çözümden yana kararlı bir hükümet kısa zamanda gerçekleştirdi. Onların 30 yıldır gûya ağladığı meseleler kısa zamanda çözüm yoluna girdi Şimdi Kuzey Kıbrıslıların hayatı süratle değişecek. Bunu dost düşman herkes bildiği gibi 'istemezük'çü, çözüm karşıtı, "Dayan Denktaş''çı, "demokrasiye boşverelim"ci takım da çok iyi biliyor. Kuzeyde şimdi herkesin bir umudu ve beklentisi var. Hayatları değişecek, uluslararası tecritten kurtulacaklar, 'evet' dedikleri için bir ayakları Avrupa'da olacak... Herşeyden önce, 30 yıldır Denktaş ve değişimi engellemek için Kıbrıs meselesini kullanan cümle politikacı ve bürokrat takımı yüzünden ambargo altında inim inim inleyen Kuzey Kıbrıslılar rahat bir nefes alacak. Perde açıldı ve gerçekler günışığına çıktı. Kendi toplumuna ve Türkiye'ye bunca yıl bu kadar kötülük edenlerin hala ortalıkta dolaşıp ahkam kesmeleri anlaşılır gibi değil. Bunlardan biri Denktaş malum. Diğeri ise CHP lideri Deniz Baykal... KKTC'nin tanınması için hükümete elinden gelen desteği vermeye ve gerekirse bütün dünyayı dolaşmaya hazır olduğunu söylüyor. "30 yıldır bu konuda ne yaptınız peki?!" diye sormazlar mı insana? Bu arada iktidar da oldunuz! Baykal hatta, dışişleri bakanı bile oldu!?... O dönem içinde Kıbrıs'la ilgili ne yaptılar? Ambargonun kalkması, Kuzeyde yaşayanların hayat şartlarının iyileştirilmesi için ne gibi çabalar harcandı? Hangi dost ve müttefik ülke KKTC adı verilen Denktaş cumhuriyetini tanımaya ikna edildi? Deniz bey, şimdi kalkmış sanki mesele sadece KKTC'nin tanınmasıymış gibi hükümeti gûya köşeye sıkıştırmaya çalışıyor!.. Hayır, öncelik Denktaş'ın keyfi için kurulan o uyduruk devlette değil... Öncelik, orada yaşayan insanların güvene, huzura ve refaha kavuşturulması... Onların gelecekten umut duymaları. Nitekim gelişmelerden umut duymaya başladılar bile... CHP genel başkanı bu amaçla çalışacaksa ne ala.. yoksa sadece dış gezi olsun diye KKTC'nin tanınması için turlara çıkmanın turizmden başka bir amaca hizmet etmeyeceği de ortada... Netice olarak, hep başından beri söyleyegeldiğimiz gibi, Kıbrıs meselesi Türkiye için bir anahtardı; o nedenle 'vatan millet' edebiyatı ve 'satılamaz' yaygaraları yapılıyordu. Ama dikkat edilirse "Kıbrıs için gerekirse demokrasiye boş verelim" sloganı altında... Şimdi her şey gün gibi ortaya çıktı. Kim demokrasiden yana kim değil, ayan beyan görülüyor... Bu tablonun ortaya çıkmasını sağlayanlara teşekkür borçluyuz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |