AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
'Sinemamız İran'ın yüzüdür'

23. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında İstanbul'a gelen İranlı ünlü yönetmen Cafer Penahi, ülkesini 'şer üçgeni' içinde gösteren ABD Başkanı Bush'a sert çıkarak, "Sinemamız İran'ın gerçek yüzüdür" dedi.

  • ÖMER ÇAKKAL
    İran sineması dünya sinemasının yükselen değeri. İran filmleri belli başlı festivallerde özel başlıklar altında izleyici ile buluşuyor; İranlı yönetmenler 'ustalar' başlıkları altında ağırlanıyor. Onlardan biri, geçtiğimiz yıl ülkemizde de vizyona giren 'Daire'nin ardından çektiği 'Kanlı Altın'ı festival kapsamında gösterilen Cafer Penahi. Bu yılki Altın Lale jürisi içinde yer alan Penahi'yle, devrim öncesi ve sonrasıyla İran sinemasını konuşuyoruz. İran sinemasının yükselişinin yeni olmadığını söyleyen Penahi, temellerin devrim öncesinde atıldığını düşünüyor. 1950'li ve 60'lı yıllarda İran'da ağırlıkla ticari sinemanın yapıldığını ama devrim sonrasında yetişen yeni sinemacılarla sinemanın sanatsal yönünün beslediğini belirten Penahi, teknik sorunların da çözülmesiyle İran sinemasının kendi dilini oluşturmayı başardığını kaydediyor.

    Devrim sinemayı etkilemedi

    Penahi, 1979 devriminin İran sinemasına ne getirip, ne götürdüğü konusunda ise çok net konuşuyor: "Devrim İran sinemasını çok da etkilemedi". İlk anda salon sayısının 470'den 270'e kadar düştüğünü ifade eden yönetmen, ilerleyen aylarda 'ayakları yerde olan sinemacıların' duruma el koyup film ürettiklerini söylüyor.

    Penahi'ye göre devrimin sinemayı etkilememesinin nedeni, yeni yönetimin hoşgörüsünden çok, İranlı yönetmenlerin ve sinemanın gücünden kaynaklanıyor. Sinemaya hiçbir dönemde rejimlerin kalıcı etkisinin olamadığını anlatan Penahi, İranlı yapımcı ve yönetmenlerin de her dönemde kendi istediklerini anlatmak için yeni yollar bulduğunu belirtiyor.

    Penahi, söz İran'daki sinema potansiyeline geldiğinde ise, ülkesiyle övünmekten geri duramıyor. Yılda yaklaşık 70 film yapıldığını söyleyen üretken yönetmen her yıl bu filmlerden en az 3-4 tanesinin yurtdışındaki festivallerin önemli ödüllerini alarak İran sinemasının gururu olmayı sürdürdüklerini kaydediyor. Olumlu gidişata karşın sansürün halkın sinemaya olan güvenini zayıflattığını belirten Penahi, birkaç filminin yasaklardan ötürü İran'a gösterime girememesinden yakınıyor.

    Ülkesindeki yabancı film izlenme oranına değinen Penahi, üç dört yıl öncesine kadar, İran sinemasını korumayı amaçlayan yasa sayesinde sinemalarında yabancı filmlerin gösterilmediğini, ancak yasağın kalkmasıyla az sayıdaki Avrupa filminin ülkelerinde vizyon şansı bulduğunu anlatıyor.

    'Bush'un sözleri ahmakça!'

    Devrim sonrasında İran'ın dünyadan soyutlanması beklenirken, İranlı sinemacıların filmler aracılığıyla bağları birkez daha ördüklerine dair kanaatimizi Penahi'ye açıyoruz. Bush'un İran'ı 'şer üçgeni' içinde gösterdiğini de hatırlatınca, İranlı yönetmenin cevabı sert oluyor: "Bush'un söyledikleri ahmahça ve aptalca. Bizim için sarfettiği sözler bu bölgeyi hiç tanımadığını gösteriyor."

    İran sineması oldukça pozitif

    İran halkının hoşgörü ve demokrasiden yana olduğunu, İran sinemasının da insani olanı öne çıkartıp barışıa vurgu yaptığını belirten Penahi sözlerini şöyle sürdürüyor: "Dünyadaki kitle iletişim araçları İran'ı dünyaya olduğundan farklı göstermeye çalışıyor. Ama İran sineması, İranlılıların gerçek ve ılımlı yüzünü gösteriyor.

    Demokrasi orduyla ve silahla insanlar üzerine giydirilen bir elbise değildir. Bu ancak, insanlar istediğinde olur. Ve biz İranlılar demokrasi için her zaman mücadele verdik.

    Bush, böyle söylemesine karşın, İran'da demokratik adımların atılmasının önündeki en büyük engel yine Amerika'nın kendisidir. ABD geçmişte şah rejiminin arkasındaydı ve insanlar büyük sıkıntılar çekti. Biz ne zaman bir yerlere geldik; Amerika bunun hep önüne geçmek istedi."

  •  
    Yarım asır devam eden BİR SOHBET MECLİSİ
    PERŞEMBE NOTLARI
    'Asaf Halet Çelebi Budizm'den etkilendi'
    Dr. Hasan Aktaş, Asaf Halet Çelebi'nin şiirde Budizm'den etkilendiğini öne sürdü.
    Kitaplık
    Yuvarlak resim ölüme ait
    İstanbul Fotoğraf Merkezi içindeki Fotoğraf Galerisi, 29 Mayıs'a kadar Bennett Lowenthal'in "Dört Köşe Olmak / Four Corner Being" başlıklı fotoğraf sergisini ağırlıyor. Sergide, Yale Üniversitesi'nde fotoğraf eğitimi gören, diplomat olarak Brezilya, Danimarka ve Hırvatistan'daki ABD büyükelçilikleri ve konsolosluklarında çalışan ve halen Türkiye'de görevli olan Lowenthal'ın dörtlü tema gruplarından oluşan 80 fotoğrafı yer alıyor. Sanatçı, fotograflarında, fotoğraf baskılarından çıkan 'yuvarlak' şekli sorguluyor ve ısrarla 'fotoğrafların köşeli' yanlarında geziniyor. Yuvarlak ya da oval resimlerin artık sadece mezartaşlarında kaldığını hatırlatan fotoğrafçı bunun 'zamanı durduran, esneten ve bizi ölüm gerçeğinden azat eden' yanına vurgu yapıyor. Bilgi tel: 0212 238 11 60
    29 Nisan 2004
    Perşembe
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED