|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kıbrıs sorununa yaklaşımda sadece "Annan Planı iyidir/kötüdür" tezlerinin değil, bundan daha derinde ve önemli iki tezin çatışması da yaşandı. İki fraklı anlayış, Kıbrıs sorunu üzerinden kozlarını da paylaşmış oldu. İki farklı yaklaşımın ilki; politikaları yıllardır revaç bulduğu için Türkiye'nin ve dünyanın çok iyi tanıdığı gerçekten statükocu anlayıştı. Statükonun, yani, her şeyin eskisi gibi kalmasından avantaj uman ve kazanmak-kaybetmek gibi süreçlere girmek yerine mevcut olanı korumak duygusunun maskesi milliyetçiliktir. Türkiye'nin demokratikleşme ve özgürleşme süreçlerinin hepsinde en ciddi direnç merkezi statükonun savunucuları olmuştur. Dış politika açılımlarında da öyle… Bu milliyetçilik anlayışı, sözgelimi soğuk savaş döneminin süper gücü 250 milyonluk nükleer güç Sovyet Rusya'ya karşı korunma hissi ile bugünün şartlarında 10 milyonluk Yunanistan'ı aynı tehdit kategorisinde görmektedir. İkisine karşı da aynı içe kapanıklık ve korku politikasını önermektedir. Kıbrıs'ta çözüm olursa Rumların Türkleri yok edeceği veya yeniden katliamlar yaşanacağı iddiası bu mantıkla tekrarlanıp durmaktadır. Yani, bu korku politikasını dillendirenler bir başka ifadeyle, Rumların arkasındaki 10 milyonluk Yunanistan'ı, Türklerin arkasındaki 70 milyonluk Türkiye'ye üstün görmektedirler. Kıbrıs'ta çözüme direnenler için "Büyük Türkiye" kitaplarda yazan, tarihte kalan bir imajdan ibarettir. Masaya oturulduğunda o büyüklük cam bir vazo gibi dağılacaktır. İşte bu ürkek milliyetçilik ikinci yaklaşım tarafından çürütülmüştür. Türkiye'nin bir gücü varsa -ki hiç şüphesiz vardır- ancak akılcı politikalarla bunun her alanda tahakkuk edebileceği gösterilmiştir. Savaşta kazanıp masada kaybetme kompleksi bitirilmiştir. Kıbrıs politikası, yıllardır içe kapanmayı ve herkesi kendimize düşman zannetmeyi marifet sanan anlayışı yerle bir etmiştir. Ve kimin vatan haini, kimin vatansever olduğunu yeniden sorgulatma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Aktif diplomasiyi ihanet sayan, Kıbrıs'ın satıldığı vaveylasını koparıp, çözüm isteyenleri vatan haini ilan edenler kendi kazdıkları çukura düşmüşler ve ava giderken avlanmışlardır. Dahası, yıllardır ülkeyi ne denli büyük bir cendereye mahkum ettikleri ortaya çıkmıştır. Korkak, çekingen, içe kapanık ve Türkiye'nin gerçek gücünü kullanma cesaretinden mahrum bu anlayış, cumartesi günü sandıkta boğulmuştur. Buna rağmen, "Allah Rumlardan razı olsun" diye ortalıkta pişkince gezip, şeçaat arzederken sirkatlerini söylemektedirler. Ancak, pişkinlik gerçeği örtmeye yetmemektedir. Tam da Kıbrıs'ta atılan cesur adımların bugün ortaya koyduğu tablo nedeniyle paçayı kaptırmışlardır. Başkalarına attıkları ihanet çamuru dönüp kendilerine yapışmıştır. Zira, vatanperverlik adına yürüttükleri politikalar üç gün sonra Rumları AB'ye tam üye yapacakken Kıbrıs ancak, ihanetle suçladıkları politikalar sayesinde ayakta durabilecektir. 2002 Kopenhag Zirvesi öncesi Lahey'e gitmeyerek Rumlara AB yolunu ardına kadar açan anlayışın vatanperverlikten bahsetmeye hakkı yoktur. Bugün, Kıbrıs'ı müdafaa eden Kuvay-i Milliye cephesinin bile gür sesle dile getirdiği "Rumlar AB'ye böyle giremez, KKTC'yi temsil edemez" tezi 2002'nin sonunda egemen olan statüko politikasının bir sonucudur. O politika, Rumları güle oynaya, engelsiz bir şekilde AB'ye yolcu ederken, Türkleri kaderine mahkum etmiştir. Neyse ki, o günden referanduma kadar izlenen politikalar Türkiye'nin elini güçlendirmiştir de kaderine mahkum edilen bu insanların şimdi söyleyecek sözü kalmıştır. Eğer, bu diplomatik atak sergilenmemiş olsaydı Kıbrıs Türkü, ambargo yıllarını arayacak bir kuşatılmışlıkla, Türkiye de hiç hak etmediği halde her alanda baskı ve engellemelerle yaşamaya mahkum olacaktı. Vatanperverlik kisvesiyle sürdürülen izolasyon politikası artık bitmiştir. Kıbrıs Türkü oylarıyla, dünyanın koyduğu ambargodan önce, içeriden gelen ambargoları kaldırmıştır. Biraz kendine güven, biraz cesaret Rumları köşeye sıkıştırmaya yetmiş ve Türkiye saygınlık kazanmıştır. Yıllardır sloganlara hapsedilen "Büyük Türkiye" kavramı ilk kez ülkeye değer katan bir gücü ifade etmeye başlamıştır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |