|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
17.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Yüksek Seçim Kurulu Kararı gereğince 28 Mart 2004 tarihinde yapılacak yerel seçimlere katılmak için istifa eden kamu görevlilerinin, aday olamamaları üzerine görevlerine hemen dönüşlerinin mümkün olup olmadığı konusunda bizlere çok sayıda soru ulaşmaktadır. Bilindiği üzere, kamu görevlilerinin geri dönüşlerine ilişkin olarak 2972 sayılı Mahalli İdareler İle Mahalli Muhtarlıklara ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunda yer alan hükümler (Geçici madde13) geçici mahiyettedir. Bu nedenle, istifa eden personelin eski görevlerine dönüşleriyle ilgili olarak, 2972 sayılı Kanunun 36'ncı maddesinde yer alan; "hüküm bulunmayan hallerde 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı" yönündeki hüküm gereğince 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanuna bakmak gerekmektedir. 298 sayılı Kanunun Ek 7. maddesinde konuya ilişkin olarak "Subay, Astsubaylar hariç olmak üzere Milletvekili ve mahalli idareler genel ve ara seçimlerinde aday ve aday adayı olan Devlet Memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde, Yüksek Seçim Kurulunca seçim sonuçlarının ilanını takibeden bir ay içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve atanabilirler" hükmüne yer verilmiştir. Bu çerçevede, gerek 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun Ek 7. Maddesi gerekse de Danıştay Onikinci Dairesinin E: 1999/ 001057 K: 2001/678 sayılı kararı (Kararın metni için bakınız: www.memurlar.net/ Site Yorumları) birlikte değerlendirildiğinde; kamu kurumlarının, aday olamamaları nedeniyle seçime katılamayan kamu görevlilerini, Yüksek Seçim Kurulunca açıklanacak seçim sonuçlarının ilanını beklemeden, atama yapılacak kadronun dolu ya da boş olması ve atanma şekli gibi hususları göz önünde bulundurarak makul bir sürede ataması gerekmektedir. Yurt Dışında Görevli Memurların Yurt İçinde Hastalanmaları Hali Maaş ve sigorta haklarım Türkiye'de olmak üzere Bakanlıklar Arası Komisyon Kararı ile yurtdışında din görevlisiyim. Yıllık iznimi kullanmıştım. Beş gün mazeret izni ile Türkiye'ye geldim. İznimin üçüncü günü burun ameliyatı olarak otuz (30) gün rapor aldım. Bu otuzbeş günlük süre içerisindeki ücretimin durumunu öğrenmek istiyorum. 657 sayılı Kanunun Sürekli Görevle Yurt Dışında Bulunan Memurların Aylıklarını düzenleyen 180'inci maddesinde "… (Ek: 4.7.2001 tarih ve 631 sayılı KHK. Md.5) Sürekli görevle yurt dışına atanan memurlara, yıllık izin ile 181 inci maddede belirtilen hal dışında, yurt içinde geçirilen süreler için yurt dışı aylığı ödenmez. Ancak, yurt dışı görev süresince toplam dört ayı geçmemek üzere, yurt içinde yataklı tedavi kurumlarında yatarak görülen tedavi süresince 156 ncı maddeye göre belirlenen emsal katsayısının 1/3'ü esas alınarak yurt dışı aylığı ödenir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde; 1- Sürekli görevle yurt dışına atanmış olmanız halinde; a)Yıllık izinli olarak geçirdiğiniz sürede yurt dışı aylığınızı tam olarak alırsınız. b)Yurt dışı görev süresince toplam dört ayı geçmemek üzere, yurt içinde yataklı tedavi kurumlarında yatarak görülen tedavi süresince 156 ncı maddeye göre belirlenen emsal katsayısının 1/3'ü esas alınarak yurt dışı aylığı alırsınız. 2- Sürekli görevle yurt dışına atanmamış olmanız halinde, 657 sayılı Kanunun 152'nci maddesinde yer alan hüküm gereğince sadece Sağlık kurulu raporu almanız halinde zam ve tazminatlarınız tam olarak ödenir. Aksi halde yani sağlık kurulu raporu almamışsanız (tek hekim raporunuz varsa) 7 günden sonrası için zam ve tazminatlarınız %25 eksik ödenir. Durumunuzu yukarıda yer verilen iki duruma göre değerlendirmenizi öneririz. 657-4/B'ye Göre Çalışanlar Askerlik Dönüşü Görevlerine Devam Edebilir mi? 657 sayılı Kanunun 4/B maddesine göre çalışmaktayım. Mart 2004 döneminde askerlik çağrım geldi. Askerlik dönüşü aynı işe başlayabilir miyim? Askerlikten dolayı dolayı kıdem tazminatı alır mıyım? 28.6.1978 tarih ve 16330 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda (6.6.1978 Tarih ve 7/15754 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı); sözleşmeli personelin askere gitmesi halinde yeniden işe alınması gerektiği yönünde herhangi bir hüküm yer almamaktadır. Bu nedenle, sözleşmeli olarak çalışanların askere gitmeleri halinde kamu kurumlarının bu şekilde istihdam edilenleri askerlik dönüşü tekrar işe alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer taraftan, 1475 sayılı Kanunun (22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı Kanunun 120 nci maddesiyle, bu Kanunun 14 üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır) Kıdem tazminatını düzenleyen 14'üncü maddesinde gereğince askere gitmeniz halinde kıdem tazminatı almanız mümkündür. Araştırma Görevlisi Mali Müşavirlik Yapabilir mi? Üniversitede Sosyal Bilimler Enstitüsü kadrosunda (daimi kadro değil) Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktayım. Mali Müşavirlik ruhsatım var. Kendime mali müşavirlik bürosu açabilir miyim? 2914 sayılı Kanunun 20'nci maddesinde; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır" hükmü yer almaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağını düzenleyen 28'inci maddesinde; "Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar. (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç). Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri ile kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim ve denetim kurulları üyelikleri görevleri ve özel kanunlarda belirtilen görevler bu yasaklamanın dışındadır. Eşleri, reşit olmayan veya mahcur olan çocukları, yasaklanan faaliyetlerde bulunan memurlar bu durumu 15 gün içinde bağlı oldukları kuruma bildirmekle yükümlüdürler" hükmü yer almaktadır. Bu hükümler çerçevesinde esnaf veya tacir sayılmayı gerektirecek bir ticari faaliyette bulunmanız yasaktır. Dolayısıyla Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik veya muhasebecilik yapamazsınız. Şayet yaparsanız. 657 sayılı Kanunun 125/d bendi gereğince kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılırsınız. 2003/42 sayılı Başbakanlık Genelgesi Artık Kaldırılmalıdır! Şöyle bir soru soralım: Van'da çalışan bir devlet memurunun Adana'ya nakli için Başbakanlıktan izin alınması ne kadar rasyonel bir davranıştır? Veya, daha önce memur olarak çalışan bir kişinin yeniden bir kamu kurumuna dönüşü için Başbakanlıktan izin alınması, koordinasyon merkezi haline dönüştürülmeye çalışılan Başbakanlığın yeni fonksiyonu ile ne kadar uyumludur? Bu iki örnekte ifadesini bulan merkeziyetçilik ne yazıkki bugün hala yürürlüktedir. Bunun da temel sebebi 19.07.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2003/42 sayılı Başbakanlık genelgesidir. Zira, bu genelge gereğince hem daha önce memur olup da kamuya dönmek isteyenler hem de yer değişikliği talebinde bulunan herkes, Başbakanlıktan izin almak zorunda bırakılmaktadır. Hükümetin bir taraftan, "Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı" ile merkezde toplanan çok sayıda yetkiyi yerel yönetimlere devretmeye ve bir taraftan da 2004 yılı Bütçe Kanununda yapılan değişiklikle daha önce zorunlu olan açıktan atamalardaki Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı izinlerini kaldırmaya çalışırken, diğer taraftan da 2003/42 sayılı Genelge ile Başbakanlığın merkeziyetçi yönünü sürdürmeye çalışması izahtan varestedir. Bu nedenle, kamu kurumlarındaki iş ve işleyişe belirli standartların getirilmeye çalışıldığı bugünlerde artık bu düzenlemenin mutlaka değiştirilmesi gerekmektedir. Bunun için de öncelikli olarak siyasi değerlendirmelerin ön planda yer aldığı istifa sonrası dönüşlerde ve kamu personelinin yer değişikliklerinde bir standart oluşturulması, atılacak ilk adım olmalıdır. Bu konuda kamu kurumları arasında sadece Milli Eğitim Bakanlığınca bir standart oluşturulmuş ve yer değişiklikleri hizmet puanı esasına bağlanmıştır. Bu örneğin tüm kamu kurumlarına yaygınlaştırılması gerekmektedir. Aksi halde, geçmiş dönemlerde olan ve siyasi kayırmacılığın başat rol oynadığı uygulamalar hiçbir değişikliğe uğramadan 59. Hükümet döneminde de devam edecektir. 2004/12 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile vatandaşlar tarafından kamu kurumlarına verilen dilekçelerin belirli bir sürede cevaplandırılmasını ve buna uymayan kamu görevlilerinin cezalandırılmasını isteyen Başbakanlığın, atamalar konusunda tıkanan kamu bürokrasisini açmak için, bu konuyu temel bir sorun olarak görmesi ve bir an önce bu konuya eğilmesi en doğru yaklaşım olacaktır. Burada en önemli görev kuşkusuz kamu personeline ilişkin standartları belirlemekle yükümlü olan Başbakanlığa bağlı Devlet Personel Başkanlığına düşmektedir. Devlet Personel Başkanlığının bu yönde hazırlayacağı bir yönetmelik taslağı ile hem istifa sonrası dönüşlerin hem de tüm yer değişikliklerinin belirli standartlara kavuşması sağlanabilir.
Memurun Eş ve Çocuklarının Yurt Dışında Hastalanması ve Tedavi Giderleri
Samsun'da 15 yıllık öğretmenim. Önümüzdeki Şubat tatilinde nasipse eşim ve iki çocuğum ziyaret için Almanya/Frankfurt yöresine gidecekler. Orada hasta olurlarsa tedavi giderlerini benim kurumum (M.E.B.) karşılıyor mu? 657 sayılı Kanunun 209'uncu maddesinde; "Yurt dışında: a) Sürekli görevde bulunan memurlarla eşlerinin, bakmakla yükümlü oldukları ana, baba ve aile yardımına müstahak çocuklarının, b) Geçici görev, bilgi ve görgülerini artırmak veya staj yapmak üzere, yurt dışına gönderilen memurların, hastalanmaları ve mahalli usule göre tedavilerine lüzum gösterilmeleri halinde tedavi giderleri kurumlarınca karşılanır." hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre yurt dışında kimlere tedavi yardımında bulunulacağı belirtilmiştir. Ancak, Sayıştay Başkanlığının 12.3.1981 tarihli ve 4111/1 nolu Kararında özet olarak; Geçici görev, bilgi ve görgülerini artırmak veya staj yapmak üzere yurt dışına gönderilen memurların yanlarında olan veya herhangi bir sebeple yanlarında bulunan eşleri, bakmakla yükümlü oldukları ana, babaları ve aile yardımı ödeneğine müstehak çocukları ile yasal izinlerini geçirmek üzere yurt dışına giden memurların hastalanmaları halinde, belirli şartlar çerçevesinde, yurt dışında yapılan ve Tedavi Yönetmeliğinde belirtilen tedavi giderlerinin kurumlarınca karşılanmasının uygun olacağına karar verilmiştir. Sonuç olarak, yurt dışında kimlere tedavi yardımı yapılabileceği tek tek sayıldığı için bunu genişletmek mümkün değildir. Yani çocuklarınızın veya eşinizin Almanya'da hastalanmaları halinde kurumunuz herhangi bir ödemede bulunmaz.
DMS Sonuçları Ne Zamana Kadar Geçerlidir?
1999'da yapılan DMS'den 77 puan aldım. 1974 doğumluyum. Bizim haklarımız ne zamana kadar sürecek? Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmelik 3/5/2002 tarih ve 24744 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmeliğin Geçici 2'nci maddesinde; "17/10/1999, 12/12/1999 tarihlerinde Devlet memurları için yapılmış olan merkezi sınavlarda yetmiş ve daha yukarı puan alarak başarılı olmuş adayların hakları, (B) grubu kadrolara yapılacak yerleştirmeler için bu Yönetmeliğin yayım tarihinden itibaren iki yıl süreyle geçerlidir." hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, sınav sonucunuz 3.5.2004 tarihine kadar geçerlidir. Diğer taraftan, ÖSYM tarafından 28.1.2004 tarihinde yapılan açıklamaya göre DMS'nin yerine alan yeni KPSS sınavı 10-11 Temmuz 2004 tarihlerinde yapılacaktır. Ayrıntılar için memurlar.net'e bakabilirsiniz.
İstihdam Fazlası Personelin Vergi Matrahı
4046 sayılı kanuna göre Ziraat Bankasından üniversiteye atandım. Geçen yıl vergi matrahım 6 milyar idi. Bu yıl maaşımda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen bu yılki vergi matrahımın 2 milyar olduğunu söylediler. Bu uygulama sizce doğru mu? 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Gerçek ücretleri düzenleyen 63'üncü maddesinde; "Ücretin gerçek safi değeri iş veren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler toplamından aşağıdaki indirimler yapıldıktan sonra kalan miktardır. 5. Mükellefin kendisi, eşi ve çocukları ile ilgili eğitim, sağlık, gıda, giyim ve kira harcamalarının yıllık toplam tutarının 1/3`ü. Şu kadar ki indirim konusu harcamaların Türkiye`de yapılması, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzelkişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi ve bu belgelerin işverene verilmesi şarttır.Bu suretle hesaplanan indirim tutarı, harcamanın yapıldığı yıla ait ücretin yıllık vergi matrahının % 35`ini geçemez. Bu indirim de dikkate alınmak suretiyle hesaplanan vergi ile mükellefin o yıl içinde tevkif suretiyle ödediği vergi tutarı arasındaki fark, ücretlinin ertesi yılda ödeyeceği gelir vergisinden mahsup edilir veya işverenler aracılığı ile kendisine nakden iade edilir. Bakanlar Kurulu bu bentte yer alan % 35 nispetini sıfıra kadar indirmeye kanuni oranına kadar artırmaya veya harcama konuları, harcama ve ücret tutarları itibariyle farklı oranlar tespit etmeye yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Diğer yandan 4046 sayılı Kanunun 22'nci maddesine göre ataması yapılanların maaşlarının dondurulduğu tarihteki vergi matrahlarına uygulanan vergi oranı fark tazminat ödemesi sona erinceye kadar aynı kalmaktadır. Sonuç olarak sizden 2003 yılı içinde kesilen verginin vergi matrahı ne kadarsa, esas alınması gereken vergi matrahı odur. Zaten Gelir Vergisi Kanununda yer alan "Bu suretle hesaplanan indirim tutarı, harcamanın yapıldığı yıla ait ücretin yıllık vergi matrahının % 35`ini geçemez" ifadesi de bu hususu aydınlatmaktadır.
(memurlar.net editörü) aunlu@yenisafak.com Faks: (0312) 472 68 80
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |